У нас вы можете посмотреть бесплатно Düzen Adamı - Alberto Moravia // konuk Alper Hasanoğlu // Deniz Yüce Başarır ile Ben Okurum или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Nedir normallik? Off ne zor soru değil mi? Bu bölümde çok sık kullanacağız bu kelimeyi. Çünkü Marcello beyciğimizin hayattaki en birinci gayesi bu, normal olmak. Kalabalıklarda karışıp gitmek istiyor o, herkes gibi olmak, çocukluğunda varlığından haberdar olduğu, anormal olarak tanımladığı içgüdülerinden kurtulmak istiyor. Garip olan şu ki, hani derler ya, kul kurar kader gülermiş diye, kaçtığı içgüdüler onu tam da arzuladığı gibi, çoğunluğu oluşturan o sıradan insanlardan biri olduğunu düşündüğü anda yakalıyor aslında. Tuzağa düşürüyor hayat onu. Zaten kaçınılmaz bir tuzak bu! Normal olmanın dayanılmaz ağırlığı… Neyse, biraz gizem kalsın, hemen ilk cümlelerde açık etmeyelim Marcello’nun bütün sırlarını… Kim bu Marcello derseniz… Alberto Moravia’nın başyapıtı kabul edilen Düzen Adamı’nın ana karakteri efendim. 1929 yılında, henüz 22 yaşındayken, kendi imkanlarıyla yayımladığı ilk romanı Aylaklar ile Sartre ve Camus’den bile önce varoluşçuluk felsefesinin izlerini edebiyata taşıyan ünlü İtalyan yazar Alberto Moravia’dan söz ediyoruz, evet. Faşizmin sillesini yemiş biri elbette o. Düzen Adamı da zaten faşist İtalya’dan sesleniyor bize. Tam göbeğinden… Merkez bir yerden. Sıradan faşist bireyin dünyasından. Daha Ben Okurum’un ilk bölümlerinde beni kırmayıp, hemen podcastimize katılan ve benimle Stefan Zweig’ın Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu adlı eserini konuşan sevgili psikiyatr arkadaşım Alper Hasanoğlu önerdi Düzen Adamı’ına bana. Onu ikinci kez ağırlamak istediğimde, yine hiç itiraz etmedi ama bu sefer ısrarla Düzen Adamı da Düzen Adamı, dedi. İyi ki öyle yapmış! Sayesinde radarımdan kaçmış büyük bir değeri yakaladım dünya gözüyle. Biz Düzen Adamı’nı konuşurken en çok duyacağınız kelime normal ya da ondan türemiş normallik kelimesi olacak, konuk Alper olunca, Freud, Nietzsche, Heidegger, Foucault de katılacak aramıza. Yani efendim, yine dolu dolu, biraz edebi biraz felsefi bir kitap sohbetiyle karşınızdayız evelallah. • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zw... 28 Kasım 1907’de Alberto Pincherle adıyla Roma’da doğdu, sonradan aldığı Moravia soyadı ailesinin Çekoslovakya kökenine bir göndermeydi. Babası Venedikli bir mimar ve ressamdı. Annesi ise Dalmaçya kökenli dindar bir Katolikti. Alberto Moravia dokuz yaşındayken kemik tüberkülozuna yakalandı ve okulu bırakmak zorunda kaldı. Hayatının beş yılını son iki yılı sanatoryumda olmak üzere, yatağa bağımlı geçirdi. Bu zorunlu yalnızlık ona içindeki boşluğu tanıma ve başkalarını gözlemleme yeteneği verdi. İlerde Moravia’nın edebi yolculuğu başladığında, onunla ilgili kullanılan duygusal kopukluk, yabancılaşma ve soğukluk kavramları içinde büyüyordu yavaş yavaş. Kendini okumaya ve Fransızca, Almanca gibi yabancı dilleri öğrenmeye verdi. Zaten her zaman hayatının iki önemli dönemeci olduğunu söylerdi. Kemik veremi ve dünyaya, özellikle İtalya’ya egemen olan faşizmdi onun hayatının yönünü değiştiren bu iki önemli olay. Dostoyevski, Joyce, Shakespeare, Mallarme, Gogol, Moliere gibi yazarların onun yaşındaki çocuklara bayağı ağır gelebilecek metinlerinin içine gömüldü. Ve küçücükken burun buruna geldiği ölümü bir de edebiyatın gözünden tanıdı. Tabii sadece ölüm değildi satırların ona yansıttığı. Yatağı dışında hayat kitap sayfalarında can buluyordu ancak Sonunda 18 yaşındayken sanatoryumdan çıktı. Ve Roma’ya dönmeden önce temiz havanın sağaltıcı gücüne kendi teslim ettiği Alpler’de ilk romanı Aylaklar’ı yazmaya başladı. Bu arada, çeşitli dergilerde öyküleri görünüyordu. 1929 yılında cebinden 5000 liret ödeyerek bastırdığı ilk romanı Aylaklar, edebiyat çevrelerinde çağdaş edebiyatın iyi bir örneği olarak kabul edildi. Ama Moravia, İtalya burjuvazisini ahlaki çürüme içinde bir topluluk olarak resmedip, burnu büyüklük, kayıtsızlık ve ikiyüzlülüklerini hiç çekinmeden ortaya koyduğu için, her türlü insani değeri hiçe saydığı gerekçesiyle Duçe ve yandaşları tarafından rahatsız edici bulundu. Edebi çevrelerin olduğu kadar faşistlerin de dikkatini çekmişti yani. Ertesi yıl La Stampa gazetesiyle çalışmaya başladı. Carreteri ve Ogi gibi edebiyat dergilerini hayata kazandırdı. Ancak savaş yaklaştıkça, faşist rejimin onun eserleri üzerindeki baskısı artıyordu. 1935 yılında yayımlanan romanı Yanlış Hedefler hakkında gazete ve dergilerde yazı çıkması yasaklandı, 1941’de Maskeli Balo toplatıldı, İki Ergen yasaklandı. (Bu arada kitapların çoğu Türkçe’de olmadığı için, İtalyanca bilgim de sınırlı olduğundan, yani çoook sınırlı olduğundan, hiç diyebiliriz, Google translate güvenerek ve İngilizcelerinden esinlenerek veriyorum roman adlarını, affola!) Siyasal şiddetin insanların ruhunda açtığı yaraları göstermesi gibi savaş sırasındaki yıkımı yansıtması da hoşlarına gitmemişti tabii. Sonunda Moravia faşist rejimin şerrinden kaçmak ama üretmeye devam edebilmek için, alegorilerle yüklü sürrealist metinlere yöneldi. #benokurum #denizyücebaşarır #kitapkulübü #albertomoravia #alperhasanoğlu