У нас вы можете посмотреть бесплатно Şengal Dağı ve Êzîdî varlığı или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Merwan ZERDEŞT yazdı Êzîdîlerin kültür, tarih, hafıza ve inanç haritasını temsil eden bu dağ neden ısrarla dar bir askeri bağlama sıkıştırılarak operasyonların hedefi yapılmak isteniyor? Şengal’deki aşiretlerin önde gelenleri, Şengal’e dönük yeni askeri plan ve tehditlere karşı 16 Şubat’ta toplanıp ortak bir açıklama yayınladı. Açıklamada, Türk devletinin Irak eliyle uygulamaya çalıştığı planın, Êzîdî toplumunu her türlü saldırıya açık hale getirdiğini, Şengal’i savunmasız bıraktığını dile getirdiler. Şengal Dağı’nın 'Aşiret Önderleri' imzasıyla yayımlanan açıklamada, tarihsel olduğu kadar güncel de olan şu vurgu vardı: “Şengal Dağı yalnızca coğrafik bir toprak parçası değildir, Êzîdîleri yüzyıllardır fermanlardan koruyan son sığınağımızdır ve bizim kırmızı çizgimizdir.” Êzîdî toplumu bu açıklamayı yaparken hem kendilerine dönük tehlikenin varoluşsal olduğunun bilincindeydi hem de Şengal Dağı’nın Êzîdî varoluşu açısından anlamının. Kırmızı çizgi demek, varoluşa dönük tehdide karşı her koşulda varlığını korumak demek. Peki Êzîdî toplumu ile Şengal Dağı arasındaki bu anlam ve varlık ilişkisi tarihsel süreçte nasıl şekillendi? Êzîdîlerin kültür, tarih, hafıza ve inanç haritasını temsil eden bu dağ neden ısrarla dar bir askeri bağlama sıkıştırılarak operasyonların hedefi yapılmak isteniyor? Êzîdîlerin Şengal Dağı’na tam olarak ne zaman yerleştikleri bilinmese de İslam öncesi Kürt inançlarının da merkezi olduğu, birçok Kürt kabilesinin bölgede binlerce yıldır yaşadığı biliniyor. 7. yüzyıldaki İslam fetihleri sırasında bölge Müslüman Arapların kontrolüne geçse de dağlık alanlarda yaşayan ve muhtemelen Êzîdîlerin öncülleri olan kabileler kendi inançlarını korumaya devam etti. Dağa dayalı yaşam ve savunma Êzîdîlerin, Şengal Dağı’na gelişine dair daha somut bilgiler 11.yüzyıla dayanıyor. 12. yüzyılda Laleş’e yerleşen Şêx Adî’nin bir süre Şengal’e de geldiği rivayet edilir. O dönemde Êzîdî nüfusu ağırlıkta Musul ve Şêxan bölgelerinde yoğunlaşmıştı. Şengal Dağı’ndaki ilk büyük nüfus yerleşimleri, 13. yüzyıla dayandırılır. Bu dönemde Moğol orduları bölgeye yayılırken Êzîdîlere karşı kırım saldırıları gerçekleştirmiş, binlerce kişi katledilmiştir. Özellikle 1254'te Musul Valisi Bedreddin’in Moğolların desteğiyle gerçekleştirdiği saldırılar, kutsal Laleş’e kadar uzanmıştır. Bu saldırıların sonucunda Êzîdîler yönünü Şengal Dağı’na çevirmiştir. Şengal’in korunaklı yapısı, Êzîdî topluluğunun savunma ihtiyacını karşılamış ve Êzîdîler yüzyıllardır Şengal Dağı’na dayalı bir varlık, yaşam ve savunma sistemi oluşturmuşlardır. Sûra Şerfedînleşmesi Êzîdîlerde en önemli dini ve toplumsal kimliklerden olan Şerfedîn de (Şêx Şerfedîn), Şengal’e 13. yüzyılın ortalarında, Musul Atabeyi Bedreddin’in saldırıları sonrasında gelmiştir. Onun Şengal'e gelişi, Êzîdîler için sadece bir yerleşim değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesinin başlangıcıdır. Şerfedîn, Laleş'ten kaçan ve dağılan Êzîdî aşiretlerini Şengal Dağı'nın sarp yamaçlarında bir araya getirerek bu saldırılara karşı örgütlü bir savunma başlatmıştır. Bu direniş, Êzîdîlerin o dönem tamamen yok olmasını engellemiş ve Şengal’i "geçilemez bir kale" haline getirmiştir. Êzîdîler de Şengal Dağı’na ‘Sûra Şerfedîn’ yani ‘Şerfedin Kalesi’ adını vermiş, direnerek şehid düştüğü Şengal Dağı’nda ona atfen Şerfedin Türbesi’ni kurmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Şengal, Êzîdî direnişinin ana kalesi haline gelmiştir. Vergilendirme ve zorunlu askerlik gibi politikalara karşı Êzîdîler Şengal Dağı'nı merkezi bir yerleşim ve savunma alanı olarak kullanmıştır. En son 2014 fermanında da Êzîdîler dağa sığınarak varlıklarını koruyabildi, orada öz savunma güçlerini örgütleyerek topraklarını özgürleştirdi. Irak'ın faydası ne? Şimdi Irak hükümeti, Türk devletinin de baskısıyla Êzîdîlerin bu kutsal varlık alanına yönelmek istiyor. Şengal Dağı’nın hafızasını, kutsal mekanlarını, köklerini, Êzîdî varlık alanı olma hakikatini göz ardı ederek askeri seferlere, fetihlere meylediyor. Irak hükümeti, nasıl bir güvenlik sorunu yaşıyor ki bunu Êzîdîlerin varlık ve yaşam alanına yönelerek çözmeye çalışıyor? Irak ordusu, Êzîdî toplumunun çocuklarını dağdan kovmaya çalışarak neyi ispatlamaya, neye egemen olmaya çalışıyor? Şengal Dağı, yüzyıllardır kendisinden olmayanı, kendisini anlamayanı, kendisini korumayanı, kendisine saldıranı kabul etmedi. Saddam Hüseyin, 1970’li yılların ortasında Êzîdî dağ köylerini boşaltarak onları ovada her türlü soykırım saldırısına açık hale getirmişti. Şimdi, dağın savunmasını yapan çocuklarına güvenen Êzîdîler, Şengal Dağı’ndaki eski köylerine yeniden yerleşmekte, yüzlerce yeni ev inşa etmektedir. Irak hükümeti, Şengal Dağı’nın Êzîdîler için ne anlama geldiğini yeniden düşünmeli, burayı bir askeri egemenlik alanı olarak değil, bir toplumun kutsal yaşam alanı olarak kabul etmelidir.