У нас вы можете посмотреть бесплатно 1 kürsüden beyinlere 5 - Mehmet Akif Ersoy или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Geçin nücûmu... Sehâbiyyeler de, hakkıyle Tekâmül etmek için uğraşır, döner, didinir Birer kâbile, birer kâinât-ı vâsi’dir. Bu kâinât-ı semâviyyenin -ki bir takımı Deminki âile şeklindedir- kalan kısmı, Henüz meşîme-i hilkatte saklı efrâda. Hayât vermek için muttasıl çalışmakta.. Nedir ki sâha-i kudret denen bu zıll-i medîd? Ziyâ adımları hattâ mesâhadan nevmîd! Nedir nizâm-ı mesâî bu küll-i sâ’îde ? Nedir ki sevk ediyor hiç dağıtmadan ebede? Bu bî-nihâye avâlim idâresiz yürümez... Fakat idâre için hangi noktadır merkez? Nedir ki mevki’i, eb’âda sığmayan bu yığın İçinde, şimdi bizim kendi kâinâtımızın? Harîm-i hikmet-i eşyâya hiç sokulmamalı: O, bir cihân-ı muammâ ki büsbütün kapalı! Bilir misin, ne kadar hîç imişsin ey idrâk! Bu ukdeler edecek miydi böyle sîneni çâk? Ya sen, ne âciz imişsin zavallı akl-ı beşer? Mücâheden çıkacak mıydı bi’n-netîce heder? Evet, avâlimi, hiç şüphe yok ki, bir kânûn İdâre etmede... Lâkin nedir meâli onun? Cihan şu gördüğümüz kitleden ibâret mi? Bütün avâlim-i meşhûde, yoksa, hiç ismi Bilinmeyen, sayısız, kâinât-ı uhrânın Kemîne cüz’ü müdür? Mâverâsı ekvânın, Adem değilse, nasıldır, nedir vücûdu aceb? Neden bu leyl-i serâir açılmıyor, yâ Rab? Bu cûş-i cür’eti etmekte ansızın mebhût, Şu ses ki, mevc-i bülendiyle çalkanır melekût: “Unutma kendini, hem bilmiş ol ki ey insan, Müebbeden kalacak hilkatin esâsı nihan. Semâyı alması kâbil mi bir avuç hâkin? O sâhalar ki, yetişmez ziyâ-yı idrâkin, Tasavvur et: Ceberûtum için bidâyettir! Mükevvenât ki fikrince bî-nihâyettir, Kemîne zerresidir âsûmân-ı hilkatimin. Gelip kenârına ummân-ı sermediyyetimin, Rükû eder ebediyyen, kıyâm eden idrâk; Zekâ sücûda varır, vehm olur karîn-i helâk. Senin o sâhada yoktur işin! O sâha, benim, Bütün halâika mesdûd Kâbe Kavseyn’im! Harîmi, zâir-i tahmîn için küşâde değil; Sarây-ı vahdetimin durma karşısında, çekil! Çekil de feyz-i mübînimle tâ ezelde sana Müsahhar eylediğim bir cihânın ortasına Atıl... Fezâyı dolaş, âsûmâna çık, yere in; Lisân-ı gaybım olan beyyinât-ı hikmetimin, Vücûdu inleten âheng-i yek-meâlini duy! Düşünme haydi şu âheng-i sermediyyete uy: “Bekâyı hak tanıyan, sa’yi bir vazîfe bilir; Çalış, çalış ki, bekâ sa’y olursa hakkedilir.”