У нас вы можете посмотреть бесплатно İNSAN VE ZAMAN - 9. SÖZ 4. 5. NÜKTELER или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
/ sozlerdersi 2:51 Kâinatta, mekanda hep yedili bir sistem var. اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّۜ “Allah, yedi (kat) göğü (ve) yerde de onların mislini yaratandır.” (Talâk (65) 12. Ayet) Vakit olarak da altılı bir sistem var. وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍۗ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ “And olsun ki, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı.” (Kâf (50) 38. Ayet) Tevratta “yedinci gün dinlendi” şeklinde geçer. Kur’an ona cevap veriyor. Maddenin hareketine zaman diyoruz. İbn-i Arabi’ye göre bu hareket bulma yedinci gündür. 5:55 On Yedinci Söz’de Üstad sağ-sol-ön-arka-yukarı-aşağı’yı anlatırken zaman üzerinden anlatıyor. Sağ-sol: İnsalık tarihi, Sosyolojik zaman Alt-üst: İnsanın biyo-psikolojik zamanı Ön-Arka: Kozmolojik zaman 7:58 Nûn-u نَعْبُدُ nüktesinde namazı anlatırken insan, dünya, kâinat üzerinden anlatması, aslında üç zaman algısı demek. Beyazıt Camisi’nin genişlediğini söyleyerek sosyolojik zamana, Daha da genişletip kâinattaki bütün zerrat ile anlatması kozmolojik zamana, Sonra da kendi nefsine dönüp (tüm hücrelerinin ve latifelerinin tesbihlerini işitiyor) biyo-psikolojik zamana işaret ediyor. Bu aslında bilincin üç katmanı oluyor. 8:44 On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı’na gidiyoruz. Orada da üç katman var: Bismillah, kâinat çapında; Bismillahirrahman, dünya çapında; Bismillahirrahmanirrahîm insan çapında. Kâinat, zîvücut; dünya, zîhayat; insan zîşuur. 15:12 “Baktım ki, ben bir cenazeyim, üç mühim büyük cenazenin başında duruyorum. (…)” (11. Lem’a) Yine insan, dünya, kâinat. 15:53 “Ölmeden önce ölünüz” “(…) hiç hayale, faraza lüzum kalmadan, bu kısa ömür ağacının başındaki tek meyvesi olan kendi cenazesine bakabilir. Onunla yalnız kendi şahsının mevtini gördüğü gibi, bir parça öbür tarafa gitse asrının ölümünü de görür; daha bir parça öbür tarafa gitse dünyanın ölümünü de müşahede eder, ihlâs-ı etemme yol açar.” (İhlâs Risalesi) 21:20 Biz dünya ömrü ile ikindinin kerâhat vaktindeyiz. (Âhirzamanın son zamanlarındayız.) 33:19 Vakit ile Cenâb-ı Hakk’ın nimetleri arasında (maddî olsun, manevî olsun) doğrudan bir alâka var. Vakit (dua vakti, ibadet vakti, fidelerin toprağa dikim vakti vs), Cenâb-ı Hakk’ın yönelmesinden hâsıl oluyor. Sen vakte uyduğun zaman, Cenâb-ı Hakk’ın esmâlarının cilvelerine müteveccih olmuş oluyorsun. Doğru zamanda doğru yerde beklemiş oluyorsun. 34:37 “İnsan (her gün) sabah kalkıp (pazara çıkar), nefsini satışa arzeder. Kimi onu azâd, kimi de helâk eder.” (Hadis) 37:22 Pek çok insan kırk yaşına kadar dünyadan ne kazanacaksa kazanıyor veya kazanamıyor. Ondan sonrası gençken hazırladıklarının organizasyonu. Tıpkı sabah vakti çalışıp öğle vaktine kadar işleri bitirmek gibi. (Ondan sonra verim düşecektir. Bu sebeple sabah vakitlerinin ve gençliğinin kıymetini bil!) 38:39 “gafletten sıyrılıp, o manasız ve bekasız şeylerden çıkıp” : Üstad’ın dünyevî meselelere bakışı. 39:17 “celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip (…)” Üstad rükûyu acz, kudret ve celâl ile; secdeyi de fakr, rahmet ve cemâl ile ilişkilendirilmiş. 40:39 “Asr vaktinde ki o vakit, hem güz mevsim-i hazînanesini” : Hüzün ile alâkalı. Âhirzaman peygamberi hakkında da “mahzun nebî” denir. 42:30 “huzur-u kibriyasında kemerbeste-i ubudiyet olmak” : Namazlaşmak 44:00 Mağrip vakti “zevalde gurub eden mahbublara perestiş edenleri şiddetle ikaz eder bir zamandır.” 51:18 “ (…) mahlukat namına kâinatın cemaat-ı kübrası ve cem'iyet-i uzmasındaki ibâdât ve istianatı ona takdim etmek” : Bütün varlıkların ibadetini kendi ibadeti içine alıp O’na takdim etmek. Hatırla: “Namaz dahi, bütün ibâdâtın envaını şamil bir fihriste-i nuraniyedir” (Üçüncü Nükte’den). Namazda kâinattaki (varlıktaki) bütün ibadetlerin fihristesi var.