У нас вы можете посмотреть бесплатно "Anılarım ve Mustafa Suphi" Ramazan Kırtaş или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
İçimizden biri: Ramazan KIRTAŞ Bazı hayatlar vardır; büyük tarih anlatılarının dipnotlarında değil, yaşanmışlıkların sessiz sürekliliğinde anlam kazanır. Ramazan Kırtaş’ın hikâyesi de böyledir. O, kendisini hiçbir zaman “merkezin sesi” olarak sunmadı. Ama tam da bu yüzden, tarihin kenarında kalan ama kopmayan bir hattın tanığı oldu. Bu hat; Türkiye’de solun, sosyalizmin, emek mücadelesinin ve hafızanın gürültüsüz ama inatçı sürekliliğidir. Ramazan Kırtaş’ın anıları, yalnızca kişisel hatıralar değildir. Onlar; 1950’lerden bugüne uzanan bir toplumsal yürüyüşün içerden kaydıdır. Yoksullukla, emekle, siyasetle, baskıyla ve dayanışmayla yoğrulmuş bir hayatın notlarıdır. O, çocukluğunu ve gençliğini, Türkiye’nin siyasal olarak sertleştiği yıllarda yaşadı. Eğitim hayatı, erken yaşta siyasallaşma, kitaplarla ve tartışmalarla kurulan bir bilinç… Ve çok erken bir fark ediş: Bu ülkede düşünmek, bedel ödemeyi de göze almak demektir. Ramazan Kırtaş’ın siyasal yolculuğu; tek bir örgüte, tek bir döneme ya da tek bir kimliğe sığmaz. TİP, TKP, İKP, İGD, dernekler, sendikalar, yerel mücadeleler… Ama bunların hiçbiri bir “etiket” olarak durmaz anılarında. Hepsi, aynı sorunun etrafında döner: Bu ülkede eşitlik, adalet ve özgürlük mümkün mü? 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, yasakları, gözaltıları, fişlemeleri yaşamış bir kuşaktan söz ediyoruz. Ama Ramazan Kırtaş’ın anılarında dikkat çeken şey, yenilgi anlatısı değildir. Daha çok şudur: Nasıl ayakta kalındı, nasıl vazgeçilmedi, nasıl yeniden başlandı? İşte tam bu noktada, Mustafa Suphi ile kurulan bağ anlam kazanır. Mustafa Suphi, 1921’de Karadeniz’de katledildi. Ama onunla birlikte bir düşünce öldürülemedi. Suphi’nin yarım kalan yolu, ardında bir boşluk bırakmadı; aksine, sessiz bir miras bıraktı. Bu miras, bazen bir gazetede yazı yazan bir gençte, bazen bir sendika toplantısında söz alan bir emekçide, bazen de Ramazan Kırtaş gibi, hayatını hafıza ve mücadele arasında kuran insanlarda yaşadı. Ramazan Kırtaş, Mustafa Suphi’nin doğrudan devamı değildir. Ama onun ardılıdır. Çünkü ardıllık, aynı dönemde yaşamak değil; aynı soruyu taşımaya devam etmektir. Suphi’nin sorduğu soru şuydu: Bu topraklarda sosyalizm, yalnızca bir fikir mi olacak, yoksa yaşayan bir toplumsal hat mı? Ramazan Kırtaş’ın anıları, bu sorunun cevabını teoride değil, hayatta arar. Onun hikâyesi; büyük kahramanlık anlatılarından çok, küçük ama dirençli adımların tarihidir. Bugün “Anılarım ve Mustafa Suphi” başlığıyla yapılan bu söyleşi, iki zamanı yan yana getiriyor: 1921’de yarım kalan bir yol ile o yolun, on yıllar boyunca elden ele, kuşaktan kuşağa taşınışını. Bu video, bir biyografi değildir. Bir övgü metni de değildir. Bu video, bir tanıklık çağrısıdır. Çünkü hafıza, anlatılmadığında eksilir. Anlatıldığında ise çoğalır. Ramazan Kırtaş’ın anıları bize şunu hatırlatıyor: Tarih yalnızca kazananların değil, vazgeçmeyenlerin de yazdığı bir şeydir. Ve bazen, bir insanın hayatı, bir ülkenin susturulmuş sorularını taşımaya yeter.