У нас вы можете посмотреть бесплатно Müze ve Mimarlık #4: Ali Artun "Louvre-Bilbao - Müzede Modernliğin Kuruluşu ve Yıkılışı" или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Ali Artun “Müze ve Mimarlık” serisinin dördüncü oturumunda müzecilikte modernliğin kuruluşunu ve yıkılışını 200 yıl arayla faaliyete geçen iki önemli müze örneği üzerinden “Louvre - Bilbao: Müzede Modernliğin Kuruluşu ve Yıkılışı” başlıklı sunumuyla ele aldı. Konuşmanın başında modern, evrensel ve kamusal müzenin temelini atarak modernliği kuran müze olan Louvre Müzesi’nin ilk adımlarını anlattı. Modernlikle birlikte okumanın yerini görmenin alması ile artık insanın dünyayı resim olarak kavramaya başladığını belirtti. Bu durumun insanın özne olabilmesini sağladığına dair Heidegger’in düşüncelerini aktardı. Benedict Anderson’ın hayali cemaatler olarak tanımladığı ulusların kurulabilmesi için gerekli öğeler olarak belirttiği “sınır, ortak tarih ve nüfus”un tarihi canlandırma işlevini yerine getiren parçasının müzeler olduğunu belirtti. Modern resimde artık yalnızca Tanrı, azizler ve aristokratların değil, ulusun da resmedilmesinin bir sonucu olarak sanatın uluslara göre tasnifi ve böylece ulusal sanat tarihinin, sanatta tanrısallıktan kopuş ve bireyselleşmesinin de tıpkı “estetik” ve “güzel sanatlar” terimlerinin ilk kez tanımlanması gibi Louvre Müzesi ile eş zamanlı başladığını aktardı. 80li yıllarda küreselleşmenin yönünün sanayiden finansa çevrilmesi ile çöken kentlerin ayağa kaldırılması için sanatçılardan faydalanıldığını belirtti. Bilbao Guggenheim Müzesi’ni de bir müze olarak değil de kentsel dönüşümün medyası, bir ekran ve postmodern zamanların örnek müzesi olarak tanımladı. Artun, O yıllarda Guggenheim küratörü olan Thomas Krens’in Guggenheim üzerinden küresel şirket modelli müze zinciri çabasından bahsetti ve zaman içinde dünyanın çeşitli yerlerinde ünlü mimarlarla işbirlikleri ile açılan, hedeflenen etkiyi yaratamayıp kapanan veya maliyeti yüzünden halkın tepkisini çektiği için uygulanamayan projeler olarak kalan Guggenheim örneklerini ve Krens’in diğer benzer nitelikte çalışmalarını belirtti. 20. yüzyılın sanatın altın çağı haline gelmesinin sonucunda sanat ve mimarlık arasında oluşan çekişmenin postmodern müzelerin, içerideki sanat eserleri ile yarışacak mimari özelliklere sahip olacak şekilde tasarlanmasına sebep olduğunu vurguladı. Bu postmodernleşmenin sanatın kendi içinde de yarattığı değişimleri David’in Napolyon’u ile Jeff Koons’un balon köpeği karşılaştırması ile somutlaştırdı. Değerli katkıları için Ali Artun’a, destekleri için Stoneline’a teşekkür ederiz. Ali Artun “Müze ve Mimarlık” seminer dizisinin video kayıtlarına YouTube kanalımızdan ulaşabilirsiniz.