У нас вы можете посмотреть бесплатно KABEYİ BASIP HACILARA SALDIRDILAR! или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
20 Kasım 1979… Sabah namazı yeni bitmişti. Mekke’de, dünyanın en kutsal mekânında binlerce insan dua ediyordu. Kimse birkaç dakika sonra yaşanacakların İslam tarihinin en karanlık olaylarından biri olacağını bilmiyordu. Kâbe’nin kapıları aniden kapandı. Minarelerden silah sesleri yükseldi. Ve bir adam bağırdı: “Mehdi geldi. Kıyamet yaklaştı.” Bu adamın adı Cüheyman el-Uteybi’ydi. Eski bir askerdi. Radikaldi. Ve sisteme karşıydı. Ona göre Suudi Arabistan gerçek İslam’dan uzaklaşmıştı. Batı etkisi artıyor, kıyamet yaklaşıyordu. Yanındaki adamın adı ise tesadüf değildi: Muhammed bin Abdullah el-Kahtani. İslami rivayetlerde Mehdi’nin adı işte tam olarak buydu. Cüheyman ve taraftarları bunun bir tesadüf değil, ilahi bir işaret olduğuna inanıyordu. Peki silahlar Kâbe’ye nasıl sokuldu? Cevap sonradan ortaya çıktı: Tabutların içinde. Cenaze namazı bahanesiyle getirilen tabutların içi otomatik silahlar, cephane ve erzakla doluydu. Dakikalar içinde kapılar kapatıldı. Minarelere keskin nişancılar yerleştirildi. Hoparlörlerden Mehdi çağrıları yükseldi. İçeride binlerce sivil vardı. Bazıları bunun bir tören olduğunu sandı. Bazıları secdeye kapandı. Ve bazıları kıyametin geldiğine inandı. Dışarıda Suudi güvenlik güçleri vardı. Ama içeri giremiyorlardı. Çünkü burası Kâbe’ydi. Silah kullanmak dini olarak yasaktı. Devlet ilk kez şu soruyla yüzleşti: “Kutsal bir mekânda kan dökülebilir mi?” Saatler geçti. Günler geçti. İçeride susuz kalanlar, yaralananlar ve ölenler vardı. Sonunda bir fetva çıktı: “Masumları kurtarmak için müdahale caizdir.” Ama bir sorun daha vardı. Kâbe’nin altı labirent gibi tünellerle doluydu. Suudi birlikleri bu operasyon için yeterince hazırlıklı değildi. Ve işte burada çok az bilinen bir detay devreye girdi: Fransa. Suudi Arabistan, Fransız özel timlerinden teknik destek aldı. Kayıtlara göre bu askerler Kâbe’ye girebilmek için sembolik olarak Müslüman ilan edildi. Çatışmalar başladı. Gaz bombaları, dar tüneller, yakın mesafe çatışmaları… Ve sonunda Mehdi ilan edilen adam öldürüldü. Cüheyman ise yakalandı. Baskın tam 14 gün sürdü. Sorgulamalar her şeyi ortaya çıkardı. Bu bir mucize değildi. Bu ilahi bir olay değildi. Bu bir radikal ideolojiydi. Kıyamet inancıydı. Ve dini duyguların istismarıydı. Cüheyman Mehdi olmadığını biliyordu. Ama Mehdi’nin gelişini hızlandırdığına inanıyordu. 1980 yılında Cüheyman el-Uteybi ve sağ kalanlar idam edildi. Bu olaydan sonra Suudi Arabistan tamamen değişti. Dini kurallar sertleşti. Toplum daha sıkı denetlendi. Kâbe’nin güvenliği baştan yazıldı. Ve “Mehdi” iddiaları resmen tehlikeli propaganda sayıldı. Bugün tarihçiler hemfikir: Bu olay esrarengiz başladı ama tamamen çözüldü. Ne cin vardı. Ne mucize. Sadece şu gerçek kaldı: İnanç, yanlış ellere geçtiğinde dünyanın en kutsal yerini bile bir savaş alanına çevirebilir. #tarih #kabe #ilginçbilgiler #ilginçhikayeler