У нас вы можете посмотреть бесплатно Seviyorum Diyende Usandım, Severim Diyenden de Usandım… | Abdullah Baba (ks) Hz.leri... или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Mürşid-i Kamilin Dilinden 1447-2026 Ramazan Sohbetleri - 18 - Hadimul Fukara Abdullah GÜRBÜZ (ks) Hz.leri Seviyorum Diyende Usandım, Severim Diyenden de Usandım… Celaleddin Rumi… Yani Mevlânâ. Mevlânâ ismi, “Mevlâ’nın dostu”, “Allah’ın sevgili yari” anlamına gelir. Bir gün bu büyük zat hastalanır. O dönemde Selçuklu Sultanı olan Alaaddin Keykubat, sarayın yüksek bir yerinden Konya’ya bakar. Bütün caddelerin insanlarla dolduğunu görür. İnsanlar fevç fevç gelmektedir. Gözyaşı, hıçkırıklar, ağlama, zikir ve feryat… Sultan sorar: “Bunlar kim? Bir isyan mı var?” Cevap verirler: “Hayır efendim… Bunlar Celaleddin Rumi’nin âşıklarıdır.” Nasıl kelebekler ışığın etrafında dönerse, işte onlar da öyle. Mevlânâ hasta olduğu için ziyarete geldiler. Belki de cenaze namazına yetişecekler. Sultan hayret eder: “Bunu nasıl biliyorlar? O zaman telgraf da yoktu.” Ama kalp telgrafı vardı. Kalp telefonu vardı. Kalp aynası vardı. Nitekim ilahide söylendiği gibi: “Yalan söylemez, haram yemez. Yemen ellerinde Veysel Karani…” Eğer yalan söylersen, haram yersen, yemin edersen; elbette göremezsin. Onlar öyle bir hâl almışlardı ki, Konya fevç fevç dolmuştu. Sultan Alaaddin Keykubat şöyle der: “Biz hastalandığımız zaman neden bunların haberi olmuyor? Konya’nın haberi bile olmuyor.” Cevap verirler: “Efendim, onlar Allah’ın dostlarıdır. Basiret gözleri açılmıştır.” Sultan şöyle der: “Öyleyse bizden selam söyleyin. Allah ona hayırlı ömür, sıhhat ve afiyet versin.” Sultanın âlimleri, paşaları ve vezirleri Mevlânâ’yı ziyarete giderler. İçeri girdiklerinde görürler ki: Büyük Mevlânâ bir şilte üzerinde yatmaktadır. Yanında Hüsamettin Çelebi vardır. Elinde kalem ve divit ile Mevlânâ’nın söylediği Mesnevî’yi yazmaktadır. Gelenler der ki: “Sultan Alaaddin Keykubat size selam gönderdi. Allah size hayırlı ömürler, sıhhat ve afiyet versin.” Mevlânâ şöyle cevap verir: “Bırakın… ‘Seviyorum’ diyenden de usandım, ‘Severim’ diyenden de usandım.” “Aşık, maşukuna kavuşacak.” “Gerdek gecesine giren bir damadı arkasından niçin çekiyorsunuz?” “Ben o dosta gidiyorum. Ben o Hâlık-ı Zülcelâl’e gidiyorum. Ben Nur-u Muhammedî’ye gidiyorum.” “Benim için dua edip de beni dünyaya çekmeyin.” “Ben öldüğüm zaman ağlamayın. Düğün yapın, bayram yapın.” İşte buna Şeb-i Arûs denir. Çünkü o gece, kulun Rabbine kavuştuğu gecedir. Aşık, maşukuna kavuşur. Kul, Rabbine kavuşur. Ve onlar, bu mübarek günleri böyle ihya etmişlerdir. @Abdullah Baba #abdullahbaba #abdullahbabacom #ramazansohbetleri2026