У нас вы можете посмотреть бесплатно Arabî Blues I - Destiny of the Desert (Psychedelic Oriental Folk Rock) или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
1982 yılının Şubat ayı... Zalim Beşar Esad'ın babası (o zamanki devlet başkanı) zalim Hafız Esad, Hama'ya saldırdı. Hama üç hafta boyunca kuşatıldı. Kimyasal silahlar kullanıldı. Bir aya yakın süren katliamda Hama'da 30 bin kişi öldürüldü. 17 bin kişiden hiç haber alınamadı. 🇹🇷 AÇIKLAMA Parça adı "Arabî Blues". Anlatılan hikayelere göre "Blues" insanı yaşamın doğduğu yere götürür. Bomba seslerinden, yıkılan binalardan, kölelerin ayaklarındaki zincir seslerinden çok uzaklara götürür. Fakat bu parçadaki "Blues" tonları sizi oralara götürmez. Zaten hikayelerin temel problemi hikayedeki olay gerçekleştikten sonra anlatılıyor olmalarıdır. Parçadaki vokalin sözleri Hama bölgesinde meşhur anonim bir ezgiden alıntıdır. Hafif bir şiirsel dokunuşla şu şekilde çevrilebilir: "Dinle, ey yoldaşım Ah… lau'la, lau'la… Geceye gömülmüş bu dağlar Ah… lau'la, lau'la… Yaralı ama kadim topraklar Ah… gecenin gözü lau'la, Ateş sönmeden yürüyenlerin memleketi Toprak masal anlatır, Rüzgâr sürgünleri çağırır Lau'la Yol bitmez, Gölgeler konar omzumuza" (Lau'la kelimesinin net bir anlamı yoktur. Keşke-eğer karışımı bir anlamı ifade ediyor diyebiliriz.) **************************** Bu parça, bir coğrafyayı değil, orada sessizce biriken bir yükü taşır. Bu parça anlatmaz. Saymaz. İsim vermez. Uzun süre bastırılmış bir ses gibi ilerler. Toprağın altından gelen bir titreşimle. Duvarların hafızasıyla. Söylenememiş olanın ağırlığıyla. Ama bu hafıza masum değildir. Taşır. Saklar. Üzerine basıldıkça sertleşir. Müzik ağırdır. Çünkü hızlanmak bir çıkış değildir burada. Zaman genişler, ses daralır. Kaçacak yer kalmaz. Sona doğru giren vokal, bir söz değildir. Bir çağrı da değildir. Daha çok, geç kalmış bir nefes ya da artık kime ait olduğu bilinmeyen bir ağıt kırıntısı gibidir. Ses yükselmez. Çünkü yükselen her şey bir süre sonra hedef olur. Bu parça adalet istemez. Teselli sunmaz. Hatırlatmaz bile. Unutmanın bile lüks olduğu bir yerden konuşur. Sadece şunu yapar: Unutulmuş sanılan bir yerin unutulmadığını sessizce kayda geçirir. Ve bu kayıt kimseye verilmez. Silinmez. Affedilmez. Arabî Blues, mavi değildir. Rahatlatmaz. Bu, suskunluğun ritme dönüşmüş hâlidir. Ve bazı suskunluklar öldükten sonra bile konuşmaya devam eder.