У нас вы можете посмотреть бесплатно Peaceful Warrior — 2006 , Dingin, Huzurlu Savaşçı или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
peaceful warrior bir spor filmi gibi başlar... ama insanın hakikatine uyanış hikâyesidir... bu film, millman’ın dış başarıdan iç huzura uzanan yolculuğunu anlatırken aslında modern insanın trajedisini anlatır: zirveye tırmanırken kendini kaybetmek... millman gençtir, yakışıklıdır, başarılıdır... olimpiyat hayaliyle yaşayan elit bir jimnastikçidir... alkışlara alışmıştır... fakat geceleri uyuyamaz... çünkü insanın içi boşsa, dışındaki başarı onu mutlu yapmaz... modern psikolojinin de söylediği gibi; performans kimliği, bireyin varlığını başarıya bağladığında kırılgandır... peki ya asıl mutluluk nedir, hem iç hem dış dünyamızı dengede tutacak asıl mutluluk nedir ? bir gece benzin istasyonunda karşılaştığı sokrates isimli yaşlı adam, onun hayatındaki kırılmayı başlatır... sokrates sıradan bir ihtiyar değildir... o, film boyunca bir mürşid bir hayat rehberi sembolüdür... millman’in egosunu yıkar, zihnini sarsar... sokrates ona ilk dersinde der ki: “bana istediğin şeyi sor...” ... millman’in cevabı dünyevidir ama sokrates en can alıcı soruyu sorar: “mutlu musun?” ... işte bu soru, gaflet uykusundaki ruhu sarsan ilk kıvılcımdır... sokrates’in öğretisi nettir: “bilgi ve bilgelik aynı şey değildir.” yani hakikatte iman etmek ile şahit olmanın aynı şey olmadığı gibi... bu söz, “nice âlimler vardır ki ilmi vardır ama kalbi uyanmamıştır.” ...millman bilgiye sahiptir: teknik, disiplin, güç... ama hikmeti yoktur... zihnin çöplerini boşaltmak ve rehberlik: insan hiç uyanmadan koca bir ömrü geçirebilir mi? ... şüphesiz ki evet... sokrates ona, uyanmak istiyorsan, daha iyi sorular sormalısın der... herkes senden kendi doğrularına inanmanı ister, halbuki herkesin kendi doğruları vardır... oysa hakikatin bilgisi kendi içinden gelir... sen herkesin doğrularından, herkesin istediklerinin ötesinde bir şey istersen... asıl o zaman hakikatin yolunu bulursun... sokrat, ona zihnini temizlemesini söyler: “ihtiyacın olmayan düşünce ve seni ileri taşımayan insanları çöpe at...” ... insanı insan yapan düşünceleri değildir, çoğunluk öyle sanır... zihin her şeye tepki verir, sende kalıplaşmış ve başkalarının düşüncesi senin gerçekliğin olmak zorunda değil... vesvese ve hataratlar, seni o tek önemli olan hakikatinden uzak tutmak için vardır... hakikatine uyanmak istiyorsan, kendine bir rehber bul... ama sana ayna olacak, seni sana senin ile anlatacak, seni sana sensiz gösterecek bir ayna rehber olsun... göreceklerine hayret edeceksin, bunun için bu yolda rehberine güvenmen şart... farkındalığın, hakikate uyanmanın ilk şartı nedir? ... bildiğini zannettiğin her şeyi unutmak... akıl boyutunda yolu sorgularsan, yolda kalırsın... tıpkı hazreti musa aleyhisselam gibi... unutma, kuran hikaye kitabı değil, yol rehberidir... kaza: nefsin kırılışı ve aklı bırakmak: millman’ın geçirdiği ağır motosiklet kazası, filmin zahirde trajik ama batında rahmet olan anıdır... bacağı parçalanır... doktorlar spor hayatının bittiğini söyler... kuran’da şöyle buyurulur: “olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır.” hakikatte bu hâl “kırılmadan olgunlaşmama” hakikatidir... pirimiz ise şöyle der: “kırıldığın yerden ışık sızar.” ... millman’ın kırılan bacağı aslında kırılan nefsidir... çünkü o kendini başarıyla tanımlıyordu... kaza onun kimliğini söküp atar... işte bu nokta, hakikatteki ölmeden önce ölmek sırrının tecelli edeceği yerdir... modern nörobilimde travma sonrası büyüme diye bir kavram vardır... insan ağır bir sarsıntıdan sonra ya çöker ya da daha derin bir bilinç geliştirir... millman ikinci yolu seçer... ***** bu yolun bilginlere aklını kaçırmış derler, ama onlar bunun için bir ömür çalışırlar... tıpkı en kutlu yol rehberimize ve rehberlerime dedikleri gibi... unutma, akıl insanı bir yere kadar götürür... sende o herkesin cesaret edemediği yola çıkmak istiyorsan, aklını yolda bırakmalısın... bazen kendine gelmen için, çıldırmanın eşiğine gelmen gerekir... bu yolda bilmelisin ki ilahi yardımlar olmadan hakikatin bilgisine ulaşamazsın... şimdi: hakikatin kalbi ve hizmet sokrates’in en güçlü öğretisi şudur: “şu an... sadece bu an var.” ... bu, hakikatin özüdür... kuran’da: “her an o, ayrı bir şendedir.”... yani hayat sürekli yenilenir... geçmiş bir hayaldir, gelecek bir tasavvurdur... hakikat an’dadır... “varlık, içinde bulunduğun andır.” ... millman sürekli gelecekte yaşar: “ya kazanamazsam?” ... sokrates onu şimdiye çeker: “şu an ne hissediyorsun?” ... çatı sahnesinde millman yıldızlara bakarken ilk defa gerçekten nefes aldığını fark eder... o an zihni susar... sokrates öğretir ki: “hizmet etmekten daha büyük bir amaç yoktur.” ... bu, kulun halktan alıp hakka götüren köprüdür... sağ elinle aldığını sol elinle vermek gibi film boyunca “savaşçı” kelimesi tekrar edilir... ama bu savaş dışarıya karşı değil, içeriye karşıdır... hazreti peygamber bir sefer dönüşü şöyle buyurmuştur: “küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.” ... sahabe sordu: “büyük cihad nedir?” ... buyurdu: “nefisle mücadeledir.” ... millman’ın en büyük rakibi başka