У нас вы можете посмотреть бесплатно Matsiya - Camel Sarısı или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
hopeArt'16 Author: Matsiya Mix & Mastering: Armando Recorded: hopeArt Follow to Matsiya: Instagram - / _matsiya Twitter - / _elcuadro lyrics Gemilere sığınan dalgalar gördüm, güverteden sarkan yağmurlar Dalgalara tutunan oltalar, Ağustos'a sarılsam bu denli kavrulmam. Bir papatya yakaladım bugün saçlarından, Kanatlarından eksilttim kaç kalırsa Ona yeşili sordum, bir kelebek soldu, bir nehir gördüm kıyısı yorgun Bir yara tanıdım bugün sızısı boldu, bir çığlığa karıştım tınısı doygun Kirpiklerinde uçuşan yüzsüz mürekkepken, Bugün bir gözyaşının kıyısı oldum. Sonra sordum; bir valiz en fazla kaç şehir görebilir? Kaç asfaltı sesinden tanıyabilir? Halbuki bir valiz kaç ayrılık taşıyabilirse ancak o kadar yol aşılabilir Bir papatyayı bileklerinden öpmek isterken, Nisan sinekleriyle ölmek Sinirle dudaklarını dişlerken, kırılmasın diye kelimeleri bile ikiye bölmek Şu an sana yazarken dahi sigaramı kalemle aldatıyorum Başı yanık kibritimi ağlatıyor bu, mutlu ol demen olmamı sağlamıyor sus Şimdi cüzdanımda başka saçlar kol geziyor Bir hikaye yazıyorum metro altında, öznesi yok Bir sultan tarafından fethedildim ve yine bir duayla tanrıya sevk edildim Haklıydın, insan acısıyla ölemiyormuş Dahası; affetmiyor işte yönünden döneni yol Ve seksen mevsim sonra anladım ki Perdeler sigara kokuyorsa baharın önemi yok Anlatamam, vicdanlı adamım, bir kargayı sırf çirkin diye ağlatamam Sözlerimi kör ettin diye bu sağırın kulaklarını sana bağlatamam Kendine gel, ben vazgeçmeye bile değmem Sırf poyraza göğüs gerdi diye bir martıya boyun eğmem Bu kadehin yarısı dolu derken, Diğer yarısının mürekkep olduğunu bilmeyen seni sevmem Bugün bir nergisin dirseğine değdim Mavi paltomda senden çok yara taşıdığımı bilmesen de değdi Ve şarkıların anı olarak hatırlanması dostum, Bu dünyadaki en kötü şeydir Ve bu ara, duman kokulu rüzgarlar çarpıyor yüzüme 5 Mayıs'ı tattığımdan beri Ağustos'ta güzüm hep Sonra elimde bir Ortaköy, bir zıvanasız Kent kaldı Onun da yarısını siyah küllüğüm aldı Bir serçeye tutundum kanadını kokladığım Gülün hesabını veremem dalına konmadığım O bank tahtasına anlattım bugün Mayıs'ta tütün kokmanın bir tercih olmadığını Genzimde nikotin solgunluğu, gördüm Haziran'da güneşin donduğunu Söndü düşte, gördüm işte dişlerin sakallara giyotin olduğunu Örümcek ağlarına tutunan duvarlar tanıdım Sonra post-itlere yakıştıramadım adını Sana da yuh olsun be İstanbul, iki elinle tutamıyorsan bir kadını Kadehlerden başkasının konuşmadığı masalar tanıdım, Onca şişeye sığmayan akşamlar tanıdım, Cümleleri bitirmeye kıyamayan noktalar tanıdım, Hepsini toplasan ancak aklımdakinin yarısı, etmez. Ve noktaları hiçe sayan cümleler, Mürekkebi kısrak eden şiirler, Başka gidecek yeri olmayan dilimden Medeti cevap olan birinden. Sanki avuçlarımı kirpiklerine yaslasam saçlarının hatrı kalırdı Sigaramın dumanı dahi ardıma saklanırdı Sanki bataklığımdan çıksam göğe saplanırdım, orada aç kalırdım Soğuktan titreyen alevler gördüm, gülü yaksan da arının dikende gönlü Kavlara sarılan kelimeler gördüm, kaç bahar açtım da bir sende öldüm Bir kum saatinde donacak zaman, umudum yine benim olacaksa bak Sakallarım çenemi terk ederken çolak sandalyem koşacak sana Camel sarısına çalan parmaklarıma belki yarın topuzunu yarmak kalır Issızlığını tatmaktayım, çayır rengi gözüne salmak tayı Mümkün mü hala? Ne bekliyorsun tuza bulanmışken gülsün mü yaram? Sabrım nimetimdi, küskündü zaman, sen hiç nimetler içinde düştün mü dara? O zaman sus, git bakire bir kozalak bul Kasım'ın nemi aştığında Temmuz'u beni yine bağrına alacak kum Bir kar tanesine konacak kul, işte o zaman ceset olacak ruh Savurduğu gemisinde donacak Nuh, Sonra git diyen hecen ovacak ruhumu, kokunu koynumdan kovacak dur. Nihayetinde anlıyorsun, kimsen kalmadığında, Biri dışında kalan kimse hiçbir işe yaramadığında, Basmaya tenezzül etmediğin kaldırımlara sarılıp ağladığında, Birinin içinde hiç kalmadığında, İnsanlar buz kesildiğinde anlıyorsun beni, Kimse annen gibi yanmadığında, Umudunu dengin bulmadığın bir gökkuşağına bağladığında anlıyorsun Sonunda anlıyorsun, sonunda anlıyorsun, En sonunda anlıyorsun, sonunda anlıyorsun, sonunda anlıyorsun!