У нас вы можете посмотреть бесплатно SULTANAHMET CAMİİ ( BLUE MOSQUE ) или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
SULTANAHMET CAMİİ ( BLUE MOSQUE ) #ramadan #ramadanmubarak Sultan Ahmet Camii veya Sultânahmed Camiî, 1609-1617 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul'daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa'ya yaptırılmıştır. Cami; mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ile büyük kubbesinin içi de yine mavi ağırlıklı kalem işleriyle süslendiği için Avrupalılar tarafından "Mavi Camii (Blue Mosque)" olarak adlandırılır. Ayasofya'nın 1935 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un ana camii konumuna ulaşmıştır. Aslında Sultanahmet Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul'daki en büyük eserlerden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır Mimari Sultanahmet Camii'nin mimari plan şeması Sultan Ahmet Camii'nin girişi Sultan Ahmet Camii'nin tasarımı Osmanlı cami mimarisi ile Bizans kilise mimarisinin 200 yıllık sentezinin zirvesini oluşturur. Komşusu olan Ayasofya'dan bazı Bizans esintileri içermesinin yanı sıra geleneksel İslami mimari de ağır basar ve klasik dönemin son büyük camisi olarak görülür. Caminin mimarı, Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'nın "boyutta büyüklük, heybet ve ihtişam" fikirlerini yansıtmada başarılı olmuştur. Bu bağlamda Sultanahmet Camii, merkezi kubbe sisteminin klasik dönem sonlarında geliştirilmiş bir uygulamasıdır. Yapının ana kubbesi yaklaşık 23,5 metre çapında olup dört büyük fil ayağı üzerine oturtulmuştur. Bu fil ayakları, hem ana kubbenin yükünü taşır hem de mekânın yan birimlerinin düzenlenmesini belirleyen yapısal bir çerçeve oluşturur. Ana kubbeyi doğu ve batı yönlerinde iki büyük yarım kubbe destekler. Kuzey ve güney yönlerinde ise daha küçük yarım kubbeler bulunmaktadır. Bu çok katmanlı kubbe ve tonoz düzeni, harimin uzunlamasına eksende geniş bir hacim algısına sahip olmasını sağlar.Yapının bu düzeni, klasik Osmanlı cami mimarisinde merkezî plan anlayışının geç dönemde ulaştığı noktalardan biri kabul edilir. Harimin çevresinde yer alan yan mekânlar ve galeriler, hem yapısal gereklilikler hem de mekânın dengeli dağılımı açısından önem taşır. Dış cephe boyunca yerleştirilen payanda kitleleri, kubbe sisteminin yükünü karşılamak üzere tasarlanmış olup cephenin biçimlenişinde belirgin bir rol oynar. Yapı, kuzeyde geniş bir avlu ile tamamlanmıştır. Avlu kareye yakın bir düzen göstermekte olup üç tarafı kubbeli revaklarla çevrilidir. Revak sıraları, caminin ana mekânı ile uyumlu oranlara sahiptir. Avlunun merkezinde mermer bir şadırvan yer alır Minareler Sultan Ahmet Camii Türkiye'de 6 minaresi olan 5 camiden biridir. Diğer 4 tanesi ise İstanbul Çamlıca Camii, İstanbul Arnavutköy'de Taşoluk Yeşil Camii, Adana'daki Sabancı Camii ve Mersin'deki Muğdat Camii'dir. Minarelerin sayısı ortaya çıkınca sultan küstahlıkla suçlanmıştır çünkü o zamanlarda, Mekke'deki Kâbe'de de 6 minare bulunmaktadır. Sultan bu problemi Mekkede olan (Mescidi Haram) camiye yedinci minareyi yaptırarak çözer. 4 minare caminin köşelerindedir. Kalem şeklindeki bu minarelerin her birinin 3 şerefesi vardır. Minare gövdeleri ince oranlara sahip olup şerefeler mukarnaslı bileziklerle ayrılmıştır. Ön avludaki diğer iki minare ise ikişer şerefelidir. Yakın zamana kadar müezzin günde 5 kere dar sarmal merdivenleri çıkmak zorunda kalıyordu, bugün ise toplu dağıtım sistemi uygulanıyor ve diğer camilerce de yankılanan ezan şehrin eski bölümlerinde de duyuluyor. Türklerin ve turistlerin oluşturduğu kalabalık gün batımı vaktinde, güneş batarken ve cami renkli projektörlerle parlak bir şekilde aydınlatılmaya başlarken parkta toplanıp yüzünü camiye vererek akşam ezanını dinliyorlar. Cami inşa edildiği dönemlerde uzunca bir süre cuma günleri Topkapı Sarayı'ndakilerin ibadetlerini gerçekleştirdiği mekân olmuştur