У нас вы можете посмотреть бесплатно (98) 28.Mektup 8.Mesele/2 | Meydan-ı haşre cem‘ ve keyfiyet nasıl olacak? или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
98 Mektubat Dersleri 28. Mektup Sekizinci Risâle olan Sekizinci Mes’ele. 4. nükte sayfa 267, 268, 269, 270, 271, 272 (Hayrat Neşriyat Osmanlıca Orijinal Nüsha) Meydân-ı haşre cem nasıl olacak. MEKTUBAT DERSLERİ Av. Ali KURT • MEKTUBAT DERSLERİ Av. Ali KURT Dördüncü Nükte: Beş-altı suâli tazammun eden birinci suâlinizde, “Meydân-ı haşre cem‘ ve keyfiyet nasıl ve üryân mı olacak? Ve dostlarla görüşmek için ve Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı şefâat için nasıl bulacağız? Hadsiz insanlarla bir tek zât nasıl görüşecek? Ehl-i cennet ve cehennemin libâsları nasıl olacak? Ve bize kim yol gösterecek?” diyorsunuz. Elcevab: Şu suâlin cevabı, gayet mükemmel ve vâzıh olarak kütüb-ü ehâdîsiyede vardır. Meşreb ve mesleğimize âit yalnız bir-iki nükteyi söyleyeceğiz. Şöyle ki: Evvelen: Bir mektubda, meydân-ı haşir, küre-i arzın medâr-ı senevîsinde olduğunu ve küre-i arz şimdiden ma‘nevî mahsûlâtını o meydanın elvâhlarına gönderdiği gibi, senevî hareketiyle bir dâire-i vücûd temessül ve o dâire-i vücûdun mahsûlâtıyla, bir meydân-ı haşrin teşekkülüne bir mebde’ olduğu ve küre-i arz denilen şu sefîne-i Rabbâniyenin merkezindeki cehennem-i suğrâyı cehennem-i kübrâya boşalttığı gibi, sekenesini de meydân-ı haşre boşaltacağı beyân edilmiştir. Sâniyen: Onuncu ve Yirmi Dokuzuncu Sözler başta olarak sâir sözlerde, gayet kat‘î bir sûrette o haşrin meydanıyla beraber vücûdu kat‘î olarak isbat edilmiştir. Sâlisen: Görüşmek ise, On Altıncı Söz’de ve Otuz Bir ve Otuz İki’de kat‘iyen isbat edilmiştir ki, bir zât, nûrâniyet sırrıyla bir dakikada binler yerde bulunup, milyonlar adamlarla görüşebilir. SAYFA 268 Râbian: Cenâb-ı Hakk, insandan başka zîruh mahlûkātına fıtrî birer libâs giydirdiği gibi, meydân-ı haşirde sun‘î libâslardan üryân olarak, fakat fıtrî bir libâs giydirmesi, ism-i Hakîm muktezâsıdır. Dünyada sun‘î libâsın hikmeti, yalnız soğuk ve sıcaktan muhâfaza ve ziynet ve setr-i avrete münhasır değildir. Belki mühim bir hikmeti, insanın sâir nev‘lerdeki tasarruf ve münâsebetine ve kumandanlığına işaret eden bir fihriste ve bir liste hükmündedir. Yoksa kolay ve ucuz fıtrî bir libâs giydirebilirdi. Çünki bu hikmet olmazsa, muhtelif paçavraları vücûduna sarıp giyen insan, şuûrlu hayvanâtın nazarında ve onlara nisbeten bir maskara olur. Ma‘nen onları güldürür. Meydân-ı haşirde o hikmet ve münâsebet yok. O liste de olmaması lâzım gelir. Hâmisen: Rehber ise, senin gibi Kur’ân’ın nûru altına girenlere Kur’ân’dır. (الٓمٓ) ’lerin, (الٓرٰ) ’ların, (حٰمٓ) ’lerin başlarına bak, anla ki, Kur’ân ne kadar makbûl bir şefâatçi, ne kadar doğru bir rehber, ne kadar kudsî bir nûr olduğunu gör. SAYFA 269 SAYFA 270 SAYFA 271 Sekizinci Nükte: Diyorsunuz ki, “Amcası Ebû Tâlib’in îmânı hakkında esah nedir?” Elcevab: Ehl-i teşeyyu‘ îmânına kāil; Ehl-i Sünnet’in ekserîsi îmânına kāil değiller. Fakat benim kalbime gelen budur ki: Ebû Tâlib, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın risâletini değil, şahsını, zâtını gayet ciddî severdi. Onun o gayet ciddî, o şahsî şefkati ve muhabbeti, elbette zâyie gitmeyecektir. Evet, ciddî bir sûrette Cenâb-ı Hakk’ın Habîb-i Ekrem’ini (asm) sevmiş ve himâye etmiş ve tarafdârlık göstermiş olan Ebû Tâlib’in, inkâra ve inâda değil, belki hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyâta binâen makbûl bir îmân getirmemesi üzerine, cehenneme gitse de, yine cehennem içinde bir nevi‘ hususî cenneti, onun hasenâtına mükâfaten halk edebilir. Kışta bazı yerde baharı halkettiği ve zindanda uyku vâsıtasıyla bazı adamlara zindanı saraya çevirdiği gibi, hususî cehennemi hususî bir nevi‘ cennete çevirebilir. İsm-i A‘zam'ın hakkına ve Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın hürmetine ve Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şerefine, bir kalem ile binler nüsha yazan Husrev’i ve mübârek yardımcılarını ve Nûrcu arkadaşlarını Cennetü’l-Firdevs’de saadet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn! Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmîn! Ve defter-i hasenâtlarına bu mecmûanın her bir harfine mukābil, bin hasene yazdır. Âmîn! Ve Nûrların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmîn! Âmîn! Âmîn! Yâ Erhame’r-Râhimîn! Umum Risâle-i Nûr şâkirdlerini iki cihanda mes‘ud eyle. Âmîn! İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmîn! Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusûrâtını affeyle. Âmîn! Âmîn! Âmîn! Umum Nûr Şâkirdleri Nâmına Saîdü’n-Nûrsî