У нас вы можете посмотреть бесплатно Gölge Tiyatrosu Sahne Arkası или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Okulumuzda Çanakkale Zaferi kutlama etkinlikleri kapsamında düzenlenen gölge tiyatrosunun sahne uygulamasıdır. Müziklerde telif hakkı olduğundan videonun sesi YouTube tarafından bozulmuştur. 1. BÖLÜM Yıl 1915 Anadolu Ayaklarda çarık yok! Ambarda buğday, değirmende un yok! Trablusgarp ve Balkan yenilgileri… Gözde fer, kalpte umut yok. Her evden gözyaşı dökülüyor. Yüzyılların kadim toprağı artık yok! Düğün yok, dernek yok, yok! Payına ayrılık düşmeyen tek bir ocak yok. 15 Haziran Üzüm hoşafı, Öğle yok! Akşam yağlı buğday çorbası 26 Haziran Sabah yok! Öğle yok! Akşam üzüm hoşafı 18 Temmuz Sabah üzüm hoşafı Öğle yok! Akşam yok! 8 Ağustos Sabah yarım ekmek Öğle yok! Akşam şekersiz üzüm hoşafı Ve bir not düşülmüş listenin altına 21 Temmuzdan itibaren un tükendiğinden Artık ekmek de yok! 2. BÖLÜM Sonra hepsini adının başına birer “Mehmet “ eklendi. Mehmet Emin, Mehmet Ziya, Mehmet Bayram, Hepsi aynı oldu ateşin kızıllığında dönerken gökyüzü Anasına, sevdiğine, yavrusuna bunu demeyi çok istedi Mehmet Emin Şimdi bileydi anam yeni adımı saçımı okşar kulağıma fısıldar yavaşça Oy benim Mehmedim… Oysa hiçbiri bir daha o sesi duyamayacaktı 3. BÖLÜM Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki Şayak kalpaklı adam Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden Güzel, rahat günlere inanıyordu Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, Eğildi, durdu. Anafartalar cehennem Anafartalar kemiğe dayanan bıçağa dayanıyor Bir adam var Anafartalar’da. Şahin bakışlı çelik duruşlu bir adam. Yarbay Mustafa Kemal İliklerine özgürlüğünün kanı dolarken Kalbinde özgürlüğün ateşi tutuşuyordu Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum! 4. BÖLÜM Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu Anafartalar akıyor düşmanın üzerine Ama nasıl akıyor sağanak sağanak 57. Alay saldırıyor panter misali Mevzilere sığmıyor ümitler Bir umut ki özgürlük Bir umut ki dünyaya bedel 57. Alay sürüyor bütün benliğini çılgın çarpışmalarda Anafartalar’da kefen gibi sararken toprak Denizin soğuk suyu ile yıkanıyor şehitler Ama ölünce üşümeyi kendine haram bilenlerin yakarışları inletiyor dağları Toprak dile gelmeyi hiç bu kadar istememişti Bu kadar şehidin ağırlığını nasıl taşırım diye çığlık çığlığa haykırıyor toprak Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer. 5. BÖLÜM Çanakkale kıpkızıl Akbabalara meydan okuyan ak güvercinlerin cesaretlerine yoldaş oluyor tekbir sesleri Hallaç pamuğu gibi atılırken mermiler mevzilerden Anzak ve İngiliz askerleri Öldürdüğü düşmanın cesedine basmayı ar sayacak Mehmetçik Kuşları bile esirken bu vatanın yaşamayı helal saymıyor Mehmetçik. Ben ölmeden ölmeyecek bu vatan Suları yararak ilerleyen dev bir gemi, Ocean (Oşın) bu Karanlığı yırtıyor sanki kendi elleri ile Geçebilirse Çanakkale’yi eğer dağılmış imparatorluğun çocukları ölecek Gözlerine acıdan kan oturmuş bir adam kolluyor Ocean’ı Seyit Onbaşı bu şimdi hamlesini yapmazsa Suların altında kalan umut olacak, özgürlük olacak Haydi diyor içinden bir ses Haydi diyor kaldırabilirsin 215 kiloluk top mermisini El veriyor şehitler Seyit onbaşıya Topun Hürriyet çığlığı yırtarken ortalığı vuruluyor Ocean Seyit onbaşının alnında güneş parlıyor 6. BÖLÜM Okul sıraları bomboş Galatasaray Lisesinde Okul sıraları yaslı İzmir Lisesinde Okul sıraları ağlamaklı Kayseri Lisesinde Çünkü kalem tutan eller okuldan mezun olmadan Hayattan tam not alıp mezun olmak için Çanakkale’ye akıyor Kalem tutan eller silah tutuyor özgürlük aşkına Ve okullarda yapılırken yoklamalar İsimler okunduğunda hiç ses gelmiyor bomboş sınıflarda 817 Yusuf emret komutanım 295 Muhammed emret komutanım 173 Hüseyin emret komutanım O yıl mezun vermedi pek çok lise Nice Yusuflar, nice Ahmetler, nice Hüseyinler Mehmet olup düştü toprağa Vatan aşkına, bayrak aşkına, özgürlük aşkına Ve bir daha hiç biri geri dönmedi o sınıflara BURDAYIZ! 7. BÖLÜM Bunca ölümün olduğu ülkede Mehmet olup toprağa Düştü gencecik fidanlar Analar, eşler, evlatlar hiç dönmeyecek babalarını Evlatlarını, yiğitlerini bekler oldu Haberleri kor olup düştü yüreklerine Ve bir daha geriye dönmedi gidenler Bunca ölümün olduğu Kanın denizin suyundan daha hızlı aktığı coğrafyanın adıdır “Çanakkale” Ekmek bulamayanların, umutlarını besleyerek ayakta durduğu coğrafyadır Anadan, yardan, evlattan geçip Vatan diye can verenlerin, kanı ile yazdığı destandır “Çanakkale” Vatanın rızasıdır, son şafağa dua edenlerin, kanları ile yeşeren topraktır Vatana kurban ettiği kınalı kuzusu ile vuslatı mahşere bırakan anaların ağıtlarıdır “Çanakkale” Giresunlu, Tokatlı, Ordulu, Şırnaklı 100 binlerin omuz omuza yazdığı zaferdir Çanakkale bir son değil bir başlangıç, bir gelecektir. Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, bir vatan kalbinin attığı yerdir.