У нас вы можете посмотреть бесплатно YASİN _____Elmalılı Hamdi Yazır'ın (günümüz Türkçesine uyarlanmış en anlaşılır ve kabul gören) meali или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
YASİN SURESİ (Elmalılı Hamdi Yazır Meali) Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Yâ Sîn. Yemin olsun o hikmetli Kur'an'a ki, Gerçekten sen, gönderilen peygamberlerdensin. Dosdoğru bir yol üzerindesin. Bu Kur'an, üstün ve çok merhametli olan Allah tarafından indirilmiştir. Ataları uyarılmamış, bu yüzden gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir. Andolsun ki onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur; artık onlar iman etmezler. Biz onların boyunlarına demir halkalar geçirdik; o halkalar çenelerine kadar dayanmıştır da bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır (önlerini göremezler). Önlerinden bir set, arkalarından da bir set çektik de onları kapattık; artık görmezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler. Sen ancak Zikir'e (Kur'an'a) uyan ve görmediği halde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele. Şüphesiz ölüleri biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları eserleri yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) sayıp yazmışızdır. Onlara, o şehir halkını (Antakya halkını) misal getir. Hani oraya elçiler gelmişti. Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir elçi ile destekledik. Onlar: "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler. Şehir halkı dedi ki: "Siz de bizim gibi birer insandan başka bir şey değilsiniz. Rahmân da hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." (Elçiler) dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz." "Bize düşen, sadece apaçık bir tebliğdir." Şehir halkı dedi ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız ve bizden size elem verici bir azap dokunur." Elçiler dediler ki: "Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz." Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun." "Sizden hiçbir ücret istemeyen, kendileri de doğru yolda olan bu kimselere uyun." "Ben, beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döndürüleceksiniz." "Ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim hiç? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek dilerse, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar." "İşte o zaman ben apaçık bir sapıklık içinde olurum." "Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin." (Ona): "Cennete gir!" denildi. O da: "Keşke kavmim bilseydi!" dedi. "Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını (keşke bilselerdi)." Biz ondan sonra kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik. Sadece korkunç bir ses oldu; hemen sönüverdiler. Yazık şu kullara! Kendilerine hangi peygamber gelse, onunla mutlaka alay ederlerdi. Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettik? Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler. Onların hepsi de mutlaka toplanıp huzurumuza getirileceklerdir. Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz onu dirilttik ve ondan taneler çıkardık; işte ondan yiyorlar. Orada hurmalıklardan ve üzüm bağlarından bahçeler var ettik, içlerinden pınarlar fışkırttık. Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi? Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çekip alırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir (düzenlemesidir). Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o, eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) döner. Ne güneşin aya yetişmesi mümkündür, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. Biz onlar için o gemi gibi binecekleri başka şeyler de yarattık. Dilesek onları suda boğarız; o zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de kurtarılırlar. Ancak tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar bir faydalandırma olarak (bunu yapmayız). Onlara: "Önünüzdekine (dünyadaki belalara) ve arkanızdakine (ahiret azabına) karşı saygılı olun ki size merhamet edilsin" denildiğinde (yüz çevirirler). Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar. Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarf edin" denildiğinde, inkar edenler iman edenlere derler ki: "Allah dileseydi doyuracağı kimseleri biz mi doyuralım? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz." Bir de derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad (kıyamet) ne zaman?" Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar. İşte o anda ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler. Sûr'a üfürülmüştür. İşte onlar kabirlerinden kalkıp Rablerine doğru akın etmektedirler.