У нас вы можете посмотреть бесплатно Büyük Diktatör (1940) Kapanış Sahnesi - Türkçe Altyazılı или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Büyük Diktatör (1940) Kapanış Sahnesi - Türkçe Altyazılı Üzgünüm. Ama ben imparator olmak istemiyorum. Bu benim işim değil. Kimseye hükmetmek ya da boyun eğdirmek istemiyorum. Aksine, herkese yardım etmek istiyorum mümkünse: Yahudi ya da değil, zenci veya beyaz… Hepimiz birbirimize yardım etmek isteriz; insanlığın doğası budur. Birbirimizin mutluluğu için yaşamayı isteriz, perişanlığı için değil. Nefret etmek, aşağılamak istemeyiz. Bu dünyada herkese yetecek yer var. Ve toprak ana zengin...Hepimize yetecek kadar bereketli. Hayat, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir. Ama biz yolumuzu kaybettik. Hırs, insanın ruhunu zehirledi; dünyayı nefretle kuşattı. Hepimizi kaz adımlarıyla sefalete ve kana sürekledi. Hızımızı arttırdık ama kendimizi içeri kıstırdık. Bize bolluk getiren makineleşme aslında bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi alaycı kıldı; zekamızı ise katı ve insafsız yaptı. Çok fazla düşünüyoruz ve çok az hissediyoruz. Makinelerden çok, insanlığa muhtacız. Zekadan çok, iyilik ve nezakete… Bu değerler olmadan hayat korkunç olur ve her şey yitirilir. Uçak ve radyonun icadı bizi birbirimize yakınlaştırdı. Bu buluşların temel varoluşu, insanın içindeki iyiliği ortaya çıkarmak için feryat ediyor. Evrensel kardeşlik için yakarıyor, hepimizin birleşmesi için. Şu anda bile sesim dünyadaki milyonlarca insana ulaşıyor. Milyonlarca acı içindeki kadına, erkeğe ve çocuğa... İnsanlara işkence eden, masumları hapseden bir sistemin milyonlarca kurbanı... Beni duyanlara şunu söylemek istiyorum: Umutsuzluğa kapılmayın. Üstümüze çöken ıstırap; vahşi bir hırsın yok oluşundandır. İnsanlığın gelişmesinden korkanların duyduğu o keskin acıdan başka bir şey değil. İnsanlardaki bu nefret duygusu geçecek. Diktatörler ölecek. Ve insanların elinden aldıkları güç, insanlığa dönecek. Son insan ölene kadar özgürlük yok olmayacak. Askerler! Kendinizi azgınlara teslim etmeyin! Sizleri hor gören, esir edenlere... hayatlarınızı alay konusu edenlere... Size ne yapmanız, ne düşünmeniz, ne hissetmeniz gerektiğini söyleyenlere! Kafanıza vura vura, hayvan terbiye eder gibi şartlandırıp, topun ağzına sürenlere boyun eğmeyin. Kendinizi bu doğa dışı adamlara vermeyin. Bu robot adamlara...makine kafalı, makine kalpli... Sizler birer makine değilsiniz! Sizler hayvan değilsiniz! Siz insansınız! Kalbinizde insanlık sevgisi taşıyorsunuz. Nefret etmezsiniz! Yalnızca sevilmeyenler nefret eder… Sevilmeyen ve doğadışı olan. Askerler! Kölelik adına savaşmayın, özgürlük için savaşın! St. Luke İncil’inin 17. bölümünde der ki: “Tanrının krallığı insanların içindedir." Tek bir insanın ya da bir zümrenin değil! Tüm insanların içinde! Senin içinde! Siz insanlarsınız güce sahip olan! Makine yapma gücüne, mutluluğu yaratacak güce… Siz insanlarsınız güce sahip olan! Bu hayatı özgür ve güzel kılacak güce... Bu hayatı müthiş bir maceraya çevirecek olan da yine sizlersiniz. Öyleyse, demokrasi adına haydi sahip olduğumuz bu gücü kullanalım! Birleşelim! Yeni bir dünya için savaşalım, saygın bir dünya için… Herkese çalışma şansı verecek, gençlere gelecek, yaşlılara güvenlik sağlayacak bir dünya için savaşalım… Bunların vaadi ile geldi zalimler iktidara! Ama onlar doğruyu konuşmazlar, sözlerini tutmazlar. Hiç bir zaman da tutmayacaklar! Diktatörler kendilerini özgürleştirir, ama insaniyeti esarete mahkum ederler. Haydi şimdi bu vaadi gerçekleştirmek için savaşalım! Dünyayı esaretten kurtarmak için savaşalım! Ulusal sınırlar olmadan yaşayıp; açgözlülük, nefret ve tahammülsüzlükten arınmak için... Sağduyulu bir dünya için savaşalım. Bilim ve gelişmenin bütün insanlığa mutluluk doğuracağı bir dünya için savaşalım. Askerler! Demokrasi adına! Hadi birleşelim! Hanna! Beni duyabiliyor musun? Her neredeysen, yukarı bak Hanna, bulutlar kalkıyor... Güneş kendini gösteriyor. Karanlıktan çıkıyoruz, ışığa doğru... Yeni bir dünyaya doğuyoruz. Daha sevecen bir dünyaya... İnsanlığın kafasının içinden çıkıp yükseldiği bir dünya. Hırsın ve gaddarlığın geride bırakıldığı... Yukarı bak Hanna! İnsanlığın ruhuna kanatlar verildi! Ve sonunda uçmaya başlıyor! Gökkuşağına uçuyor. Umudun ışığına, geleceğe... İhtişamla bekleyen geleceğe! Sana ait olan, Bana ve hepimize ait olan... Yukarı bak Hanna, yukarı bak.