У нас вы можете посмотреть бесплатно Kesdoğan Kalesi - Divriği или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Kesdoğan Kalesi: Sarp kayaların tepesinde kartal yuvasını andıran kale ,yüksek bir tepenin üzerine inşa edilmiştir. Çaltı Çayı boyunca uzanan derin kanyonu seyretmeye müsaittir. Bununla beraber bu kalenin Divriği Kalesi’nin gözetleme karakolu niteliğinde yapıldığı sanılmaktadır. Kesdoğan Kalesi ile ilgili çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Bu efsanelerden iki tanesi aşağıda yer almaktadır.. #kesdoğankalesi #divriği #divriğikalesi #efsaneler #divriğikanyonu #çaltıkanyonu *********************************************************************** KESDOĞAN KALESİ EFSANESİ - 1 Çok eski zamanlarda Divriği’de büyük bir kale varmış. Bu kalede Süleyman Şah, ailesi ve uşakları yaşıyormuş. Süleyman Şah’ın çok cesur ve korkusuz yiğit bir oğlu varmış. Her gün ava çıkar, hiç eli boş dönmezmiş. Bir gün Süleyman Şah’ın oğlu yine ormanda avlanırken çok güzel bir kız görmüş. Süleyman Şah’ın oğlu bu kıza vurulmuş. Kızda ondan farksız değilmiş. Yanındaki askerlere bu kızın, kimin kızı olduğunu araştırmalarını emretmiş. Askerler bir süre sonra kızın Ermeni Kralı’nın kızı olduğunu ve karşıdaki kalede yaşadıklarını, kızın isminin de Aykız olduğunu öğrenmişler. Genç adam gün geçtikçe aşkına karşı koyamaz olmuş. Yine ormanda avlandığı bir gün Aykız’ı görmüş. Yanındaki askerlerden onun dilinden anlayan birini aracı olarak göndermiş. Kızında ona ilgisi olduğunu anlamış. Yemekten içmekten kesilen genç adamın halini gören babası, oğlunun durumunu öğrenmiş ve derhal kızı istetmek için adamlarını göndermiş,”Benim oğluma kız vermeyecek adam tanımıyorum” demiş. Heyet, Ermeni Kralı’nın huzuruna çıkmış. Olayı anlatmışlar. Ermeni Kralı, Süleyman Şah’tan korktuğu için ”vermiyorum“ diyememiş, ”kızımla konuşup size haber salarım” demiş. Bu konuşmanın üzerinden bir hayli zaman geçmiş. Süleyman Şah’ın oğlu git gide sabırsızlanmaya başlamış. Bu arada Aykız’la da mektuplaşıyorlarmış. Uzun müddet ses çıkmayınca Süleyman Şah bir heyet daha göndermiş. Ermeni Kral’ı bunları büyük bir saygıyla karşılamış. Kızıyla konuştuğunu, fakat kızının kendisi gibi bir silahşora varacağını, bunun içinde genci imtihana tabi tutacağını söylemiş.Süleyman Şah bunları duyunca küplere binmiş: “Benim oğlumdan daha yiğit, daha silahşor bir delikanlı dünyaya gelmiş midir?” diye sormuş. Git gide Ay Kız’ın hasretiyle eriyen delikanlı, Ermeni Kralı’nın teklifini kabul etmiş. Teklife göre Divriği Kalesi ile Ermeni Kalesi arasına bir yağlı ip gerilecek; yiğit delikanlı ipin üzerinde yürüyecek. Ermeni Kalesi’ne varacak, Kralın kızını kucaklayarak ip üstünde Türk Kalesine dönecek…..İpin gerildiği yer çok uçurummuş. Uçurumun tabanından coşkun Çaltı ırmağı geçiyormuş… Delikanlı Allah’ın adını anarak yağlı ve gergin ip üstünde yürümeye başlamış. Ermeni kalesinin duvarlarına az bir mesafe kalmış. Türk askerleri etrafta sevinç çığlıkları atıyormuş. Tam kaleye tutunacağı sırada Ermeni Kıralı, Doğan ismindeki yardımcısını çağırmış. Doğan’a bağırmış: -Kesss…..Doğan! Doğan, kılıcını yağlı ve gergin urgana vurmuş… İp kesilmiş, Yiğit Türk delikanlısı, Çaltı ırmağının derin vadisine düşerek ruhunu teslim etmiş. Sevgilisinin feci şekilde ölümünü gören Aykız, kendisini onun ardından vadiye atmış. Coşkun sel suları iki sevgiliyi Fırat’a kadar götürmüş… O günden sonra Ermeniler’e ait Kız Kalesi’nin adı “Kesdoğan Kalesi olmuş. Halen o uçurumdaki kayalıklar üzerinde kırmızı kırmızı izler vardır. Kayalar üzerindeki izlerin birbirlerine kavuşamayan sevgililerin kanı olduğu söylenir. Kaynak: Kutlu Özen, Sivas Efsaneleri(2001),s 78–79 ************************************************************************ KESDOĞAN KALESİ EFSANESİ - 2 Selçuklular, 1071 .Malazgirt zaferinden sonra Anadolu İçlerine doğru akınlara başlarlar. Bu sıralarda Divriği Kalesi de Bizanslıların elindedir. Divriği Kalesi, kayalık bir tepe üzerinde kurulmuş, kalın surlarla çevrilidir. Bu sebepten alınması uzun sürer. Türkler de bu kalenin karşısına bir kale yaparlar. Bu iki kalenin kurulduğu tepelerin arasında Çaltı Suyu geçmektedir; birbirine karşı karşıyadır. Rum beyinin güzel bir kızı, Türk beyinin de Doğan adında gayet yakışıklı genç bir oğlu vardır. İki tepenin üzerindeki kalelerde yaşadıkları için uzaktan birbirlerini görürler. Aradan zaman geçer ve her ikisi de anlarlar ki, gönülleri karşı tepeye düşmüştür. Babaları savaş halinde oldukları İçin evlenmeleri imkansızdır. Yapılacak tek şey vardır: Kızı kaçırmak! Bu da ancak iki kale arasına ip germek suretiyle olacaktır. Bir sabah erkenden Doğan iki kale arasına ip gerer ve Rum beyinin güzel kızını kendi topraklarına kaçırmaya teşebbüs eder. Tam kaçarlarken Rum beyinin askerleri ipi ve üzerindekileri görürler, başlarlar ok atmaya. Durumu gören kız Doğan’a: Kes Doğan! diye ipi kesmesini söyler. Böylece ok yağmurundan kurtulacaklardır. Doğan ipi keser, fakat İkisi birlikte aşağıya düşüp parçalanırlar. İşte, bu hadiseden sonra buraya Kesdoğan adı verilir. Aynı hadiseyi değişik şekillerde işleyen hikâyeler de vardır. Kaynak: Saim Sakaoğlu / 101 Anadolu Efsanesi