У нас вы можете посмотреть бесплатно İtalyan Arşivinden 1930'da Filme Alınan İstanbul Görüntüleri или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
İtalyan arşivinden 1930'da filme alınan, henüz gecekondulaşmanın olmadığı dönemleri yansıtan İstanbul görüntülerini sizlerle paylaşıyoruz... İstanbul, yoksulların derme çatma barınaklarıyla Osmanlı döneminde tanıştı. Ancak o zaman adları ‘gecekondu’ olmadığı gibi, kendileri de bu adın neden olduğu ‘izinsiz ve bir çırpıda yapılan evcikler’ sayılmazlardı. Çoğu, Tarihi Yarımada’da ve sur diplerinde bulunan, tahtadan yapılmış, çatıları teneke kaplı, kapıları pencereleri başka binalardan devşirilmiş bu yoksul evlerinin bazıları, ‘sivil mimarlık mirası’ uygulaması içinde halen koruma altındadır. Bu evler için “Osmanlı’nın gecekonduları” deyimini de kullanır. Kelime olarak ‘gecekondu’ ise, cumhuriyet döneminin Türkçeye kazandırdığı sözcüklerden biridir. ‘Gece’ deyimi ‘kaçak’ ve ‘gizlice’ yapılmalarını, ‘kondu’ da ‘geçiciliklerini’ tanımlar. Ne var ki 70’lerden sonra ‘apartmanlaşan’ gecekondular için bu deyim anlamsız olunca, mimarlık çevreleri ‘kaçak yapı’ ya da ‘yasadışı yapılaşma’ tanımlarını yeğlemişlerdir. Buna rağmen yasal düzenlemelerde, izinsiz ve imara aykırı yapıların, hatta konut dışı kullanım amaçlarıyla yapılan binaların da ‘gecekondu’ sayılmaları sadece Türkiye’ye has bir durumdur. 1940’ların sonlarından itibaren başlayan göç dalgaları, gecekondulaşmayı da başlatmış oldu. İstanbul’daki gecekondu sayısı, resmi kaynaklara göre 1950’lerde 8 bin 239’ken, 1959’da 61 bin 400’e ve 1963’te 120 bine tırmanmıştır. 1960’lara gelindiğinde İstanbul nüfusunun yüzde 35’i, yani her üç İstanbulludan biri gecekonduda yaşıyordu. 2000’lerde aynı oranın, ‘kaçak yapılaşma bölgeleri’ olarak ulaştığı düzeyin yüzde 65 olduğu belirtiliyor. Yani artık her 10 İstanbulludan en az 6’sı yasadışı yapılaşmış alanlarda oturmaktaydı. İstanbul gecekondularının ‘barınma’ amacı dışında ‘rant’ araçları olarak da yaygınlaşmasının kanıtı, sayıları her yıl artış gösteren kiralık gecekondular ve kiralık kaçak dairelerdir. O kadar ki, gecekonduların bulunduğu arazilerdeki, kiralık yasadışı konutlarda oturan ‘ev sahipleri’nin yüzde 70’i, aynı zamanda birden fazla gecekondunun da sahibidir ve kira gelirleri cumhurbaşkanı maaşının çok üzerindedir. Gecekondu ve kaçak yapı sakinleri artık ‘aşırı yoksul’ olmayıp, orta gelir gruplarında yer alırlar. 1949-80 arasındaki 20’ye yakın imar affının ortak söylemi, gecekondu affı düzenlemesi, öncekilerden farklı olarak gecekonduların ‘plana bağlanmalarını’ da öngörmüştür. Buna dayanılarak, 1984’te bir ‘kent planı’ türü tanımlanmıştır. Gecekonduların bulunduğu yerlerin ‘inşaata müsait arsa’ya dönüştürülmeleri, bu arsalarda dört kata kadar apartman yapma olanağının tanınması sağlanmıştır. Böylece her gecekondu aynı zamanda ‘apartman inşaatı hakkı’ anlamına geldiğinden, ülke kentleri apartmanlaşmaya başlamıştır. İçerik Hazırlama:AkifTanrıkulu