У нас вы можете посмотреть бесплатно Elâzığ'da Bir Osmanlı Mirası: Hacı Ziya Bey Hamamı или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Hamam (Ar. حمّام); Arapça ya da İbranice kökenli sıcak, ılıca, kaplıca gibi anlamlar içeren "hammâm" sözcüğünden gelen bir sözdür. İçerisinde kimilerinde doğal kaplıca suyu kimilerinde de özel sistemlerle ısıtılan su bulunan ve insanların yıkanmaları, arınmaları, temizlenmeleri amacıyla kullanılan yapılara hamam diyoruz. Anadolu'nun birçok kentinde bulunan bu yapıların, Roma, Selçuklu, Osmanlı yapı kültürlerinin birbirinin ardılları olması nedeniyle, kimlerden kaldığına yönelik net bir bilgimiz olmasa da tüm dünyanın "Türk Hamamı" diye bildiği bu yapı biçimi, birçok sanat ve tarih insanına göre Anadolu’daki Roma ya da Bizans izleri olup, onların Türk Kültürü’ne bırakıtlarıdır. Yabancıların gözünde, "Osmanlı" ya da "Türk" denildiğinde ilk akla gelen sözcüklerden olan, kültürümüzde ayrı bir yer tutan Türk hamamları, dört yanı çevrilmiş duvarları ve kubbeli yapısıyla, salt temizlenilen bir yer değil, geleneklerimizin yaşandığı, kutlamalar yapılan hem erkekler hem de kadınlar için bir toplumsallaşma yeridir yani toplumsal yaşamın önemli parçalarındandır. Romalılarda da hamamlar, yalnızca temizlenme yerleri değil, aynı zamanda masajlar yapılan, spor çalışmaları olan, tartışmalar, söyleşiler için toplanılan yerlerdi. Roma tarihinde önemli bir yer tutan hamam kültürü Bizans Devri ortalarına dek etkisini sürdürmüş, daha sonra öteki Akdeniz ülkeleri ve Avrupa'da unutulmuş, Türklerle birlikte yeniden ve daha canlı olarak ortaya çıkmıştır. Günlük yaşantımıza girmiş deyimlerden, "hamama giren terler", "hamam parası", "hamam gibi olmak", "han hamam sahibi" gibi yüzlercesi bu kültürün parçasıdır... Anadolu'da özellikle Selçuklular’da ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde sanatsal ve işlevsel değerleri yüksek çok sayıda hamam yapılmıştır. Bunlardan bir bölümü günümüze dek ulaşmış olup bazıları da Hacı Ziya Bey hamamı gibi bugün de etkin çalışmaktadır. Hamamda genelde içsel yapı dörde ayrılır: "Soyunma", ara aşama olan "ılıklık", göbek taşının da olduğu "sıcaklık" ve hamam ocağının bulunduğu "külhan". Osmanlı hamamında altı adet temel mimarlık biçiminde söz edilmekle birlikte, en çok iki ya da üç biçim kullanılmaktadır. Kentimizdeki tek çalışan hamam olan Hacı Ziya Bey Hamamı, 1948 yılından beri Çizmeci ailesinin büyük özveriyle işlettiği bir işletme. O tarihte Zülfikar Çizmeci'nin, Hacı Ziya Bey'in kızlarından satın aldığı bu hamam Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde Hacı Ziya Bey (1866, Elazığ-1923, Elazığ) tarafından yaptırılmış olup bugün de aynı adla halka hizmet vermektedir. Hamama adını veren ilk sahibi Hacı Ziya Bey ise eski siyasetçi ve milletvekilidir. Bazı kamu görevleri ve il genel meclisi üyeliği yapmış ardından Elazığ'a bağlı Dersim mutasarrıf vekili görevi sırasında 1908'de Mamuret-ül-Aziz mebusu seçilmiştir. Milletvekilliği görevi sonrası Meclis-i Mebûsan'da Arzuhal Encümeni ve İkinci Şube Reisliği görevlerinde bulunmuş ve sonradan da memleketine dönüp ölümüne değin ticaretle uğraşmıştır. Bugün sizlere bu tarihsel yapıyı ve yapının ilk ve son sahiplerini tanıttık. Umarım beğenirsiniz. Yeniden görüşmek dileğiyle... Cem BAYINDIR #hacıZiyabey hamamı #elaziğ #elâzığ #harput #elaziz #harput #harput #mezraa #MAMURATÜLAZİZ #YUKARIŞEHİR, #MEZRAA #hamam #Hacı Ziya Bey #harput Katılanlar: Cem Bayındır: Keban'da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Yazın dergilerinde öykü, şiir, araştırma ve çeviri yazıları yayımlandı. İhsan Tarakçı: Harputlu. Fırat Üniversitesi Makina Mühendisliği ve İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümü mezunu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İşletme dalında yüksek lisans yaptı. Türk Telekom başta olmak üzere birçok kurumda üst düzey yönetici, danışman pozisyonunda bulundu. Mustafa Balaban: Elâzığ merkez Sürsürü doğumlu. Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladı. Birçok yüksek lisans, doktora çalışmasında danışmanlık yaptı.