У нас вы можете посмотреть бесплатно (87) 28.Mektup 1.Mesele/2 | Rüya-yı sadıka hiss-i kablelvukūun fazla inkişafıdır. Sarıklı zat. или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
87. Ders Mektubat Dersleri 28. Mektup 1. Risale olan 1. Mesele (DEVAM) Sayfa 226, 227, 228, 229 (Hayrat Neşriyat Osmanlıca Orijinal Nüsha) Rüyanın Hakikatleri ve çeşitleri. MEKTUBAT DERSLERİ Av. Ali KURT • MEKTUBAT DERSLERİ Av. Ali KURT Beşincisi: Rüyâ-yı sâdıka, hiss-i kablelvukūun fazla inkişâfıdır. Hiss-i kablelvukū‘ ise, herkeste cüz’î-küllîAz-Çok vardır. Hatta hayvanlarda dahi vardır. Hatta bir zaman ben bu hiss-i kablelvukuū, zâhirî ve bâtınî meşhur duygulara ilâve olarak, insanda ve hayvanda ‘sâika ve şâika' nâmıyla, aynı sâmia ve bâsıra gibi iki hiss-i âharı ilmen bulmuştum. Ehl-i dalâlet ve ehl-i felsefe, o gayr-i meşhûr hislere hata ederek, ahmakçasına ‘sevk-i tabîî' diyorlar. Hâşâ, sevk-i tabîî değil, belki bir nevi‘ ilhâm-ı fıtrî olarak, insan ve hayvanı kader-i İlâhî sevk ediyor. SAYFA 227 Meselâ kedi gibi bazı hayvan, gözü kör olduğu vakit, o sevk-i kaderî ile gider, gözüne ilaç olan bir otu bulur, gözüne sürer, iyi olur. Hem rûy-u zemînin sıhhiye me’murları hükmünde ve bedevî hayvanâtın cenazelerini kaldırmakla muvazzaf, kartal gibi âkilüllahm kuşlara, bir günlük mesâfeden bir hayvan cenazesinin vücûdu, o sevk-i kaderî ile ve o hiss-i kablelvukū‘ ilhâmı ile ve o sâika-i İlâhiye ile bildirilir ve bulurlar. Hem yeni dünyaya gelmiş bir arı yavrusu, yaşı bir gün iken, havada bir günlük mesâfeye gider. Havada izini kaybetmeyerek, o sevk-i kaderî ile ve o sâika ilhâmıyla döner, yuvasına girer. Hatta herkesin başında çok def‘a tekerrür ediyor ki, birisinden bahsediyorken, ânî kapı açılarak tahmînin fevkınde aynı adam gelir. Hatta Kürdce durûb-u emsâldendir: نَاوِ گُرْب۪ينَه پَالَانْدَارْ ل۪ي وَر۪ين Yani “Kurdun bahsini ettiğin zaman, topuzu hazırla, vur. Çünki kurt geliyor.” Demek bir hiss-i kablelvukū‘ ile, latîfe-i Rabbâniye icmâlen o adamın gelmesini hisseder. Fakat aklın şuûru ihâta etmediği için, kasden değil, ihtiyârsız olarak bahsetmeye sevk eder. Ehl-i ferâset, bazen kerâmet gibi geldiğini beyân eder. Hatta bir zaman bende şu nevi‘ hassâsiyet fazla idi. Bu hâli bir düstûr içine almak istedim. Fakat yakıştıramadım ve yapamadım. Fakat ehl-i salâhatte ve bâhusus ehl-i velâyette bu hiss-i kablelvukū‘ fazla inkişâf eder. Kerâmetkârâne âsârını gösterir. İşte umum avâm için dahi bir nevi‘ velâyete mazhariyet var ki, rüyâ-yı sâdıkada, evliyâ gibi gaybî ve istikbâlî olan şeyleri görüyorlar. Evet, uyku, nasıl ki avâm için rüyâ-yı sâdıka cihetinde bir mertebe-i velâyet hükmündedir. Öyle de, umum için, gayet güzel ve muhteşem bir sinema-yı Rabbânînin seyrângâhıdır. Fakat güzel ahlâklı güzel düşünür. Güzel düşünen, güzel levhaları görür. Fenâ ahlâklı, fenâ düşündüğünden fenâ levhaları görür. Hem herkes için âlem-i şehâdet içinde âlem-i gayba bakan bir penceredir. Hem mukayyed ve fânî insanlar için sâha-i ıtlâk bir meydan ve bir nevi‘ bekāya mazhar ve mâzî ve müstakbel hâl hükmünde bir temâşâgâhtır. Hem tekâlîf-i hayatiye altında ezilen ve meşakkat çeken zîruhların istirahatgâhıdır. İşte bu gibi sırlar içindir ki, Kur’ân-ı Hakîm وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا nev‘indeki âyetlerle hakîkat-i nevmiyeyi ehemmiyetle ders veriyor. SAYFA 228 Altıncısı ve en mühimmi: Rüyâ-yı sâdıka, benim için hakkalyakîn derecesine gelmiş. Ve pek çok tecrübâtımla kader-i İlâhînin, her şeye muhît olduğuna bir huccet-i kātı‘ hükmüne geçmiştir. Evet, bu rüyalar, benim için, hususan bu birkaç sene zarfında o dereceye gelmiştir ki, meselâ yarın başıma gelecek en küçük hâdisât ve en ehemmiyetsiz muâmelât ve hatta en âdî muhâverât, yazılı olduğunu ve daha gelmeden muayyen olduğunu ve gecede onları görmekle dilim ile değil, gözüm ile okuduğum bana kat‘î olmuştur. Bir değil, yüz değil, belki bin def‘a, gecede hiç düşünmediğim halde gördüğüm bazı adamlar veyahud söylediğim mes’eleler, o gecenin gündüzünde az bir ta‘bîr ile aynen çıkıyor. Demek en cüz’î hâdisât, vukūa gelmeden evvel hem mukayyeddir, hem yazılmıştır. Demek tesâdüf yok. Hâdisât başıboş gelmiyor. İntizâmsız değillerdir. Yedincisi: Senin müjdeli, mübârek ve güzel rüyanın ta‘bîri, Kur’ân için ve bizim için çok güzeldir. Hem zaman ta‘bîr etti ve ediyor. Ta‘bîrimize ihtiyaç bırakmıyor. Hem kısmen ta‘bîri güzel olarak çıkmış. Sen dikkat etsen anlarsın. Yalnız bir-iki noktasına işaret ederiz. Yani bir hakîkat beyân ederiz. Senin hakîkat-i rü’yâ nev‘inden olan vâkıalar, o hakîkatin temessülâtıdır. Şöyle ki: O vâsi‘ meydanlık, âlem-i İslâmiyettir. Meydanlığın nihâyetindeki mescid, Isparta vilâyetidir. Etrafı bulanık, çamurlu su, hâl ve zamanın sefâhet ve atâlet ve bid‘atler bataklığıdır. Sen selâmetle, bulaşmadan, sür‘atle mescide eriştiğin, herkesten evvel envâr-ı Kur’âniyeye sâhib çıkıp, kalbini bozmadan sağlam kaldığına işarettir. Mesciddeki küçük cemâat ise, Hakkı, .... SAYFA 229 ... Fakat nevme âit olan âyât-ı Kur’âniyenin bir nevi‘ tefsîrine işaret etmek niyetiyle başladığımdan, inşâallâh o israf affolur. Veya israf olmaz.