У нас вы можете посмотреть бесплатно El Habîr İsmi - Ali Kemal Kastan | Esmaül Hüsna ile Maddi ve Manevi Gelişim - 30 или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
El-Habir ismi, Allah'ın her şeyden haberdar olduğunu ifade eder. Bu isim, insanın iç dünyasındaki gizli durumları ve niyetleri takip etmesini teşvik eder. İnsanın kendi içsel problemlerini tanıması ve düzeltmesi gerektiğini vurgular. Ayrıca, yöneticilerin ve eğitimcilerin bilgi edinme yollarını geliştirmeleri gerektiğini anlatır. Öne Çıkanlar: 00:00 Giriş 00:12 El-habir ismi, Rabbimizin evrende olan her varlıktan ve olaydan sürekli haberdar olduğunu ifade eder. 06:05 Allah'tan gizlenebilmek mümkün değildir, çünkü O her şeyi görür ve bilir. 12:06 İnsanlar, olumsuz duygularını kişiliklerinin bir parçası olarak tanımlayıp koruma eğilimindedirler. 25:58 Eğitimcilerin, öğrencilerinin içsel dünyalarını anlamaları ve onlara özel bilgi toplama süreçleri önemlidir. 30:20 İslam kültürü, insanın ruhunu ve nefsini iki ayrı varlık olarak değerlendirir. El-Habir, anlaşılabilecek en net haliyle “her şeyin iç yüzünü bilmek, onlardan haberdar olmak” manasına gelmektedir. Bu bağlamda, O’nun insanın tüm yaptıklarını bildiği konusu Kur’an-ı Kerim’in 26 ayetinde geçmektedir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Kullarının yaptıklarının ve onların neye ihtiyacı olduğunun farkındadır. Yani O, gizlense dahi her olayın ve durumun iç yüzüne hakim olandır. Sözlükte “bir nesneyi gereğince bilmek için yoklayıp sınamak, bir şeyin iç yüzünden haberdar olmak” anlamına gelen hubr (hibre) masdarından sıfat olup “bilen, bir nesnenin mahiyetine ve iç yüzüne vâkıf olan” demektir. Kelimenin kökünde, bir şeyin asıl yapısını ve iç yüzünü öğrenmek için onu duyu organlarıyla algılayıp denemek ve elde edilen bilgileri akıl süzgecinden geçirip bir sonuca bağlamak mânası bulunduğu gibi haber yoluyla bilgi edinmek mânası da vardır. Şüphe yok ki bu bilgi vasıtalarının hiçbiri Allah için söz konusu değildir. Ancak hadis olarak da rivayet edilen, “Hiçbir zaman haber duyu seviyesinde bilgi sağlayamaz” sözüne göre (bk. Müsned, I, 215, 271), Allah’a nisbet edilen “hubr” kavramında, duyularla algılanmış gibi her şeyin gerçekliğinden ve genellikle insanlara gizli kalan iç yüzünden haberdar olma mânası mevcuttur. Habîr isminin “haberdar eden” (muhbir) anlamına da gelebileceği kaydedilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de bir âyette hubr masdarı, kırk dört âyette de habîr ismi Allah’a nisbet edilmiştir. Habîr yirmi altı âyette, Allah’ın, insanların yaptıkları her şeyden ve kıyametteki durumlarından haberdar olduğu mânasını ifade etmekte ve daha çok müjdeleyici bir üslûp taşımaktadır. Beş âyette, “yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip sezilmez yollarla karşılayan” mânasındaki latîf, yine beş âyette “gören” mânasındaki basîr, dört âyette “bütün emirleri ve işleri yerli yerinde olan” anlamındaki hakîm, dört âyette de “hakkıyla bilen” anlamındaki alîm ismiyle birlikte kullanılmıştır. Kelimenin bu kullanılışlarının mânasına zenginlik kattığı, onu pekiştirip açıklığa kavuşturduğu görülmektedir. Kur’an’da ve hadislerde Allah’a nisbet edilen isimler içinde ilim kavramını ifade eden birçok kelime bulunmaktadır. İlim sıfatının İslâm ilâhiyatında büyük bir önem taşıdığı bilinmektedir. Kur’an’da habîr gibi bir mâna taşıyıp Allah’a ilim izâfe eden kavramlardan biri de “haber vermek” anlamındaki tenbie kökünden türemiş yirmi altı kadar fiil sîgasıdır. Ayrıca “hikâye etmek, anlatmak, haber vermek” anlamına gelen kasas kökünden türemiş on dört kadar fiil sîgası ile ahbâr, enbâ’ kelimeleriyle bağlantılı olarak kullanılan vahy kökenli bazı fiiller de (evhâ, nûhî) haber niteliği taşıyan ilâhî ilim kavramlarını ifade etmektedir “İlmiyle her şeyi kuşatan, kudret ve iradesiyle her şeye hâkim olan” mânasındaki muhît ismi, doksan dokuz ismi ihtiva eden esmâ-i hüsnâ cetvelinde yer almamakla birlikte habîr ismini destekleyici mahiyette sekiz âyette zât-ı ilâhiyyeyi nitelemekte, beş âyette de fiil sîgasıyla Allah’a nisbet edilmektedir. Esmâ-i hüsnâyı kendine has bir yöntemle gruplandıran Gazzâlî, habîrle birlikte dört ismin ilim kavramı etrafında halkalandığını kabul etmiştir. Ona göre alîm ismi mutlak mânada ilme delâlet eder. Habîr, ilmin duyularla algılanamayan bâtınî kısmını, şehîd de algı alanına yönelik kısmını ifade eder. Hakîm bilineceklerin en şereflilerine yönelik iken muhsî, ayrıntıları sınırlı bulunan konulan aydınlatan bir isimdir. Bütün bunlardan başka esmâ-i hüsnâ cetvelinde yer alan, “ilmi ve merhameti her şeyi kuşatan” anlamındaki vâsi‘ ismi de habîr grubu içinde mütalaa edilmelidir. Habîr Allah’ın zâtî isimleri grubunda yer alır. Ebû Abdullah el-Halîmî ve onun görüşünü aynen aktaran Ebû Bekir el-Beyhakī, söz konusu ismin bağlı bulunduğu ilim sıfatını ulûhiyyetin temel niteliklerinden kabul ettikleri için olmalıdır ki habîri teşbihi nefyeden selbî isimler (veya sıfatlar) grubundan saymışlardır. Ebû Bekir İbnü’l-Arabî ise “haberdar eden” mânasını da göz önünde bulundurarak onu zâtî-sübûtî sıfatlar arasında zikretmiştir. Ayrıcalıklardan yararlanmak için kanalımıza katılabilirsiniz: / @mavera_tv #maveratv