У нас вы можете посмотреть бесплатно İPEKÇİ AİLESİ: İstanbul İmparatorlarının Acı Sonu..! или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
İPEKÇİ AİLESİ: İstanbul İmparatorlarının Acı Sonu..! 19. yüzyılın sonunda Selanik’te ipek ticaretiyle uğraşan İpekçi kardeşler, 1890’larda cesur bir karar alarak aile işlerini İstanbul’a taşıdı. Eminönü’nde açtıkları Selanik Bonmarşesi, sadece ipek kumaşlar ve lüks eşyaların satıldığı bir mağaza değil; aynı zamanda İstanbul halkının ilk kez sinema makineleriyle tanıştığı yer oldu. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, aile ticaretten eğlence dünyasına yöneldi. 1923’te açtıkları Elhamra Sineması, İstanbul’da modern sinema kültürünün başlangıcıydı. Kısa sürede Melek (sonradan Emek) ve Opera sinemalarını da açarak Beyoğlu’nu bir “sinemalar bölgesi”ne dönüştürdüler. Salonlarında Avrupa ve Hollywood filmleri gösteriliyor, sessiz filmlere canlı orkestralar eşlik ediyordu. 1928’de ise bir adım öteye giderek İpek Film Stüdyosunu kurdular. Muhsin Ertuğrul ile birlikte Ankara Postası filmini çektiler; büyük başarı kazanan bu film, halkın yıllardır özlediği yerli yapımla buluşması anlamına geliyordu. Ardından gelen yapımlar arasında İstanbul Sokaklarında (ilk Türk sesli filmi) ve Bir Millet Uyanıyor gibi dönüm noktaları vardı. İhsan İpekçi’nin Atatürk’ü kameraya alması ve tarihi anları kaydetmesi, ailenin kültürel mirasını daha da güçlendirdi. Fakat 1930’ların sonunda ekonomik buhran ve savaş gölgesi onları da vurdu. Borçlar arttı, İş Bankası ortaklığıyla ayakta kalmaya çalıştılar. Asıl büyük darbe ise 1942 Varlık Vergisi ile geldi. Melek (Emek) ve İpek Sineması dâhil en değerli salonlarını kaybettiler. Böylece sinema imparatorluğunun kalbi sökülmüş oldu. 1940’ların ortalarında İpekçiler sinema sektöründen neredeyse tamamen çekilmişti. Ailenin sonraki kuşakları ise farklı alanlarda öne çıktı. Abdi İpekçi, Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni olarak barış yanlısı tavrıyla tanındı; ancak 1979’da suikasta kurban gitti. İsmail Cem İpekçi, Dışişleri Bakanı olarak Türkiye’nin diplomatik yüzü oldu, AB ve komşu ülkelerle ilişkileri yumuşattı. Cemil İpekçi, moda dünyasında cesur tasarımlarıyla uluslararası şöhret kazandı. Yazar Leyla İpekçi ve aileyle bağlantılı sanatçılar da kültür hayatına katkıda bulundu. Sonuçta İpekçi ailesinin hikâyesi, Selanik’ten başlayan ipek ticaretinin, İstanbul’da sinemanın doğuşuna dönüşmesi; zirveye çıkan bir imparatorluğun ekonomik ve siyasi dalgalarla sarsılıp dağılması; ama sonraki kuşaklarda kültür, basın, siyaset ve modada yeniden filizlenmesi olarak okunabilir. Onların hikâyesi, hem bir ailenin hem de Türkiye’nin modernleşme sürecinin aynasıdır. Kanalımıza Destek Olmak İçin: / @laststorybender #ipekçiailesi #belgesel #başarıhikayeleri