У нас вы можете посмотреть бесплатно Yunus Emre’nin Yolculuğu: Aşk mı, Sabır mı? или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Neden Susmuyor Bu Yunus? Hani bazıları vardır çok konuşur ama boştur ya, Yunus öyle değil. Videoda diyor ki; "Arif olan susar (Taptuk Emre gibi), aşık olan ise susarsa patlar (Yunus gibi)." Yunus o kadar büyük bir aşkın içine düşmüş ki, söylemese ölecek gibi hissediyor. Yani o muazzam şiirler aslında birer patlama noktası. Buğday mı, Nasip mi? Yunus’un başlangıcı çok insani. Karnı aç, kapısına gittiği Hacı Bektaşi Veli "Sana buğday mı vereyim, nefes (maneviyat) mi?" diyor. Yunus "Açız efendim, buğday ver" diyor. Ama yola çıkınca kafasına dank ediyor; "Ben ne yaptım?" diye geri dönüyor. İşte o an nasibinin Taptuk Emre’de olduğu söyleniyor ve asıl macera başlıyor. 40 Yıl Odun Taşımak Ama Nasıl? Düşünsene, 40 yıl boyunca bir dergaha odun taşıyorsun ve bir tanesi bile eğri değil! "Bu kapıya eğri odun yakışmaz" diyor. Videoda asıl vurucu kısım şu: Hocası Taptuk Emre’nin gözleri görmüyor aslında. Ama Yunus ona öyle bir kalp gözüyle bağlı ki, hocasının bir bakışı (nazarı) Yunus’u Yunus yapıyor. "Bana Seni Gerek Seni" Meselesi Yunus başta cenneti, nehirleri anlatan şiirler yazarken; piştikçe "Cennet cennet dedikleri birkaç köşk, birkaç huri... İsteyene ver onları, bana sadece Sen lazımsın" demeye başlıyor. Bu cenneti küçümsemek değil, sevdiğine o kadar aşık olmak ki ondan başka hiçbir ödülü gözü görmemek demek.