У нас вы можете посмотреть бесплатно 13. SÖZ - BİLGİ VE VARLIK или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
/ sozlerdersi 6:38 "Biz Peygambere şiir öğretmedik; bu ona yakışmaz da." (Yâsin Sûresi, 36:69) Bu kitap esâtîrü'l-evvelîn (efsaneye dayanan, insanların hayallerine hitap eden, kesinlik ifade etmeyen eski masallar) değildir. 15:25 Kur’an “kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bir kitaptır.” (Bakara Sûresi, 2:2) Şiirin hayalatından münezzeh, kesin bir bilgidir. 18:24 “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu” Abduhu: Veliyyu Resuluhu: Nebiyyu Peygamber Efendimizin’in Miraç’a çıkışı velayetinin (yani kulluk performansının), Miraç’tan dönüşü ise nübüvvetinin (peygamberlik vazifesinin) neticesidir. 22:13 Namazdan sonraki tesbihat, tarikat-ı Muhammediye’nin hususi evradıdır. Onun velayeti nübüvvete inkılap etmiş. Onun velayeti nübüvvetinin tabanına değmiş, velayette daha gidilecek yol kalmamış yüksek bir velayettir. Hatta peygamberlik gelmeden önce Hira Mağarası’na giderken taşlar ona selam verirdi. تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler.” (İsrâ Sûresi, 44. Ayet) sırlarını bilfiil olarak yaşamış bir insandı. (Böyle yüksek bir velayetin evradı olan tesbihat, elbette diğer evradlardan çok daha kıymetlidir.) 23:37 “Kulum, farz ibadetlerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder. Sonuçta ben onu severim. Sevince de onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.” Yani önce sen Allah’a yaklaşıyorsun (kurbiyet). Sonra Allah sana yaklaşıyor (akrebiyet). Teveccüh edene teveccüh edilir. “Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim.” 29:33 "Biz Kur'ân'dan mü'minler için bir şifa ve rahmet olan şeyi indiriyoruz." İsrâ Sûresi, 17:82. “Sağ ve sol iki tarafından dehşetli, derin iki yara ile yaralı (…)” Doğuştan yaralı: Acz-Fakr. 31:55 Bilimin yaptığı şey isimlendirmedir. “Bu budur”, der; âdiyat perdesine sarıp bilinmiş gibi yapıp insanların hayretlerini çalıyor. Sanki şaşılacak bir şey yokmuş gibi, “doğaldır” der, geçer. “Rahmet yağıyor”, dersin; bilim ise tabiî sebepleri sayıp tabiatı tanrılaştırır. 34:24 Politeizm, maddenin kendisinde tasavvur edilen güce şahsiyet vermektir. Mesela “Yağmur Tanrısı” derler. Sonra onu sembolize edecek bir put yapıp ona yalvarırlar. 41:39 Gece korkuları olan evladının odasına gece lambası astığında, “baba bunu niye astın?” diye sorsa, “seni sevdiğim için, senin korkmanı istemediğim için” diye cevap verirsin. Kur’an da öyle yapıyor. Eşyanın mahiyetinden değil, hikmetinden bahsediyor ve şükre sevkediyor. “Kur'ân güneşten güneş için bahsetmiyor. Belki, onu ışıklandıran Zât için bahsediyor. Hem güneşin insana lüzumsuz olan mahiyetinden bahsetmiyor. Belki güneşin vazifesinden bahsediyor ki (…)” (25. Söz) 51:42 Kur’an’ın ilmi, ilm-i imanîdir. “(…) mevcudat üstündeki âdet ve ülfet perdesini keskin beyanatıyla yırtıp, (…)” seni doğrudan Cenâb-ı Allah’ın marifetine ulaştırır. 56:01 İmam Gazalî der ki, “İnsanlar umumî rahmetleri (hava, güneş, su, vücut) görmezler, hep hususî rahmetleri düşünürler.” 1:07:42 “Güzel bir söz, kökü sabit ve dalları semâda olan bir ağaç gibidir.” (İbrahim Sûresi, 24. Ayet) Kur’an’ın kendisini ifade etmek için kullandığı bir temsildir. 1:10:18 “İşte, hiç görünmeyen (ve halen görünmüyor) o ağaca dair, biri çıksa, (…)” Kur’an’ın pek çok hikmeti halen görülmüyor. Halen mestur.