У нас вы можете посмотреть бесплатно Beşiktaş & ''Baba'' Hüsnü Savman или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
YETİMHANEDEN MİLLİ TAKIM KAPTANLIĞINA: BABA HÜSNÜ SAVMAN (1908 - 1945) #Beşiktaş I. Cephedeki Babanın Emaneti: İşgal Gölgesinde Çocukluk (1908 - 1925) Bu destan 1908 yılında Gönen’de başladı; babası Mehmet Bey’di. Ancak o yıllar "uzun harp" yıllarıydı. Babası Mehmet Bey vatan müdafaası için cephelerde savaştığından, aile parçalandı. Hüsnü henüz 10 yaşındayken, cephedeki babasından ayrı düşüp bir "Darüleytam" (Yetimhane) çocuğu olarak hayata tutunmak zorunda kaldı. İlk durağı Kadıköy Darüleytamı idi. Yokluk o kadar derindi ki, gerçek bir top bulmak imkânsızdı; mektebin bahçesinde paçavralardan yaptıkları bez yumaklarıyla maç yapıyorlardı. İstanbul’un işgali sırasında Kadıköy’deki mektebi Fransızlar tarafından zapt edilince, arkadaşlarıyla birlikte Balmumcu Darüleytamı’na nakledildi. Hüsnü, "hakiki" bir futbol topuna ilk kez ikinci yetimhanede, Balmumcu’nun soğuk duvarları arasında dokundu. Kalbinde ise kapanmaz bir yara vardı: Tam 13 yıl boyunca, cephelerdeki babasını hiç görmemiş, baba şefkatinden mahrum büyümüştü. II. Bir Mektupla Biten 13 Yıllık Hasret (1926) Hüsnü büyüdükçe yeteneği de büyüdü. Balıkesir İdman Yurdu formasıyla Bandırma'da Beşiktaş’a karşı oynadığı maçta attığı golle Şeref Bey’in dikkatini çekti ve General Ali Hikmet’in yardımıyla Beşiktaşlı oldu. Şöhret basamaklarını tırmanırken, hayatının akışını değiştiren o haber geldi. Bursa'da futbol oynadığı dönemden tanıdığı ve "Ağabey" diye hitap ettiği Faik Bey'den bir mektup aldı. Mektupta inanılmaz bir havadis vardı: Babası Mehmet Bey hayattaydı ve Gönen'deydi. Bu mektubun verdiği umutla hemen Gönen’e koştu. Faik Bey'in yardımıyla, 13 yıl sonra babasına kavuştuğu o anı, "Hayatımın unutamayacağım hadisesi" olarak kalbine yazdı. III. Erken Gelen Uyarı: "Kalbime Bir Şey Sokuluyor" (1934) Hüsnü Savman sahadaki sertliği ve dayanıklılığıyla bilinirdi, ancak bedeni henüz 26 yaşındayken ona çok ciddi bir uyarı vermişti. 1934 yılında verdiği bir röportajda, sol ayağındaki sakatlığa rağmen oynamak zorunda kaldığını anlatırken, ölümünden 11 yıl önce gelen o korkunç hissi şöyle tarif etti: "Birkaç defa topa sıkı vursam, öyle zannediyorum ki, kalbime birşey sokuluyormuş gibi oluyor. Tabiî bu şerait (şartlar) içinde oynamaklığım fena neticeler veriyor.". Bu ifade, onun sadece rakiplerle değil, kendi kalbiyle de savaştığını gösteriyordu. IV. Ölüm Uykusundan Dönüş: Baba Hakkı'yı Kurtardığı Gece (1938) Tarihler 9 Aralık 1938 gecesini gösteriyordu. Beşiktaş'ın iki efsanesi, Hüsnü Savman ve Hakkı Yeten, aynı odada uykuya dalmışlardı. Ancak sönmemiş mangaldan sızan zehirli gaz odayı doldurdu. Yarı baygın haldeki Hüsnü Savman, son bir refleksle kendini yataktan aşağı, sofaya attı. Düşerken çıkardığı gürültü evdekileri uyandırdı. Belgeler bu anı şöyle yazar: "Hüsnü'nün sofaya düşmesi, her ikisinin de hayatını kurtarmıştır". Eğer o son hamleyi yapamasaydı, Beşiktaş o gece iki efsanesini birden kaybedecekti. V. Savunmada Bir Duvar, Hücumda Bir Golcü: Tarihi "Hat-trick" (1939) Baba Hüsnü esasen bir müdafi (savunmacı) olsa da, futbola santrfor olarak başladığı için gol yollarında da ölümcül bir silahtı. 10-0'lık Zafer: 29 Ekim 1939'da Beşiktaş'ın Hilâl takımını 10-0 yendiği maçta tarihi bir performans sergiledi. Hüsnü'den Hat-trick: Bir savunmacı olmasına rağmen maçın başında sahneye çıktı ve takımının ilk 3 golünü peş peşe atarak "hat-trick" yaptı. VI. Şeref Bey'in "Milli" İzniyle Üç Büyüklerde Onu keşfeden Şeref Bey, Hüsnü'nün yeteneğinin uluslararası temsillerde vatanı yücelteceğine inandığı için, kulüpçülük taassubunu bir kenara bırakmış ve "milli duygularla" ezeli rakiplerde oynamasına bizzat izin vermişti. Fenerbahçe Formasıyla (1927): Şeref Bey’in izniyle, Fenerbahçe’nin İzmir seyahatine "takviye eleman" olarak katılan tek Beşiktaşlı oldu. Galatasaray Formasıyla (1935): Yine Şeref Bey'in "milli temsil" onayıyla, Galatasaray’ın Macaristan ve Romanya seyahatine katılarak Sarı-Kırmızılı formayı giydi. VII. Sivil Hayatı: Yetimlerin Hocası ve Devlet Memuru Yetimlere Vefa: Yıllarca "Muallimlik" yapan Hüsnü, bir zamanlar öksüz olarak bırakıldığı Balmumcu Mektebi'ne hoca olarak geri döndü. "Şimdi ben öksüz olarak bırakıldığım Balmumcu mektebinde yetimlerin, gariblerin hocasıyım" diyerek kendi kaderini yaşayan çocuklara sahip çıktı. Memuriyet: Futbol oynadığı dönemde aynı zamanda Galata Maliye Tahakkuk Şubesi'nde memur olarak çalıştı. VIII. Ankara Trenlerinde Bir Talebe ve Milli Kaptan Sporu bilimsel bir temele oturtmak isteyen Hüsnü, 1937'de Ankara Beden Terbiyesi Enstitüsü'ne girdi. Hafta içi Ankara'da okuyor, hafta sonları trenle İstanbul'a maça gelip geri dönüyordu. Beşiktaş tarihinde Milli Takım kaptanlığına yükselen ilk isim oldu ve 3 maçta sahaya kaptan olarak çıktı. Devamı Beşiktaş Iğdır Facebook hesabında / 17p4fw4evk Seslendiren Burcu Naz Hasras / Murat Hasras