У нас вы можете посмотреть бесплатно Bir Gülün Muhayyilesi - Rabia Arslan или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Gül Eğitim Merkezi talebemiz Rabia Arslan'ın seslendirdiği bir gülün muhayyilesi... Bir Gülün Muhayyilesi: Beni bir mümin kulun gördü. Yanımdan geçiyordu beni fark etti... Durdu geri döndü geldi. Yüzüme uzun uzun baktı. Önce gözleriyle sonra elleriyle okşadı kokladı. Bir öpücük kondurdu yanaklarıma ayrılmadan. ‘’Ne güzel yaratılmış’’, dedi sessizce. İşte o an niçin var olduğumu anladım. Mümin kul çekip gitti. Ama onun gitmesiyle birlikte ben hayal dünyamda bir yolculuğa çıktım. 1400 sene evveline gittim. Asr-ı Saadet’e doğru vardım. Düşündüm... Acaba şu an beni Rasulullah (s.a.v) eline alsaydı, bana tebessüm etseydi beni okşasaydı ve beni koklasaydı ne güzel olurdu. Onun narin ellerini hisseder gibi oldum. Bir pamuk kadar yumuşak bu dokunuş düşünürken bile beni bir hoş etti. Ben bir gülüm... Kırmızı bir gül. Bir sapı olan, yaprakları olan, dikenleri olan bir gül... Benim gibi gülleri Efendim çok sever. Bizi koklamayı, bize dokunmayı çok sever. O kadar sever ki ‘gülü koklarken bana salavat getirmeyene üzülürüm’ buyurmuşlardır. Benim canım Peygamberim... Sen beni ve benim gibileri seversin. Ama ben ve benim gibiler sana aşığız. Sana vurgunuz ey gül yüzlü Nebi. Sen varken, sen bu dünyada yaşamışken ben kendime gül demeye utanıyorum. Senden ala senden güzel gül mü var şu alemde? Güllerin Gül’ü yalnızca sensin. Sensin başımın tacı, sensin gönlümün ilacı. Ey kalbimin en kuytu köşesinde tahtını kurmuş olan Sultanım... Ben basit bir çiçek olarak seni bu kadar seviyor sana bu kadar hayran oluyorken bazı kendini bilmez insanlar nasıl oluyor da senden habersiz bir ömür sürüyor, senden habersiz ömrünü sonlandırıyor şaşıyorum. Tuhaf iş doğrusu. Yazık; çok yazık... Ben seni o kadar seviyorum ki, sana bir dikenim batacak olsa; sonsuza dek ağlarım. Yapraklarım dökülür. Rengim solar. Başım döner. Kendimden geçerim. Zaten benim ömrüm ne kadar ki? Sonbahar-da solan yapraklarla beraber ben de yok olup gideceğim. Ben de bir varmış bir yokmuşlardan olacağım. Ama beni üzen bu değil Güllerin Peygamber’i. Beni üzen bu değil Canım Efendim. Beni üzen zamanında yaşayamamış olmam. Beni üzen seninle aynı zamanda var olamamış olmam. Belki ben de senin devrinde yaşayan bir gül olsaydım sen beni koklayacaktın öpecektin ve yüzüme gülecektin. Ben de övünecek mutlu olacaktım. Beni Rasulullah kokladı, beni eline aldı diyecektim ve son nefesime kadar bu sevinçle yaşayacaktım. Ben seni biliyorum seni tanıyorum. Ama bu dünyada seni tanımayan seni bilmeyen merhametinden haberdar olmayan zavallılar var. Ben sadece bir gülüm. Senin ümmetinden değilim belki. Bir insan değilim belki. İki elim, iki gözüm, iki kulağım yok belki ama bende öyle bir sevda var ki ya Rasulallah, bu dünyada yaşayan bir çok zavallının sevdasından üstündür. Ben senin kıymetini bilenlerdenim ya Rasulallah. Sana aşık olanlardanım ya Rasulallah, sana meftun olanlardanım ya Nebiallah. Seni bilmeyenler utansın... Seni duymayanlar utansın... Seni sevmeyenler utansın...