У нас вы можете посмотреть бесплатно Himmler ve Heydrich Neden Yahudileri Yok Etmek İstiyordu? | BELGESEL или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Heinrich Himmler ve Reinhard Heydrich, Nazi soykırımının en acımasız mimarlarından ikisiydi. Her ikisi de biyolojik ırkçılıkla ve Alman kanının saflığına olan saplantıyla şekillenmiş bir dünya görüşünü paylaşıyordu. SS lideri Himmler, tarihi ırklar arasındaki bir mücadele olarak görüyordu; Alman halkı “saf olmayan” her şeyden kurtulmalıydı. Ona göre Yahudiler, ahlaki çöküşün, komünizmin, kapitalizmin ve kültürel yozlaşmanın kaynağıydı. Sağ kolu Heydrich ise bu fikirleri neredeyse bürokratik bir titizlikle hayata geçirdi. Birlikte, Hitler’in antisemitizmini planlı bir yok etme politikasına dönüştürdüler. Onların antisemitizmi sıradan nefret değil, devletleştirilmiş bir ideolojiydi. Himmler, ırksal saflığın Reich’ın bin yıl sürecek gücünü garantileyeceğine inanıyordu. Bu mantığa göre Yahudilerin yok edilmesi bir suç değil, “biyolojik bir zorunluluktu”. Heydrich, soğukkanlı bir stratejist olarak, bu doktrini askeri bir titizlikle uyguladı. 1942’deki Wannsee Konferansı’nı organize ederek “Nihai Çözüm” planını şekillendirdi. Orada, haritalar ve sayılar arasında, soykırım sistematik bir devlet politikası haline geldi. Himmler görevini “tarihi bir sorumluluk” olarak görüyordu. “Aryan ırkının ellerini temiz tutmak” gerektiğini savunurken, toplu katliam emri veriyordu. Heydrich ise duygusuz bir mekanizmaydı; sürgünleri, infazları ve toplama kamplarını soğukkanlılıkla yönetti. Zekâsı ve empati eksikliği onu Nazi terörünün mükemmel uygulayıcısı yaptı. Himmler ve Heydrich, fanatik ideolojiyi modern yönetimle birleştirdiler. Duygudan değil, sapkın bir görev bilinciyle hareket ettiler. Onların mirası, öldürmenin rutinleştiği, insanlığın yok sayıldığı bir ölüm makinesidir. Bu motivasyonları anlamak, kötülüğü mazur görmek değil; aklın ve itaate dayalı düzenin nasıl mutlak dehşete dönüşebileceğini kavramaktır.