У нас вы можете посмотреть бесплатно ALEMLERİN HARİTASI - 3. MEKTUP - 2. DERS или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
/ sozlerdersi 19:25 “(…) sabit yıldızlar dairesine girerek semâda yeni yeni nakışları ve san'atları gösteriyorlar. Bazan kendileri gibi parlak bir yıldıza omuz omuza verir, güzel bir vaziyet gösteriyorlar.” Cenâb-ı Allah küllî değişimleri, büyük zâtları vazife başına getirmesiyle yapıyor. Her mevsimde yeni bir zâtın belli bir makama gelmesiyle tecelliyât da değişiyor. [Dersin ilk kısımları, bir önceki dersin tekrarı mâhiyetindeydi.] 44:41 “Kamerin takdiri ve tedviri ve tedbir ve tenviri ve zemine ve güneşe karşı gayet dakik bir hesapla vaziyetleri o kadar hayretfezâ, o derece harikadır ki (…)” Allah Resûlü’nün halk ile Hak arasındaki o dakik vaziyetine işarettir. Takdir: Allah Resûlü’nün Cenâb-ı Hak katında taayyün-ü ilmî itibariyle en yüksek ahlakta yaratılmasıdır. Tedvir: En yüksek ahlak ile yaratılanın en yüksek vasıflarla donatılmasıdır. Tedbir: O’ndaki yüksek istidatların bizzat Cenâb-ı Hak tarafından inkişaf ettirilmesidir. “Beni Rabbim terbiye etti, ne güzel terbiye etti.” Tenvir: Nihayette risalet görevi ile serfiraz kılınmasıdır. 48:14 Üstad Hazretleri مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِۙ “(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiş, birbirlerine kavuşuyorlar.” (Rahman Sûresi/19) âyetini anlatırken nihayette verdiği hüküm, imkan ve vücub bahirlerinin (yani daire-i rububiyet ile daire-i ubûdiyetin) karışmaması şeklinde anlatıyor. 58:39 “Öyle bir tarzda güneşi takip ediyor ki, bir saniye kadar yolunu şaşırmıyor, zerre kadar vazifesinden geri kalmıyor.” Allah Resûlü Cenâb-ı Hakk’ın rızasını öyle takip ediyor ki: مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى “göz ne şaştı, ne de aştı.” (Necm/17) Üstad Hazretleri istikameti anlatırken “en kestirme çizilen hattır, aynı zamandan en kısa hattır” diyor. İstikametli olan aynı zamanda kısadır. 1:11:24 bir merkûba binildiği zaman kıraati sünnet olan: Üstad Hazretleri sünnet-i seniyyeye mutlak riayet etmiş. Manevî seyahat için Burak gibi bir binek gelse ona binerken de sünnet olan bu duayı okuyacak, asansöre binse orada da okuyacak. 1:12:00 Merkûb meselesi önemli. “(…) o sırr-ı Kur'ân'la, o terbiye-i Furkaniye ile, nefsimiz bize binmeyecek, merkûbumuz olup, bizi ona bindirip, hayat-ı ebediyemizin kazanmasına kuvvetli bir vasıtamız olsun.” (1. Lem’a) Aslında manevî terakkinde sana binek olan şey, senin nefsindir. 1:16:32 “Hem gördüm ki, küre-i arz, şu hareketle, sinema levhalarını gösteren bir makine vaziyetini aldı, bütün semâvâtı harekete getirdi, bütün yıldızları muhteşem bir ordu gibi sevke başladı.” Âleme tasarruf, merkezde bulunan zâtın kalbi üzerinden yapılıyor.