У нас вы можете посмотреть бесплатно ve'l- A'rs - Garden of the Desert (Psychedelic Oriental Folk Rock) или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Herkes birbirinin kanındandı. Bunu kimse özellikle söylemedi. Zaten masaya otururken kimin kime benzediği belliydi. Masalar birleştirildi. Kan bağı böyle zamanlarda daha iyi çalışırdı. Ayrı oturmak mümkün değildi, gerekli de sayılmadı. Bir ara bir tabak devrildi. Çok ses çıkarmadı ama durması gerekenden uzun sürdü. Kırılmadı. Bu daha rahatsız ediciydi. Herkes baktı. Kimse kalkmadı. Çünkü kalkacak olanın da aynı kandan olduğu hatırlandı. Birinin “dur” demesi beklendi. Kimin diye sorulmadı. Kan, soruyu zaten cevaplıyordu. Müzik başladı. Yanlış bir yerde, yanlış bir anda. Ama kan, ritmi severdi. Devam edildi. Bir şeyler olmuştu. Olmadan önce de belliydi. Sonra biri güldü. Gülüş yayıldı. Kan, böyle şeyleri hızlı taşırdı. Düğün devam etti. Herkes oradaydı. Herkes bağlıydı. Ve bu yüzden hiç kimse engel olabilecek yerde değildi. 🇹🇷 AÇIKLAMA Parçanın adı "ve'l-A'rs". Arapça bir ifadedir. "ve Düğün" anlamına gelir. Bu parça "A'rus ve A'ris" parçalarından sonra bu serinin üçüncü ve son parçasıdır. Başka bir deyişle: el A'rus gördü, el A'ris geç kaldı, ve'l A'rs her şeyi örttü. Parçadaki Arapça vokalin sözleri Eyüp Can Şımay'ın "Zehra Şımay'ın Yaşadığı İlginç Olay" adlı şiirinden alıntıdır ve şu şekilde Türkçe'ye çevrilebilir: Kan rastlantıdır, aynı toprakta akar. Ad verir, miras bırakır, ama söz taşımaz. Doğmak yeterli sayıldı, hesap sorulmadı. Sözle kurulan bağ, kandan daha ağırdır. Sözleşmeyle gelen yük, soydan daha kutsaldır. Kan unutabilir, söz hatırlar. **************************************************** Bu parça, bir araya gelmenin ağırlığıyla çöker. Kalabalık sıkıştıkça hava azalır. Herkes birbirine yakındır ama kimse birbirine ulaşamaz. Burada bağlar vardır. Kopmayan, kesilemeyen, adını söylemenin gereksiz olduğu türden. Aynı kan, aynı masalar, aynı suskunluk. Bir şeyler yanlış gitmiştir. Bunu herkes bilir. Ama bilmek, engel olmaya yetmemiştir. Yetmediği için de artık kimse denemez. Ses yükselir. Gülüşler fazlalaşır. Bu, boşluğu doldurmak için değildir; boşluğun duyulmaması içindir. Bakışlar çarpışmaz. Çünkü çarpsa, bir şey hatırlanacaktır. Hatırlamak burada istenmez. Bu parça, pişmanlığın adını kaybettiği, kime ait olduğu bilinmediği için herkesin üzerinde kaldığı yerdir. Herkes oradadır. Herkes bağlıdır. Ve bu yüzden hiç kimse geri çekilemez. Bu parça, bir şeylerin durdurulamadığını değil, durdurulabilecek bir anın çoktan kalabalığa karıştığını söyler.