У нас вы можете посмотреть бесплатно Yapay Zekâ ile Şiirler Bölüm 8 - Susmayan Harita (Şair: или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
YAPAY ZEKÂ İLE ŞİİRLER Bir Ses, Bir Kelime, Bir Zaman “Yapay Zekâ ile Şiirler”, Selçuk Dikici’nin kaleminden doğan şiirlerin; çağın imkânlarıyla, anlamını ve ruhunu yitirmeden sesle buluştuğu özgün bir seridir. Bu seri, teknolojiyi merkeze alan bir gösteri değil; kelimeyi merkeze alan bir tefekkür yolculuğudur. Şiir burada okunmaz yalnızca; işitilir, hissedilir ve kalpte yankılanır. Yapay zekâ, sözü gölgede bırakmaz; aksine söze hizmet eden bir vasıta olarak kullanılır. Her bölümde, insan kaleminin derinliği ile çağın sesi buluşur. Ama mana, daima insana aittir. SUSMAYAN HARİTA (Selçuk DİKİCİ) Bu çağ, kanla çizilmiş bir harita gibidir; bir yanı Gazze, bir yanı Kaşgar’dır. Ey kalbim! Toprak susar görünür, lakin taşlar konuşur, her enkazın altında bir “Allah” vardır, ey kalbim! Bir çocuk ağlar Filistin’de, gece büyür birden, gözyaşı bombaya denk, sabahlar yetimleşir. Göğe kaldırır ellerini taşla konuşanlar, çünkü dünya sağırdır, taşlar hâlâ direnir. Ey Doğu Türkistan! Adın pasaportlarda silgiyle yok edilmiş, bir dil boğazlanmış, sessiz hücrelerde, bir anne ninnisini mezara gömmüş de gök hâlâ, “insan hakları” diye yalan söyler! Sorarım sana ey çağın cellâdı: hangi hukuk, bir çocuğun nefesini kelepçeler? Hangi demokrasi, bir halkı diri diri gömer de Üstüne “medeniyet” tabelâsı çeker? Biz, suskunluğun günahını sırtlanmış bir ümmettik belki; ama artık her secde bir isyan, her dua bir yürüyüş, her tekbir zincir kıran bir çığlıktır! Filistin’de taş konuşur, çünkü söz hakkı mermilerle iptal edilmiştir. Taş, mazlumun son alfabesidir; Ve o alfabe, tanklara rağmen okunur! Ey çocuk! Elindeki sapan, tarihten ağırdır senin; Çünkü sen, bir çağın utancını tek başına yüzüne vurursun ve biz, ekran başında mahcup kalırız! Doğu Türkistan’da sabah olmaz, Güneş kameralara takılır. Bir millet, parmak iziyle tanımlanır. Bir iman, “suç delili” sayılır. Ve dünya, bu sessiz soykırıma diplomatik bir tebessüm takar! Ey susturulan coğrafyalar! Biliniz ki susmak size yakışmaz; zira siz sustukça, zalimlerin dili uzar, gölgesi büyür. Bizim şiirimiz, Bir edebiyat süsü değildir artık. Bu mısralar, Bir çocuğun kefenine yazılmış vasiyet, Bir annenin toprağa gömdüğü feryattır! Kafiyemiz barut kokar, redifimiz bir çocuğun kanı. Çünkü bu şiir, bir derginin sayfasında değil, bir duvarın kurşun izinde yazılmıştır! Ey Batı! Aynanı kırdın, yüzünü bize gösteriyorsun. Ama bil ki o yüz, kanla yıkanmış bir ikiyüzlülüktür. Sen insanlığı anlatırken, insanlar senin bombalarınla toprağa anlatılır! Biz, bir ümmetin küllerinden doğrulan sesiyiz. Adımızı unuttuk belki, ama secdeyi unutmadık. Ve bir gün, bu karanlık çağın hesabı sorulacak bir çocuğun bakışıyla! Filistin direnir, çünkü direnmek imanın sesidir. Doğu Türkistan direnir, çünkü sabır da bir başkaldırıdır. Ve bütün mazlum coğrafyalar bilir ki: zulüm ile abat olanın sonu mutlaka harabedir! Ey Rabbim! Bu şiiri kelimeden ibaret sayma. Bunu bir niyet, bir saf, bir yürüyüş eyle! Ve bize, susmamayı nasip et. Çünkü biz sustukça, taşlar konuşuyor artık…