У нас вы можете посмотреть бесплатно Kalpteki Mühürler Nasıl Açılır? Hakikat-i Muhammediyye ve Ruhun Sırrı! (Münir Derman (k.s.)) или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Kur’ân-ı Kerîm buyurur: “Bugün onların ağızlarını mühürleriz; elleri bize konuşur, ayakları yaptıklarına şahitlik eder.” (Yâsîn, 65) Bu âyet, sadece bir kıyamet sahnesi değildir. Bu âyet, dünyadayken hakikate kapanmış kalplerin hâlini anlatır. İnsan vardır; duyar ama anlamaz. İnsan vardır; görür ama idrak etmez. Çünkü anlaması, inadıyla mühürlenmiştir. Bu mühür; etten, kemikten değildir. Bu mühür; kibir mühürüdür, benlik mühürüdür, “ben bilirim” mühürüdür. Fakat Kur’ân ve Sünnet, çok büyük bir müjdeyi de beraberinde getirir: Son Peygamber Muhammed Mustafa ﷺ hürmetine mühürler açılır. Cenâb-ı Hak buyurur: “İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ” “Biz sana apaçık bir fetih verdik.” (Fetih, 1) Bu fetih; şehirlerin değil, kalplerin fethidir. Uhud Harbi’nde Resûlullah ﷺ’in mübarek dişleri kırıldığında, Hazreti Hamza şehid edildiğinde, ordu dağılmış, kan Efendimizin mübarek yüzünden akarken, O ﷺ ellerini kaldırıp şöyle dua etmiştir: “Yâ Rabbi! Bunları affet. Çünkü bilmiyorlar.” Bu dua; müşrik için bile mühür açan bir rahmet duasıdır. Şimdi düşünün: Resûlullah ﷺ bunu kendisine bunu yapanlar için söylüyorsa, secdeye baş koyan, salavat getiren, Allah’a sığınan mü’min için nasıl bir rahmet vardır? Kur’ân bize şunu öğretir: Allah’a hakkıyla dayanıldığında, bıçak kesmez. Hz. İbrahim’in teslimiyetinde olduğu gibi… Allah’a tam güvenildiğinde, deniz yol olur. Hz. Musa’nın asâsında olduğu gibi… Korku aklın işidir. Teslimiyet imanın işidir. Kur’ân’a iman; “nasıl olur?” demek değil, “Allah buyurdu” deyip secde etmektir. Hadîs-i Kudsî’de Cenâb-ı Hak buyurur: “Peygamberimin ruhunu kendi nurumdan yarattım.” Resûlullah ﷺ buyurur: “Allah ilk önce ruhumu, kalemi ve aklı yarattı.” Bu iki hadis, İslâm irfanında tek bir hakikate işaret eder: Hakîkat-i Muhammediyye. Yani: İlmin menbaı Aklın nuru Varlığın özü Efendimiz ﷺ ile zuhura gelmiştir. Bu hakikat; kuru bilgiyle değil, temizlikle, doğrulukla, gıybetten uzak durmakla, riyadan kaçınmakla, secdeyle anlaşılır. Namaz; bu bağın adıdır. Hadis-i Şerif: “Kıyamete yakın İslâm’dan geriye bir tek bağ kalır: Namaz.” Namaz koparsa, santral kapanır. Bağ kesilirse, nur kesilir. Din, Allah’ın teminatındadır. “Din elden gidiyor” demek, Allah’ın vaadine itirazdır. Cenâb-ı Hak buyurur: “Kur’ân’ı biz indirdik, onu mutlaka biz koruyacağız.” (Hicr, 9) Şeriat; yol haritasıdır. Marifet; iç idraktir. Hakikat; varılacak menzildir. İki deniz vardır: Biri dış âlem, biri iç âlem. Aralarındaki berzah ise İnsân-ı Kâmil’dir. Kur’ân buyurur: “İki denizi salıverdi; birbirine kavuşuyorlar. Aralarında bir engel vardır, taşmazlar.” (Rahmân, 19–20) Bu sohbet; şekil tartışması değil, kalp inşasıdır. Bu sohbet; başkasını yargılamak değil, kendini temizleme davetidir. Allah sizleri: mühürleri açılanlardan secdesi diri kalanlardan Hakîkat-i Muhammediyye’ye tutunanlardan eylesin. Âmin.