У нас вы можете посмотреть бесплатно İlm-i Ledün: Hızır’ın Sırrı ve Zâhir ile Bâtının Kesiştiği Hakikat или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
İlm-i Ledün: Hızır’ın Sırrı ve Zâhir ile Bâtının Kesiştiği Hakikat İlm-i ledün, öğrenilen bir bilgi değildir. Bu ilim, aktarılmaz, öğretilmez, talep edilmez. Ancak Allah’ın dilediği kulun kalbine doğrudan bahşettiği bir lütuftur. Zâhir ilimler insanın çabasıyla kazanılırken, ledün ilmi yalnızca ilahi ihsanla tecelli eder. Bu nedenle ledün ilmi, aklın değil kalbin taşıyabildiği bir bilgidir. Kur’an-ı Kerim’de Kehf Suresi’nde anlatılan Hz. Musa ile Hızır kıssası, bu ilmin mahiyetini anlamak için temel referanstır. Musa, şeriat ilminin zirvesinde bir peygamberdir. Hızır ise “katımızdan kendisine ilim verilen” özel bir makamın sahibidir. Bu iki makamın karşılaşması, bilginin her zaman hakikati kuşatamadığını açıkça gösterir. “İki denizin birleştiği yer” ifadesi, zâhir ile bâtının kesiştiği makamı temsil eder. Musa, tüm peygamberlik vakarına rağmen bu noktada talebe konumundadır. Bu durum, ledün ilminin bilgiyle değil, taşıma kapasitesiyle ilgili olduğunu ortaya koyar. Hızır’ın Musa’ya yaşattığı üç olay, ledün ilminin en çarpıcı örnekleridir. Geminin delinmesi, çocuğun öldürülmesi ve duvarın onarılması, zâhir akılla bakıldığında kabul edilemez fiiller gibi görünür. Ancak her biri, görünmeyen bir hikmete dayanır. Ledün ilmi, olayların arkasındaki ilahi maksadı idrak edebilme kabiliyetidir. Bu ilim, keyfilik değildir. Şeriat dışı bir serbestlik asla değildir. Aksine, şeriatın derinliğidir. Büyük tasavvuf ehli, ledün bilgisini daima Kur’an ve sünnet ölçüsüyle tartmıştır. Şeriata aykırı olan her ilham reddedilmiş, ne kadar cazip görünürse görünsün kabul edilmemiştir. Ledün ilmi, kerametin kaynağı değildir; istikametin neticesidir. Asıl keramet, kulun Allah’ın emir ve yasakları karşısında istikrar göstermesidir. Olağanüstü hâller, bu yolun amacı değil, yan ürünüdür. Bu ilim, gurur üretmez. Aksine ağır bir sorumluluk yükler. Ledün ilmine eren kişi, daha çok susar, daha çok dikkat eder, daha çok ölçülür. Çünkü bilir ki bu bilgi, konuşuldukça eksilen değil; yanlış elde harcanınca yok olan bir emanettir. Tasavvuf büyükleri, bu ilmin ehil olmayanlara açılmaması gerektiğini özellikle vurgulamıştır. Çünkü her hakikat, her idrake uygun değildir. Ledün ilmi, taşınamayan için yük değil, fitnedir. Bu nedenle bu yol, heves yolu değil; terbiye yoludur. Bu video, bilgi vermek için değil; bilginin sınırını göstermek için hazırlanmıştır. “Bende de bu ilim var mı?” sorusunu sordurmak için değil, “Bu ilmi taşıyabilir miyim?” sorusunu uyandırmak içindir. Çünkü ledün ilmi, ayrıcalık değil, imtihandır. Eğer bir bilgi seni daha sakin, daha merhametli, daha ölçülü yapmıyorsa; orada hakikat değil, yalnızca kavram vardır. Hakikat, insanı ağırlaştırır; hafifletmez. Sessizleştirir; konuşturmaz. Alçaltır; yükseltmez. İlm-i ledün, bilinmek için değil, yaşanmak için vardır. Ve her zaman gizli kalır. Çünkü hakikat, gürültüde değil; sükûtta tecelli eder. #İlmiLedün #Hızır #Tasavvuf #Batıniİlim #Ledünİlmi #İbnArabi #Hakikat #KehfSuresi #ZahirVeBatin #İslamTasavvufu