У нас вы можете посмотреть бесплатно Prepositions of Movement или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
IN & INTO: içerisine The dog fell into the lake. (Köpek gölün içine düştü. OUT OF: -den, -dan He took the money out of his bag. (Çantasından parayı çıkardı.) ON & ONTO: üzerine Put your umbrealla onto the shoe cupboard. (Şemsiyeni ayakkabılığın üzerine koy.) OFF: dışarısına The students are going off the campus. (Öğrenciler yerleşkenin dışarısına çıkıyorlar.) TOWARDS: -e doğru Let's walk towards Beşiktaş. (Beşiktaş' a doğru yürüyelim.) OVER: üzerine, üzerinden You should jump over that fence. (O çitin üzerinden atlaman gerekiyor.) UNDER: aşağısına, altından Our boat will sail under the bridge. (Kayığımız köprünün altından geçecek.) TO: -e,-a They are going to Jordan. (Ürdün' e gidiyorlar.) UP TO: bir insana doğru -e,-a The teacher came up to me to ask a question. (Öğretmen soru sormak için bana doğru geldi.) FROM: -den,-dan Are you coming from the school? (Okuldan mı geliyorsun?) FROM........TO: bir yerden öbür yere She will drive from Bursa to İzmir. (Bursa'dan İzmir' e arabayla gidecek.) THROUGH: içinden, arasından We can walk through the forest. (Ormanın içinden yürüyebiliriz.) ACROSS: karşı tarafa, karşısına You should walk across the street to the bank. (Banka için caddenin karşısına yürümelisin.) ALONG: boyunca She ran along the street. (Cadde boyunca koştu.) AROUND & ROUND: etrafında, çevresinde I want to travel around the world. (Dünyanın çevresinde seyahat etmek istiyorum.) UP: yukarıya, yukarısına Look up ! (Yukarıya Bak.) DOWN: aşağıya, aşağısına Walk down the street. (Caddenin aşağısına yürü.) AWAY FROM: - den uzakta, uzağa Can you go away from your hometown? (Memleketinden uzağa gidebilir misin?) PAST:önünden, yanından geçmek While I was running past the shops, I saw him. (Dükkanların önünden koşarak geçerken, Deniz' i gördüm.)