У нас вы можете посмотреть бесплатно BESTEKAR ŞEVKİ BEY ( İstanbul Türbeleri - İstanbul Evliyaları ) или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
#türbedelisi #türbe #şevkibey Seslendiren: HAKAN BATUR Şevki Bey 1860 yılında İstanbul Fatih’te Pirinççi Sinan mahallesinde dünyaya geldi. Babası Ahmed Efendi’dir. Rüşdiye tahsilinin ardından Muzıka-yi Hümayun’a hanende olarak girdi. Bir süre sonra saray hayatından sıkıldığı için görevinden ayrıldı ve Rüsumat Nezareti’nde katipliğe başladı. Bu görevini Harbiye Nezareti Evrak Kalemi’nde devam ettirdi. Kendine has tavrıyla devrin önemli hanendeleri arasında yer alan Şevki Bey asıl ününe şarkı bestekarlığıyla ulaşmıştır. İlk musiki bilgilerini Ticaret ve Nafia Nezareti katiplerinden Necmeddin Bey’den aldı ve ardından girdiği Muzıka-yi Hümayun’da kendini yetiştirdi, burada özellikle Hacı Arif Bey’den faydalandı. Saray fasıllarının vazgeçilmez hanendelerinden olan Şevki Bey Hacı Arif Bey, Medeni Aziz Efendi, Mehmet Suphi (Ezgi) ve şair Mehmed Hafid gibi sanatkarların bulunduğu meclislerdeki icralara çoğunlukla eşi kanuni Melek Hanım’la birlikte katılırdı. Şevki Bey, Türk musikisinde klasik ekolün Hacı Arif Bey’den sonra en önemli şarkı bestekarı kabul edilir. Güçlü bestekarlık yeteneğinin yanı sıra çabuk beste yapabilen ilhamı bol bir sanatkardır. Şarkılarının çoğunu daha güfteyi okurken irticalen bestelediği, bazan yarım saatte bir, bazan da günde sekiz on beste yaptığı söylenir. Bestelerini yirmi yaşından sonra yapmış, Hacı Arif Bey’in açtığı şarkı çığırını geliştirerek devam ettirmiş, bu ekolün günümüze kadar gelmesinde en önemli rolü oynamıştır. Ölümüne yakın söylediği, “Arza layık değil amma hünerim / Naçizane bini buldu eserim” mısralarından anlaşılacağı üzere 1000’in üzerinde eser bestelemiş, ancak nota bilmediğinden şarkılarının çoğu kaybolmuştur. Şarkı formunun dört mısralı çeşidi yanında beş, altı, sekiz mısralı türlerinin de güzel örneklerini vermiştir. 200’den fazla uşşak şarkı bestelediği kaydedilir. Türk musikisinde uşşak makamını bu kadar ısrarla kullanan bir başka bestekar bilinmemektedir. Zeki Arif Ataergin’e bestelerinde uşşak makamını neden hiç kullanmadığı sorulduğunda, “Şevki Bey bu makamı o kadar güzel işlemiştir ki artık onun ardından söylenecek bir söz, yapılacak bir eser kalmamıştır; zira Şevki Bey uşşak kapısını kapatmıştır” cevabını vermiştir. “Emel-i meyl-i vefa sende de var bende de var” mısrasıyla başlayan bayati; “Ülfet etsem yar ile ağyare ne” mısraıyla başlayan hümayun; “Hicran oku sinem deler” ve, “Nedir bu haletin ey meh-cemalim” mısralarıyla başlayan hüseyni; “Küşade taliim hem bahtım uygun” mısraıyla başlayan hüzzam; “Ol gonca-dehen bir gül-i handan olacaktır” mısraıyla başlayan muhayyer; “Nedir bu dil-i zarın figanı” mısraıyla başlayan rast; “Gülzara nazar kıldım virane-misal olmuş”, “Kimseler gelmez senin feryad-ı ateş-barına” ve, “Zeybeklerle gezer dağlar başında” mısralarıyla başlayan uşşak; “Affeyle suçum ey gül-i ter başıma kakma” ve, “Dil yaresini andıracak yare bulunmaz” çok sevilen eserlerinden bazılarıdır. Aynı zamanda bir ud ve lavta icracısı olan Şevki Bey birçok şarkısının sözlerini Recaizade Mahmud Ekrem, Muallim Naci, Mehmed Sadi Bey, Mehmed Hafid Efendi, Reşad Paşa gibi şairlerden seçmiştir. Recaizade Mahmud Ekrem’in yazıp Rahmi Bey’in bayati makamında bestelediği, “Gül hazin sünbül perişan bağzarın şevki yok” mısraıyla başlayan şarkının Şevki Bey’in ölümü üzerine bestelendiği söylenir. Mehmed Hafid Bey, onun vefatından sonra 308 şarkısının güftesini Yadigar-ı Şevk yahut Mahsul-i Tabiat adıyla neşretmiştir. 20 Temmuz 1890 tarihinde Beylerbeyi’nde arkadaşı Rahmi Bey’in evinde kalp krizi geçirerek vefat etti Yakın arkadaşı Mehmed Hafid Bey ölümü için şu tarih beytini yazmıştır. “Çıktı bir tarih-pesendide Hafid / Hake düştü bi-emel o verd-i naz.” İsmail Safa’nın tarihi de şöyledir: “Çıktı bir düm tek ile işte Safa tarihi / Göçtü hey hey diye hanende zavallı Şevki.