У нас вы можете посмотреть бесплатно HASAN ÜNSİ HZ. ( İstanbul Evliyaları - İstanbul Türbeleri ) или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
#türbe #türbedelisi #hasanünsihz İsmi Hasan bin Recep bin Şehid Muhammed, lakabı Ünsi'dir. 1645 senesi Taşköprü'de doğdu. 1723 senesi İstanbul'da Aydınoğlu tekkesinde vefat etti. Ünsi Hasan Efendi önce Bayramiyye yolu büyüklerinden olan babası Recep Efendiden okudu. İlim ve edeb üzere yetişti. Henüz yirmi yaşlarında iken Ayasofya Camiinde ders okutmaya başladı. Tefsir-i Beydavi ve Mesnevi okur, kendisine mahsus odasında ikamet eder, ilimle meşgul olurdu. Ünsi Hasan Efendi, hazret-i Şeyh Karabaş Ali Efendinin dergahında mücahede ile, nefse zor gelen ve nefsin istemediği şeyleri yapmakla meşgul oldu. Şeyh Karabaş Ali Efendi onun bu husustaki gayretini görünce; "Otuz iki bin kişi bizim elimizde tövbe edip yolumuza girdi. Altı yüz seksen beş halifem, önde gelen talebem var. Lakin Hasan Efendi gibisi yok. O, Allahü tealayı bilir ve hakikatlere aşinadır." buyurdu. Bir gün Şeyh Karabaş Ali Efendi, Hasan Efendiyi huzurlarına istedi. Birisi gidip haber verdi. Hasan Efendinin o esnada başında siyah sarık vardı. O; "Hocamın huzuruna böyle girmek, yolumuz edebine uymaz." deyip başına beyaz sarık sarmak istedi. Fakat yenisini sarmak için zaman yoktu. Hemen sarığının üzerine beyaz bir gömlek parçası sardı ve hocasının huzuruna koştu. Hocası gecikmesi sebebiyle ona; "Niçin geç geldin?" dedi. Hasan Efendi de; "Efendim biraz geciktim. Affediniz." dedi. O zaman Karabaş Ali Efendi; "Beriye gel." buyurdu. Hasan Efendi yaklaştığında, Karabaş Ali Efendi onun başındaki sarığın üzerine sardığı beyaz gömlek parçasını çözüp alınca, siyah başlığı meydana çıktı. O zaman; "Ey Hasan! Bize karşı edebi gözetirsin. Bundan sonra yanımıza geleceğinde dilediğin şekilde ve zamanda gelebilirsin. Bu sana izindir." buyurdu. Talebeler içinde Hasan Efendiden başkasına bu izin verilmedi. Hasan Efendi, hocası Ali Efendi hazretlerinden 1664 senesi icazet, diploma alıp vekili oldu. Hocası ona; "Sen İstanbul yakasına var. Her nerede dilersen orada ikamet et. Allahü tealanın kullarını irşad eyle!" buyurdu. Ona dualar etti. Hasan Efendi hocasının bu emri üzerine İstanbul Yakasına geçip Ayasofya yakınındaki Acemağa Camiine geldi. Oraya yerleşti ve talebe yetiştirmeye başladı. Çok talebesi oldu. Lakin kimseye vekillik, icazet vermezdi. Şeyh Karabaş Ali Efendi 1685 senesinde deniz yoluyla hacca gitmek için hazırlıklarını yaptığında bütün talebelerini topladı ve; "Bizler hac etmeye niyetlendik. Sizler burada kalıyorsunuz. Olur ki bir daha görüşmeyiz. Bazılarınızın bir mürşide, yol göstericiye ihtiyacı vardır. Hepinizi Ünsi Hasan Efendiye havale ettim. Danışacağınız bir şey olursa, Hasan Efendiye danışın. Biz yerimize onu bıraktık." buyurup dua ettiler ve yola çıktılar. Ünsi Hasan Efendi, zamanında İstanbul'da bulunan evliyanın önde gelenlerinden idi. Her haliyle İslamiyetin emirlerine uyardı. Tasavvuftaki yolları Halveti olup, Kastamonu evliyasının büyüklerinden Şeyh Şaban-ı Veli hazretlerine uzanmakta idi. Şeyh Ünsi Efendinin birçok kerametleri görüldü. Sadık talebelerini çok sever, sıkıntılı anlarında onların imdatlarına, yardımlarına koşardı. Ünsi Hasan Efendi hallerini gizler, kerametlerini açıklamak istemezdi. Ayrıca bir başkasının da açıklamasını arzu etmezdi. Ünsi Hasan Efendi sohbetleriyle çok talebe yetiştirdi. İslamiyetin emirlerine uymakta çok titiz davranırdı. Sevdikleriyle sohbet ederken ezan okunsa hemen; "Şimdi sizinle önce namazı kılalım. Sonra sohbetimize devam ederiz." derdi. Beraberce namaz kılıp, ardından sohbete devam ederlerdi. İkindinin ve yatsının sünnetlerini terk ettirmezlerdi. Öğle ve yatsının son sünnetlerinin dörder rekat kılınmasını tenbih ederlerdi. Teheccüdü terketmez, talebelerinden biri kalkmasa onu ikaz ederlerdi. Dergahında teheccüde kalkmadık talebe kalmazdı. Ünsi Hasan Efendinin kerametleri pek çoktu. Dervişler, Şeyh Ünsi Hasan Efendinin birçok kerametlerini bilirler, lakin söylemezlerdi. Vefatlarından sonra ona aid olan güzel hallerini ve kerametlerini anlatmışlar, söylemişlerdir. Ünsi Hasan Efendi hazretleri vefatına yakın talebelerini toplayıp onlarla helallaştı ve bir takım nasihatlerde bulundu. "Sizler yolumuza aykırı hareket eder, İslamiyetin emirlerinin dışına çıkar, haram ve mekruhlara meylederseniz, ahiret gününde iki elim yakanızdadır. Bu Halvetiyye yolu cümlemize Allahü tealanın bir emanetidir. Bunu koruyun. Bu sebeple peygamberler ve evliya sizlerden hoşnud olur." buyurdular. Techiz ve tekfinleri için gerekli siparişleri verip aldırdılar. Sonra yerine vekil bıraktığı Mehmed Efendi, Kur'an-ı kerim okurken vefat ettiler. Talebelerinden Seyyid Mustafa Efendi gasledip yıkadı. Arkasından hemen yetmiş bin kelime-i tevhid okunup mübarek ruhuna gönderildi. Ayasofya CamiindeKara Mustafa PaşaDergahı şeyhi olan Şeyh Seyyid Nureddin Efendi namazını kıldırdı. Cenazesinde alimler, salihler hazır olmuşlardı.