У нас вы можете посмотреть бесплатно (351) Kırık Manalı Mü'minûn Sûresi 18-27 | или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Kırık Meal Dersi Sayfa: 342| Ders: 351 | Mü'minûn Sûresi 18-27 | 18.cüz İsmail Yaşar ile Kur'ân-ı Anlıyorum, Kelime Manalı Meal ve Tefsir Dersleri Kur'ân-ı Mecîd Meali: ﴾18﴿ Yine Biz (insanlara zarar vermeyip fayda sağlayacak ve ekip biçmeleri, yiyip içmeleri için yeterli olacak) bir ölçüyle gökten su indirdik de, onu yerde (bulunan nehirler, göller, sarnıçlar, gözeler ve kuyularda toplayarak istifâde edeceğiniz şekilde) durdurduk. Şüphesiz ki Biz, (tadını bozma, buharlaştırma ve batırma gibi birçok yolla) onu gidermeye de elbette Kādirleriz! Allâh-u Te‘âlâ’nın gökten yağdırdığı suyu yeryüzünde durdurması, yaratılmışlar için büyük bir nîmettir. Aksi takdirde bu suların dibe inmesi veyâ sel hâlinde akıp gitmesi ve berâberinde toprak kaymalarına neden olmasının canlılara ne kadar zararlı olacağı ortadadır. Tabî ki burada; yer üstünde bulunan suların olduğu kadar, yeraltında bulunan suların da gökten indirilip yaratıkların istifâdesine sunulduğu gerçeği belirtilmiş olmaktadır. ﴾19﴿ İşte onun sebebiyle sizin (yararınız) için hurmalıklardan ve üzümlüklerden birçok bahçeler meydana getirdik ki; sizin için onlar(ın bulunduğu bostanlar)da (istifâde edeceğiniz) daha (başka) birçok yemişler vardır. (Onların birçoğunu satarak geçinirsiniz) özellikle onlardan bir kısmını da yiyorsunuz. ﴾20﴿ (Mısır’la Eyle arasında bulunan) Tûr-u Sînâ (Dağı’n)dan (yetişip) çıkmakta olan bir ağacı da (sizin için yarattık) ki o (ağaç) hem yağı, hem de yiyenler için bir katık (vasfına sâhip zeytinleri) bitirmektedir. ﴾21﴿ (Yaratıcının nîmetlerini anlamanız husûsunda) şüphesiz ki davarlarda da sizin için elbette çok büyük bir ibret vardır. Onların karınlarında bulunanlardan size (süt) içirmekteyiz. O (havya)nlarda sizin için daha birçok faydalar bulunmaktadır (ki, yüklerinizi ve sizi taşımaları, derilerinden ve yünlerinden istifâde etmeniz, onlardan sâdece birkaçıdır). Özellikle onlar(ın yenmeye elverişli olanların)dan bir kısmını da yiyorsunuz. ﴾22﴿ Ayrıca siz özellikle onların üzerinde ve gemilerin üzerinde (karada ve denizde yüklerinizle birlikte) taşıtılmaktasınız. ﴾23﴿ Andolsun ki; şüphesiz Biz Nûh’u kavmine rasül (olarak) gönderdik de o hemen (tebliğe başlayarak): “Ey kavmim! (Sâdece) Allâh’a ibâdet edin! Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur! (Bunu bile bile) hâlâ (şirkten) hiç sakınmayacak mısınız?!” dedi. ﴾24﴿ Bunun üzerine kavmi içerisinden ulu (ve îtibarlı sayılan) o kâfir olmuş kimseler (birbirlerine) dedi(ler) ki: “İşte bu kişi (sizden bir farkı olmayan, her bakımdan) ancak sizin gibi olan bir beşerdir ki size karşı çokça üstünlük sağlamak istiyor. Allâh (size bir peygamber göndermek) dileseydi, elbette (bunun yerine) birtakım melekler indirirdi. Biz işte bunu(n gibi bir insanın peygamber olarak gönderilebileceğini ve bize emrettiği tevhîd dînini) evvelki babalarımızda işitmemiştik! ﴾25﴿ O ancak (öyle) bir adamdır ki, kendisinde bir tür delilik vardır. Öyleyse (ya akıllanacağı ya da öleceği) bir zamâna kadar onu (tahammülle karşılayıp, başına geleceği) bekleyin.” ﴾26﴿ (Kavminin bu bâtıl sözlerini dinlemekten usanan ve kendisine gelen vahiy sebebiyle onların îmânından ümit kesen) o (Nûh (Aleyhisselâm)): “Ey Rabbim! Beni yalanlamış olmaları sebebiyle (onları topluca helâk ederek) bana yardım et” dedi. ﴾27﴿ Hemen Biz (de) ona vahyettik ki: “Bizim (o kâfirlerin saldırısını önlemek ve yanlış bir sanat icrâ etmeni engellemek için sana tevcîh edeceğimiz özel) gözetimimizle ve (gemi yapma sanatını öğretmek üzere göndereceğimiz) vahyimizle o gemiyi sağlamca yap. Nihâyet (gemiye binmenize dâir) Bizim emrimiz geldiği zaman ve o (taştan yapılmış) tandır (su ile dolarak) kaynayıp taştığı vakit artık (boğulmaktan kurtulacak kimselerin ve zürriyetlerinin faydalanması için, canlıların) her birinden (erkek ve dişi olmak üzere) eş olan ikiyi, bir de (Müslüman olan hanımınla üç oğlunun ve eşlerinin oluşturduğu) âileni onun içerisine girdir. Lâkin onlar içerisinden (kâfir olan hanımın ve oğlun gibi) aleyhinde o (boğulma) söz(ü) geçmiş olan(lar) müstesnâ! Ama kendileri (şirk koşarak) zâlim olmuş o kimseler(in kurtuluşu) hakkında (ricâcı olmak üzere sakın ha) Bana hitapta (ve duâda) bulunma. Şüphesiz ki onlar suda boğul(malarına hükmolun)muş kimselerdir. http://kuranimecid.com 📺 Kanalımıza ABONE OLMAK için: / kuranıanlıyorum 📺 VAAZ ve FETVA Kanalımıza Abone Olmak için: / İsmailyaŞar