У нас вы можете посмотреть бесплатно BAŞARILARININ SEBEBİ VE AYAĞINI YERDEN KESEN HATASI или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
#mehmetalipaşa #osmanlı #mısır Rubicon Tarih’ten herkese merhaba. Arap Tarihi serisinin dördüncü bölümünde dosyayı Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya açıyorum. Bu hikâyenin kilidi iki yerde duruyor: Napolyon’un 1798’de Mısır’a girişiyle açılan kapı ve Mehmet Ali Paşa’nın bu kapıdan geçerek Mısır’ı bir “gelir + ordu + bürokrasi” makinesine çevirmesi. Fransa’nın Mısır’ı işgali kültürel bir “aydınlanma götürme” iddiası taşısa da asıl motivasyon jeostratejik oluyor: İngiltere’nin Hindistan yolunu tehdit etmek. Napolyon, Kahire’ye hızlı giriyor; Memlük süvarileri Fransız piyadesinin ateşi karşısında etkisiz kalıyor. Fransızların yanında getirdiği savantlar, enstitü, deneyler, balon gösterisi gibi unsurlar Mısırlılarda merak ve şaşkınlık uyandırsa da “değerler” tarafında büyük bir uçurum açılıyor. El-Ceberti’nin metinleri, bu karşılaşmanın hem zihinsel hem siyasal bir kırılma olduğunu gösteriyor. Sonrasında Nil Muharebesi’nde Nelson’ın Fransız donanmasını imha etmesi Fransızları Mısır’a hapsediyor; 1801’de İngiliz-Osmanlı baskısıyla Fransızlar çekiliyor. Ama üç yıllık işgal, bölgenin Avrupa teknolojisiyle doğrudan temas ettiği ve eski düzenin zayıfladığı bir döneme dönüşüyor. Bu karmaşadan Mehmet Ali Paşa yükseliyor. Kavala doğumlu Arnavut bir asker olarak Mısır’daki Arnavut birliğinde güç kazanıyor; 1805’te Kahire eşrafının ve sokaktaki baskının da etkisiyle valiliği alıyor. Fakat o, “vali gibi” davranmıyor. Önce içeride rakipleri tasfiye ediyor: Memlükleri sistemli biçimde zayıflatıyor, gelir kaynaklarını merkezileştiriyor, toprak ve vergi düzenini yeniden kuruyor. 1811’de Kahire Kalesi’ndeki meşhur pusu ve katliam, bu iç iktidar kurulumunun en sert eşiği oluyor. Ardından Osmanlı’nın istediği Vehhabi seferini üstlenerek meşruiyet kazanıyor; oğlu Tosun Paşa ve sonra İbrahim Paşa sahaya çıkıyor, 1818’de Diriye’nin düşüşüyle Vehhabi merkezini çökertiyorlar. Bu başarı İstanbul’un gözünde bir hizmet; Mehmet Ali Paşa’nın gözünde ise “büyük oyuna” giriş bileti oluyor. Asıl sır burada belirginleşiyor: Mehmet Ali Paşa, Mısır gelirini tekel gibi kullanıp modern bir ordu kuruyor. Köylülerden oluşan nizam ordusu fikrini Osmanlı’daki Nizam-ı Cedid denemesinden ve Napolyon’un yurttaş ordusu tecrübesinden seçerek alıyor; ideolojik sloganla değil disiplinle yürütüyor. Fransız uzmanlardan yararlanıyor; Seves/Süleyman Ağa ile on binlerden yüz binlere çıkan bir kuvvet yaratıyor. Silah, kıyafet, eğitim, tercüme bürosu, öğrenci gönderme gibi adımlarla askeri gücü devlete bağlı bir sisteme bağlıyor. Bu ordu, Yunan isyanında ve Mora’da kendini kanıtlıyor; fakat Navarin’de Osmanlı-Mısır donanmasının yakılması Mehmet Ali Paşa’yı İstanbul’dan koparıyor. Kopuşun sonucu Suriye seferi oluyor. İbrahim Paşa 1831’den itibaren Filistin-Suriye hattında hızla ilerliyor; Akka kuşatması, Şam’ın alınışı, Humus ve Konya zaferi derken Osmanlı orduları ardı ardına yeniliyor ve Mısır kuvvetleri Kütahya’ya kadar geliyor. 1833 Kütahya Anlaşması ile büyük kazanımlar elde ediliyor. 1839 Nizip’te Osmanlı bir kez daha ağır yeniliyor; donanmanın Mehmet Ali Paşa’ya teslim edilmesi krizi büyütüyor. Fakat Avrupa dengesi devreye giriyor: İngiltere başta olmak üzere koalisyon, Osmanlı’nın çökmesini ve Mısır’ın Doğu Akdeniz’de Fransız etkisiyle büyümesini istemiyor. 1840-41 süreci, Mehmet Ali Paşa’yı geri adım attırıyor; Mısır ve Sudan’da veraset tanınıyor ama ordu sınırlandırılıyor, Suriye elden çıkıyor. Dosyanın kapanışında şu tablo netleşiyor: Mehmet Ali Paşa’nın Osmanlı’ya galip gelmesinin sırrı modernleşmeyi “kurum + finans + askeri disiplin” olarak kurması, dış uzmanlığı iç yapıya eklemlemesi ve savaş alanında lojistik ile idareyi birlikte yönetmesi oluyor. En büyük hatası ise başarıyla büyüyen hırsın, Avrupa güç dengesiyle çarpışacağını doğru okuyamaması. Sonunda Osmanlı reformlara daha sert şekilde yöneliyor; Mehmet Ali Paşa ise büyük bir imparatorluk hayalinden, sınırlı ama kalıcı bir hanedan mirasına dönüyor. Rubicon Tarihi instagramdan takip etmek için: / rubicontarih Rubicon Tarihi Tiktok'tan takip etmek için: / rubicontarih Türk Siyasi Tarihi Siyasi Tarih Popüler Tarih Siyaset Politika