У нас вы можете посмотреть бесплатно (228) Kırık Manalı YÛNUS SÛRESİ 98-109 | Kuranı Anlıyorum или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
İsmail Yaşar ile Kur'ân-ı Anlıyorum, Kelime Manalı Meal ve Tefsir, Kırık Meal Dersi: 228 | 11.cüz | Yunus Sûresi: 98-109 | Sayfa: 219 Kur'ân-ı Mecîd Meali: 998 (İnkârları yüzünden helâke maruz kalan milletler içerisinde) Yûnus’un kavmi dışında, (azâbı gördükleri zaman) iman edip de imanı kendisine fayda vermiş olan bir (tane bile) karye (halkı) bulunsaydı ya! Onlar (azap emarelerini gördüklerinde) iman ettikleri zaman, Biz kendilerinden o (dünyadaki) en yakın hayatta rüsvaylık azâbını (kaldırıp) açtık ve onları (Bizce malum ve mukadder olan) bir süreye kadar (dünya nimetleriyle) faydalandırdık. 99 (Yeryüzünde bulunan ins ü cinnin tümü iman etme yönünde irade sarf edecek olsalardı da,) Rab bin (bunu böyle bilip, gerçekleşmesini) dileseydi yer de bulunan kimseler, elbette onların hepsi de (bir fert dahi ayrılmaksızın) topluca iman ederdi. (Lâkin Allâh-u Te`âlâ her mükellefin, kendisine verilen hür irâdeyi iman et me yönünde kullanmayacağını ezelde bildiğinden, dilemesi de ancak bu hatasız bilgisi doğrul tusunda tecellî ettiği için herkesin imanını dilememiş tir.) Artık insanları sen mi zorlayacaksın, tâ ki on lar mümin kimseler olsunlar! 100 Allâh’ın izni (irâdesi ve dilemesi) ile olma dıkça hiçbir kimse için, iman etmesi (diye bir şey söz konusu) olamaz! O (Allâh-u Te`âlâ), murdar (olan kâfirliği ve sebebiyet vereceği) azâbı ise (âyet ve delilleri düşünerek doğruyu bulma yönünde) akıllarını kul lanmamakta olan o (inatçı) kimseler üzerine bırakır. 101 (Habîbim!) De ki: “(İbret nazarıyla bir) ba kın ki; göklerde ve yerde (Allâh-u Te`âlâ’nın birliğine ve üstün kudretine delalet eden) ne şeyler (ve türlü türlü eşsiz eserler) vardır!” Fakat ne (bunca) âyetler, ne de uyarılar/ne de uyarıcılar/ (akıllarını doğruyu bulma yönünde kullanmayarak) inanmamakta (ıs rarcı) olan bir topluma fayda vermez! 102 O (müşrik ola)nlar kendilerinden önce geç miş bulunan (şirke bulaşmış) o kimselerin (ya şa dık ları azap) günlerinin bir benzerinden başkasını bek lemiyorlar. (Habîbim! Onları teh dit etmek için) de ki: “Öyleyse (belanızı) bekleyin (bakalım)! Gerçekten ben de sizinle birlikte (bunu) bekleyicilerdenim!” 103 Sonra Biz(im yüce âde timiz şudur ki; dâima inkârcı ümmetleri helâk edip) rasûllerimizi ve (onla ra) iman etmiş olan kimseleri kurtarırız. (Habîbim!) İşte üzerimize bir hak olarak, (sana) inananları da böylece kurtaracağız! 104 (Rasûlüm! Senin dininin doğruluğu hak - kında şüphede olan herkese) de ki: “Ey insanlar! Eğer siz benim dinimden bir şüphe içinde bulunuyorsanız, işte (size dinimi anlatayım da, akılcı bir yaklaşımla vasfını dinleyip insaflıca düşünün,) ben (hiçbir zaman) sizin Allâh’ı bırakıp da (kendiliğinizden yontup yapa rak) tapmakta olduğunuz kimselere tapmam! Fa kat sizi vefat ettirecek (, sonra da çeşitli azaplara ma ruz bırakacak) olan O Allâh’a ibadet ederim! Zaten ben (aklın gösterdiği ve vahyin açıkladığı şeylere ina nan) müminlerden olmamla emrolundum! 105 Bir de şununla (emrolundum) ki; (bâtıl din lerden tamamen uzak olan) o hanîf (İslâm) din(i) için yüzünü doğrult!/(Tüm asılsız inançları terk edip hakka yönelen) bir hanîf olarak yüzünü o dine yönelt!/ Ve sakın ha (ne inanç ne de amel bakımından) müş riklerden olma! 106 Allâh’ı bırakıp da, sana fayda sağlayamaya cak ve sana zarar da veremeyecek şeylere (hiçbir suretle) tapma! (Farz-ı muhal) şayet (bunu) yapacak olursan, o takdirde gerçekten sen (yanlış ve yersiz bir iş yapmış olacağın için, kendine yazık eden) zâlimlerdensin!” 107 Allâh sana (hastalık ve fakirlik gibi) bir zarar dokunduracak olursa, onu Kendisinden başka (gi derip) açacak yoktur! Ama O sana (sıhhat ve zengin lik gibi) bir hayır (ulaştırmayı) murad ederse, (dile diği iyilikler dâhil,) O’nun fazlını geri çevirebilecek kimse de yoktur! O o (lütfu)nu kullarından diledi ğine ulaştırır. (Belaları günahlara keffâret yapan) Ğafûr da, (kullarına ziyâdesiyle acıdığı için âfiyetler veren) Rahîm de ancak O’dur! 108 (Habîbim!) De ki: “Ey insanlar! Gerçekten de size Rabbinizden o hak (olan Kur’ân) gelmiştir. Ar tık her kim ki (ona inanarak) hidâyet bulmuştur, o ancak kendisi(nin menfaati) için hidâyete ermiştir. Kim de (inkâr ederek) sapıttıysa, o da sadece kendi aleyhine sapmıştır. Zaten ben sizin üzerinize bir vekîl değilim (ki, sorumluluğunuzu yükleneyim yahut cezanızı vereyim)!” 109 (Habîbim!) Sen (ancak) sana vahyolunmakta olan (Kur’ân)a hak kıyla uy ve Allâh (, düşmanlarını mağlup kılıp sana yardım ederek, aranızda) hükmünü verinceye kadar (tebliğin sıkıntılarına ve inkârcıların eziyetlerine) sabret! Zaten hüküm verenlerin hayırlısı ancak O’dur! (Zira O, görünen meselelere vâkıf olduğu gibi, tüm giz lilerden de haberdâr olduğu için hükümlerinde yanıl ma payı yoktur. Kim olursa olsun O’nun dışındakiler ise hataya mahkûmdur!) http://kuranimecid.com 📺 Kanalımıza ABONE OLMAK için: / kuranıanlıyorum 📺 VAAZ ve FETVA Kanalımıza Abone Olmak için: / İsmailyaŞar