У нас вы можете посмотреть бесплатно HALİL ERGÜN: AMAN TADIMIZ BOZULMASIN ALİ RIZA'NIN HAYATI... или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
ÜCRETSİZ ABONE OLMAK İÇİN LİNKİ TIKLAYIN!!! https://bit.ly/filmvedahasi O doğduğunda takvimler 8 eylül 1946’yı gösteriyordu. Bursa'nın İznik ilçesinde dünyaya geldi. Oranın yerlisi bir ailenin çocuğuydu. Doğayla iç içe bir çocukluk geçirdi. Yıllar sonra izzet çapaya verdiği röportajda çocukluğunu şöyle anlatmıştı Ergün: surlarla çevrili iznik'te dünyaya geldim. Bizans'tan kalma 4 kapıdan geçerek girebilirdin ancak bizim kasabaya. Toprağa bağlı eski bir Osmanlı ailesiydik. Topraklarda oynayarak ve koşarak geçirdim çocukluğumu. Annem, “ıspanağa, maydanoza insanlar neden para verirler anlamam” diyen tam bir Osmanlı kadınıydı. Bugün bile o topraklar üzerinde kalanlarla eşelenip duruyoruz. Anlayacağın biraz mirasyediyiz diyebilirim. Aynen bugün de olduğu gibi sıradanlığı hiçbir zaman benimseyemen bir çocuktum. Annemin bahçesinden sebzeleri meyveleri araklar, ayrı bir yerde tel çekerek kurduğum kendi bahçeme ekerdim. Dedem halil ibrahim, ittihat ve terakki mensubuymuş, Erzurum kongresi sonrasında meclisin ilk üyesi olmuş. Bizimkiler halk partilydi ama dini değerlere son derece saygılılardı. İlk ve ortaokulu İznik'te okudu Halil Ergün . Radyonun evlerine ilk geldiği gün çok etkilenmişti. Onun için dünyaya açılmanın yolu dinlediği radyo ve gittiği sinemaydı. Yaşadıkları yerde tek bir sinema vardı ve babası makinistlik yapıyordu. Babasının hala çocuğuysa o sinemanın sahibiydi. Yani halil ergün pek çok akranından daha yakındı sinemaya. O dönemlerde daha oyuncu olmak gibi bir hayali yoktu. İlk kez 5. Sınıfa giderken 23 nisanda şiir okumuştu. Bu onun için çok heyecan verici bir deneyimdi. İlk kez insanların önünde sesini duyurmuştu.. Daha sonra ortaokul yaşamı başladı. Öğretmenleri onu monologlarda, piyeslerde oynatmaya başladı. Tiyatro kolunda görev aldı bir süre. 16 yaşında iznikten istanbul haydarpaşaya göçtü. Burada halasının yanina yerleşti ve pertevniyal lisesine başladı.. Okuldaki müsamerelerde görev alıyordu. Birkaç kez okul değiştirdikten sonra son olarak pertevniyal’e geri döndü. Bursada olduğu günlerde. Bir arkadaşı vasıtasıyla bursadaki oda tiyatrosuyla tanıştı. Burası halk eğitim merkezinde kurulmuş yarı profesyonel bir yerdi. Burada tiyatroculuk yapıyordu.. Oyunculuk onu çok etkilemişti, artık oyunculuğun birşeyler anlatma yolu olduğunu anlamıştı. Ünlü bir aktör olmak değildi aklındaki, ama tiyatronun büyüsüne kapılmıştı bir kere. Aklındaki bu düşüncelerden bahsetmedi ailesine. Anne ve babası çok modern insanlardı ama oğullarıyla ilgili bambaşka hayalleri vardı. Babası elektrik mühendisi, annesiyse hariciyeci olmasını istyordu. Annesine çok düşkün bir çocuktu. Hatta yıllar sonra habertürke verdiği röportajda annesini kaybettiğinde yalnız kaldığını şu sözlerle anlatmıştı: insan babasına, çocuğuna, kardeşine, karısına bile dikkat ederek davranır. Ama annesini kaybetmeyeceğini bilir. Anneler, hangi yola girerseniz girin, sizi yine sevgiyle ve şefkatle karşılar. Annemi biraz geç keşfetmiş biri olarak, onu kaybettiğimde, “işte halil, artık hayatta yapayalnızsın” dedim. Onu kaybetmek beni çok değiştirdi; biraz daha boşvermiş ama daha sevgi dolu bir adam oldum. Kardeşlerim var, onlar bana annemin hatırası, onlara çok bağlıyım. Yeğenlerime de öyle. Sınav zamanı geldiğinde okullardaki çoğu bölümü kazanabilmitşi halil. Ama bir yandan da oyunculuk için bir adım atmak istedi ve konservatuar sınavına girdi. Bu sınavı kazanamadı. Bu arada bu durum ailesin kulağına gidince ailesi apar topar istanbula geldi ve siyasal bilgiler okuyacaksın diyerek ite kaka ankara’ya gönderdiler onu.1966 senesinde resmen ankara üniversitesi siyasal bilgler fakültesinde okumaya başladı. Tiyatrocu olacağım diye bir iddiası yoktu ama tiyatrodan da kopmuyordu. Bir gün bir arkadaşı tiyatro oyununda giydiği kostümlerle ergün’ün yanına geldi. Bir oyunda kadro değişimi olmuştu ve ona hayatını değiştirecek bir teklif gelmitşi. Halk oyuncularında teneke adlı oyunla profesynel olmuştu artık. Vasıf öngören ve iki arkadaşıyla birlikte tiyatro kurmaya karar verdiler. 5 kuruşları yokken böyle bir yola çıktılar. Topladıkları paralarla açtılar tiyatroyu. Yıl 1969’du ve ilk oyunları asiye nasıl kurtulur adlı oyundu. Büyük ses getirdi bu oyun. Hatta daha sonra bu oyun film haline getirildi. #filmvedahası #yaprakdökümü #halilergün