У нас вы можете посмотреть бесплатно entelektüelleştirmek bir zeka belirtisi değil de bir savunma mekanizması olabilir mi? или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Analiz etmek, kavramsallaştırmak ve duyguları düşünce düzeyine taşımak her zaman zihinsel güç anlamına mı gelir? Yoksa bazen bu, duygusal deneyimden uzaklaşmanın bir yolu olabilir mi? Videoda özellikle: Entelektüelleştirme savunma mekanizması nedir? Psikanalitik kuramda entelektüelleştirme nasıl tanımlanır, klinik açıdan entelektüelleştirme nedir? Carl Gustav Jung’un düşünce tipi (thinking type) kavramı Aşırı rasyonelleştirmenin duygusal yabancılaşma ile ilişkisi Analiz etmek ile gerçekten hissetmek arasındaki fark üzerinde duruyorum. Modern dünyada bilgiye, analize ve zihinsel kontrol ihtiyacına neden bu kadar tutunuyoruz? Düşünmek ne zaman içgörü, ne zaman kaçış olur? Bu kavram daha çok psikanalitik literatürde netleşir (Freud sonrası). Tanım Entelektüelleştirme, yoğun duygularla temas etmemek için durumu bilişsel düzeye taşıma savunmasıdır. Yani: Duygu, analiz edilir Acı, teoriye çevrilir Travma, kavramsal olarak anlatılır Ama hissedilmez. Jung’un gerçekten yazdığı pasajlar The Undiscovered Self Jung burada modern insanın aşırı rasyonelliğini eleştirir. Özellikle şu fikri vurgular: “Our age wants to experience the psyche scientifically… but this neglects the fact that the psyche is not just an object.” Burada söylediği şey şu: İnsan psikolojisini sadece analiz edilecek bir nesneye indirgersen, onun canlı ve deneyimsel yönünü kaçırırsın. Yani kişi: Yaşamak yerine inceliyor. Deneyimlemek yerine kavramsallaştırıyor. Ve bu doğrudan “entelektüellik bir kaçış olabilir” fikrine bağlanır.