У нас вы можете посмотреть бесплатно İmamiyye mezhebi sonradan teşekkül etmiştir; Sahabe kuşağında hiçbir temsilcisi yoktur - E. SİFİL или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Şia’nın doğuşu hakkındaki Şii iddiaların, “fikir-hadise irtibatı” esas alınarak tahlil edildiğinde, ne Hz. Peygamber’in yaşadığı zaman dilimindeki, ne de Şii imâmet nazariyesinin belkemiğini oluşturan Hz. Ali, Hasan, Hüseyin ve Ali b. Hüseyin dönemindeki sosyal olaylarla irtibatlandırılabileceğini söylemek mümkündür. İçtimaî olaylar, Şii iddiaları doğrulamamaktadır. Çünkü Şia’nın varlığından sözedebilmek için, Şia kavramının içeriğini oluşturan temel fikirlerin kitlelere mal olduğunu ve sosyal hayatta iz bırakarak kurumlaştığını tespit etmek gerekmektedir. Birinci hicrî asırda, Şii îmamiyye’nin Oniki îmam’ından Hz. Ali, oğulları Hasan ve Hüseyin, Hüseyin’in oğlu Ali b. Hüseyin yaşamışlardır. Muhammed Bakır’ın ise, Ali b. Hüseyin’in, 94/712 veya 95/715 yılındaki vefatından sonra imam olduğuna inanılmaktadır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla, ne Hz. Ali’nin, ne oğulları Hasan ve Hüseyin’in, ne de Ali b. Hüseyin’in etrafında, Şiilerce iddia edildiği şekilde bir Şii farklılaşma ortaya çıkmıştır. Hz. Ali'nin sağlığında, onun etrafında yer alan insanların, onun nass ve tayinle imam olduğuna inanarak onu halife kabul ettiklerini söyleyebilmek pek mümkün değildir. Bunun en önemli delillerinden birisi, Hz. Ali’nin Hz. Osman’ın ölümünden sonra meşru halife olarak Müslümanlann birliğini sağlayamaması, zaman zaman savaşa gönderecek asker bulmakta sıkıntı çekmesi ve Sıffın’den sonra, daha sonra Haricileri oluşturan bir grubun onun saflarından ayrılmasıdır. Eğer insanlar Hz. Ali’nin nass ve tayinle Halife olduğuna inanmış olsalardı, İslâm Tarihindeki ilk fırkalaşma olayı olan Hâricîlikten ve Haricîlerden sözetmek pek mümkün olamazdı. Hasan b. Ali'nin, Muaviye ile anlaşarak hilâfet iddialarından vazgeçmesi, ne onun, ne de etrafında yer alan insanların, Şia’nın iddia ettiği gibi bir Şii farklılaşmanın" içinde olduklarını göstermektedir. Eğer nass ve tayin söz konusu olsaydı, herhalde Hasan, kolayca hilâfeti Muaviye’ye devretmezdi. Hüseyin için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Çünkü Hüseyin’i Kûfe’ye çağıranlar da, onu öldüren, ya da öldürülmesine seyirci kalanlar da Kûfelilerden başkası değildi. Ali b. Hüseyin ise, Kerbelâ’mn şokunu atlatamadan, ömrünü, her türlü siyasi faaliyetten uzak bir şekilde taat ve ibadetle geçirmiştir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla birinci hicrî asrın sonlarında Şii nitelikli ilk farklılaşma, Muhammed b. el-Hanefiyye’nin adı etrafındaki spekülasyonlarla birlikte tarih sahnesine çıkmaya başlamıştır. Şia’nın Oniki İmam silsilesi doğrultusunda bir farklılaşmanın tespit edilemeyişi, Şia’nın tarihî seyri açısından oldukça dikkat çekicidir.