У нас вы можете посмотреть бесплатно Charles Baudelaire - Le Voyage | Avant-Garde Post-Industrial Chanson или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
"Ey Ölüm, yaşlı kaptan, vakit tamam! Haydi demir alalım!" Charles Baudelaire’in ölümsüz eseri **"Les Fleurs du Mal"**ın (Kötülük Çiçekleri) görkemli finali olan "Le Voyage" (Yolculuk), bu çalışmada 19. yüzyılın melankolisi ile 21. yüzyılın endüstriyel ses duvarlarını birleştiren bir "Avant-Garde Chanson" olarak yeniden hayat buluyor. Charles Baudelaire – Le Voyage I Pour l’enfant, amoureux de cartes et d’estampes, L’univers est égal à son vaste appétit. Ah ! que le monde est grand à la clarté des lampes ! Aux yeux du souvenir que le monde est petit ! Un matin nous partons, le cerveau plein de flamme, Le cœur gros de rancune et de désirs amers, Et nous allons, suivant le rythme de la lame, Berçant notre infini sur le fini des mers : Les uns, joyeux de fuir une patrie infâme ; D’autres, l’horreur de leurs berceaux, et quelques-uns, Astrologues noyés dans les yeux d’une femme, Tyrannique Circé aux dangereux parfums. Pour n’être pas changés en bêtes, ils s’enivrent D’espace et de lumière et de cieux embrasés ; La glace qui les mord, les soleils qui les cuivrent, Effacent lentement la marque des baisers. Mais les vrais voyageurs sont ceux-là seuls qui partent Pour partir ; cœurs légers, semblables aux ballons, De leur fatalité jamais ils ne s’écartent, Et, sans savoir pourquoi, disent toujours : Allons ! Ceux-là dont les désirs ont la forme des nues, Et qui rêvent, ainsi qu’un conscrit le canon, De vastes voluptés, changeantes, inconnues, Et dont l’esprit humain n’a jamais su le nom ! Türkçe: Haritalara, resimlere vurgun çocuk için, Evren, sonsuz iştahına denktir ancak. Ah! Lamba ışığında dünya ne büyüktür; Anıların gözünde dünya ne küçüktür! Bir sabah yola çıkarız, beyinler ateş içinde, Kalpler hınçla ve acı arzularla dolu, Ve gideriz, dalgaların ritmine uyarak, Sonsuzluğumuzu denizlerin sonluluğunda uyutarak: Kimi, alçak bir vatandan kaçtığı için mutlu; Kimi, beşiğinin dehşetinden kaçar; kimiyse, Bir kadının gözlerinde boğulmuş astrologlar gibi, Tehlikeli parfümleri olan zalim bir Kirke’nin peşinde. Hayvana dönüşmemek için sarhoş olurlar Uzaydan, ışıktan ve yanan gökyüzünden; Onları ısıran buz, onları kavuran güneşler, Silip süpürür öpücüklerin izini yavaşça. Ama gerçek yolcular sadece gitmek için Gidenlerdir; yürekleri balonlar gibi hafif, Kaderlerinden asla sapmazlar onlar, Ve bilmeden nedenini, derler her zaman: Haydi! Arzuları bulutların şeklini alanlar, Bir erin topu hayal ettiği gibi hayal kuranlar, Uçsuz bucaksız, değişken, bilinmez hazları düşleyen, İnsan ruhunun adını hiç bilmediği hazları! (Çeviri: Gemini)