У нас вы можете посмотреть бесплатно KİTAP KRİTİKLERİ: PARAZİT - MİCHEL SERRES или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Michel Serres. Onun yer yer terleten eseri Parazit’i konuşacağız. Bir Serres metniyle karşı karşıyaysanız, elinizde bir kitaptan ziyade çözülmeyi bekleyen bir "şifreler yumağı" var demektir. Kitabın çevirmeni Kağan Kahveci çok haklı; Serres’i çevirmek ya da onu anlamaya çalışmak aslında bir "kod çözme" süreci. Çünkü Serres; bilimden edebiyata, mitolojiden tarihe kadar binlerce gizli referansı metnin içine öyle bir örüyor ki, bazen size dönüp "Hadi bakalım, burayı bulabilecek misin?" diye muzipçe gülümsediğini hissediyorsunuz. Hatta Bruno Latour’un dediği gibi; Serres anlaşılamaz biri değil, sadece vardığı sonuçlara giderken geçtiği o patikaları, izleri silmeyi seven bir filozof. Yani metnin şifrelerini açmak için bizim de o heybeden biraz nasiplenmiş olmamız gerekiyor. Peki, neden "Parazit"? Bu kelime neden bu kadar merkezde? Fransızca’da (ve aslında bizim kullandığımız anlamlarda da) bu kelimenin iç içe geçmiş harika bir üçlemesi var: Biyolojik olarak: Başkasının üzerinden geçinen o bildiğimiz asalak. Sosyal olarak: Hani vardır ya, sofraya davetsiz çöken, hep alan ama hiç vermeyen o "otlakçı" tip. Teknik olarak: Radyodaki o cızırtı, televizyondaki karlanma, yani iletişimi kesen "gürültü". İşte Serres, bu üç anlamı alıp muazzam bir felsefi operatöre dönüştürüyor. Peki, bir matematikçi ve fizikçi olan Serres’i bu "gürültülü" felsefeye iten neydi? Cevabı tek kelime: Hiroşima. Serres, atom bombasının atılmasıyla "bilimin mutlak iyi olduğu" inancını kaybediyor. "Hiroşima benim felsefemin tek konusudur" derken aslında şunu sormaya çalışıyor: Bilgi ve teknoloji nasıl olur da bir yıkım aracına dönüşür? İşte Parazit, bu şiddet ve kesinti süreçlerini anlama çabasının bir meyvesi. Serres’e göre sistemler "alışveriş" üzerine kuruludur ama parazit bu yasayı bozar. O, sadece alan tek yönlü bir "yalın ok" gibidir. Düşünsenize, anne karnındaki bebek bile aslında ilk parazitimizdir; eğitim süreci ise bizi o ilkel parazitlikten çıkarıp birer "alışveriş ortağı" yapma çabasıdır. Ama Serres şaşırtıcı bir şey söyler: "Arka plan gürültüsü olmaksızın doğa olamaz." Yani parazit sadece sistemi bozan bir hata değil, sistemin evrimleşmesini sağlayan, o ilişkiyi kuran bizzat "üçüncü" unsurdur. Kitabı okurken kendinizi bir masal dünyasında bulacaksınız. Serres, felsefesini soyut kavramlarla değil; La Fontaine’in o meşhur Şehir Faresi ve Kır Faresi ile, Ağustos Böceği ile, Karga ile Tilki ile anlatıyor. Molière’in Tartuffe’ünden Yusuf Peygamber’in rüyasına, hatta bizim Nasrettin Hoca’nın "yemeğin buğusu ve paranın sesi" fıkrasına kadar uzanan devasa bir hikâye anlatıcılığı bu. Metodolojik olarak Serres bir "göçebe"dir. Bilimin kesinliğiyle edebiyatın ruhunu "melezler". Onun meşhur "Sanki-Nesne" (Quasi-Object) teorisi vardır: Bir top oyununda top kimdeyse "özne" odur, top ise ilişkiyi kuran şeydir. Serres işte o topu, yani o akışı takip eder. Dostlar, parazit bir engel değil, ilişkinin bizzat kendisidir. Eğer hazırsanız, bu dışlanan "üçüncü unsuru", yani gürültüyü ve asalağı düşüncenin merkezine geri çağıralım. / @sinezofi