У нас вы можете посмотреть бесплатно Şemseddin Sivasi - Türbeler TV или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Kanala Abone Olmayı Unutma - http://bit.ly/turbelertv_aboneol ŞEMSEDDİN SİVASİ Şemseddin-i Sivasi hazretleri Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Halvetiyye yolunun kolu olan Şemsiyye nin kurucusudur. İsmi Ahmed’dir. Babasının ismi Ebü’l-Berekât Muhammed’dir. Künyesi Ebü’s-Senâ, Lakabı Şemseddîn’dir. Kara Şems diye şöhret bulmuştur. 1519 senesinde Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu. 1597 senesinde Sivas’da vefât etti. Sivas’da Meydan Câmii avlusunda medfûn olup, kabri mü’minler tarafından ziyâret edilmektedir. Şemseddin-i Sivasi Türk-İslâm tarihindeki meşhûr üç Şems’den birisidir. Bunlardan birincisi Mevlânâ Celâlleddîn-i Rûmî’nin hocası olan Şems-i Tebrîzî, ikincisi İstanbul’un fethinde Fâtih Sultan Mehmed Hân’ın yanında bulunan Akşemseddîn, üçüncüsü de Üçüncü Mehmed Hân ile birlikte Eğri Seferine katılan Kara Şems’dir. Üçü de yüksek dereceler sahibidirler. Kara Şems, ilk hocası Amasyalı Muslihuddîn Efendi’nin vefâtından sonra, mübârek, velî bir zâtı bulup, talebe olmak istedi. Tokat’ta bulunan zâhid ve müttakî olan, yüz yaşını geçmiş bulunan Şeyh Mustafa Kirbâsî adında bir zâta gidip, talebe olmak istedi. O zât buyurdu ki: “Sen gençsin, ben ise ihtiyâr ve hastalıklıyım. Riyâzete kuvvetim yoktur. Seni terbiye ile meşgûl olamam. Lâkin sâdık bir talebeysen cenâb-ı Hak senin mürşidini ayağına gönderir. Bu mürşid altı ay sonra Tokat’a gelecektir.” Kara Şems bundan sonra, tekrar Zile’ye dönüp, ilim öğretmekle meşgûl iken, Tokat’a, Abdülmecîd Şirvânî isminde bir zâtın geldiğini duyup, onun yanına gitti. Abdülmecîd Şirvânî’nin sohbetine ve mübârek ellerini öpme şerefine kavuştu. Abdülmecîd Şirvânî sohbetin sonuna doğru; “Ey Kara Şems! Benim, Allahü teâlânın emri ve sevgili Peygamberimizin aleyhisselâm işâretiyle kendi memleketimi, ailemi ve sevenlerimi terk edip, dağ ve beldeleri aşıp gelmem, sâdece seni irşâd ve terbiye içindir” buyurdu. Kara Şems bu ânı şöyle anlatır: “Abdülmecîd Şirvânî’nin bu sözünü duyunca Şeyh Mustafa Kirbâsî’nin daha önce vermiş olduğu müjdeyi hatırladım, hesap ettim ki tam altı ay geçmişti.” Şemseddîn Sivâsî, Abdülmecîd Şirvânî’den kısa zamanda feyz alıp, tasavvufun yüksek derecelerine kavuştu. Hocası tarafından insanlara, Allahü teâlânın dînini ve sevgili Peygamberimizin aleyhisselâm güzel ahlâkını anlatmakla vazîfelendirildi. Şöhreti her tarafta duyuldu. Devrin Sivas vâlisi Hasen Paşa, kendisini Sivas’a da’vet edip, yaptırdığı dergâha yerleştirdi. Aynı zamanda câmi imamlığı da kendisine verildi. Orada ilim öğretmek ve insanlara va’z ve nasihatle meşgûl oldu. Hayatının sonuna doğru, Sultan Üçüncü Mehmed Hân’la birlikte Eğri seferine katıldı. Şemseddîn Sivâsî vefâtlarına yakın, talebelerini odasına çağırdı. Onlarla birlikte bir saat kadar Allahü teâlânın zikri ile meşgûl olduktan sonra, duâ edip, rûhunu teslim etti. Sağlığında iken vasıyyet etdiği gibi, Meydan Câmii’nin bahçesine defnedildi. Daha sonra kabrinin üzerine beyaz bir kubbe yaptırıldı. Hâlen ziyâretgâhdır. Şehir ahâlisine şiddetli bir sıkıntı olduğu zaman kabrini ziyâret edip duâ ederler. Allahü teâlânın izniyle o sıkıntıdan kurtulurlar. Şeyh Şemseddîn Ahmed Sivâsî hazretleri, zâhirî ve bâtınî ilimlerde yüksek, ilim ve irfan sahibi, bütün güzel huylarla ahlâklanmış, faziletli bir zât idi. Tasavvufda Halvetiyye yoluna mensûb idi. Şemsiyye kolunun kurucusudur. Şemseddîn Sivâsî hazretlerinin, yüksek hâlleri ve birçok kerâmetleri vardır. Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden olup, gönüllere taht kurmuş olan zamanının bir tanesi Şemseddîn Sivâsî hazretleri, zâhirî ve bâtınî ilimlerde yüksek derece sahibi idi. Çeşitli ilimlere dâir manzûm ve nesir olarak yazdığı kırka yakın eseri vardır. Farsça ve Arabçadan tercümeler yapmıştır. Dîvânından bir bölüm : Kapına geldi âsîler, Şefaat yâ Resûlallah! Suçunu bildi kâsîler, Şefaat yâ Resûlallah! Ne ettim ise ben ettim, Yanıldım nefse zulm ettim, Henüz suçum bilip geldim, Şefaat yâ Resûlallah! Ne ilmim var ne amelim, Perişan cümle ahvâlim, Vesveseyle dolu bâlim, Şefaat yâ Resûlallah! Bu şemsi abd-ı âbıkdır, Ne etsen ona lâyıktır, Velî yoluna sâdıktır, Şefaat yâ Resûlallah!