• ClipSaver
  • dtub.ru
ClipSaver
Русские видео
  • Смешные видео
  • Приколы
  • Обзоры
  • Новости
  • Тесты
  • Спорт
  • Любовь
  • Музыка
  • Разное
Сейчас в тренде
  • Фейгин лайф
  • Три кота
  • Самвел адамян
  • А4 ютуб
  • скачать бит
  • гитара с нуля
Иностранные видео
  • Funny Babies
  • Funny Sports
  • Funny Animals
  • Funny Pranks
  • Funny Magic
  • Funny Vines
  • Funny Virals
  • Funny K-Pop

(139) 28.Lem’a/5, Sh 295 | Demirin bir nimet olarak semadan indirildiğine dair olan âyetin tefsîri скачать в хорошем качестве

(139) 28.Lem’a/5, Sh 295 | Demirin bir nimet olarak semadan indirildiğine dair olan âyetin tefsîri 3 недели назад

скачать видео

скачать mp3

скачать mp4

поделиться

телефон с камерой

телефон с видео

бесплатно

загрузить,

Не удается загрузить Youtube-плеер. Проверьте блокировку Youtube в вашей сети.
Повторяем попытку...
(139) 28.Lem’a/5, Sh 295 | Demirin bir nimet olarak semadan indirildiğine dair olan âyetin tefsîri
  • Поделиться ВК
  • Поделиться в ОК
  •  
  •  


Скачать видео с ютуб по ссылке или смотреть без блокировок на сайте: (139) 28.Lem’a/5, Sh 295 | Demirin bir nimet olarak semadan indirildiğine dair olan âyetin tefsîri в качестве 4k

У нас вы можете посмотреть бесплатно (139) 28.Lem’a/5, Sh 295 | Demirin bir nimet olarak semadan indirildiğine dair olan âyetin tefsîri или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:

  • Информация по загрузке:

Скачать mp3 с ютуба отдельным файлом. Бесплатный рингтон (139) 28.Lem’a/5, Sh 295 | Demirin bir nimet olarak semadan indirildiğine dair olan âyetin tefsîri в формате MP3:


Если кнопки скачивания не загрузились НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru



(139) 28.Lem’a/5, Sh 295 | Demirin bir nimet olarak semadan indirildiğine dair olan âyetin tefsîri

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَاْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ âyetine dâir gāyet ehemmiyet kesbetmiş mühim ve mütefennin bir adamın, bazı hocaları ilzâm ettiği bir suâle muhtasar bir cevabdır. Suâl: Deniliyor ki: “Demir yerden çıkıyor, yukarıdan inmiyor ki, اَنْزَلْنَا denilsin. Neden اَخْرَجْنَا dememiş? Zâhiren muvâfık görülmeyen اَنْزَلْنَا demiş?” Elcevab: Evvelen Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân اَنْزَلْنَا kelimesiyle, demirdeki azîm ve çok ehemmiyetli ni‘met cihetini ihtâr etmek için اَنْزَلْنَا demiş. Çünkü yalnız demirin zâtını nazara vermiyor ki; اَخْرَجْنَا desin. Belki ni‘met-i azîmesini ve nev‘-i beşerin demire ne derece muhtaç olduğunu ihtâr içindir. Ni‘met ciheti ise, ni‘met aşağıdan yukarıya çıkmıyor, belki rahmet hazinesinden geliyor. Rahmet hazinesi ise, elbette âlî ve yukarı ve ma‘nen yüksek mertebededir. Elbette ni‘met, yukarıdan aşağıyadır ve muhtaç olan beşerin mertebesi aşağıdadır. Elbette in‘âm, ihtiyâcın fevkındedir. Onun için ni‘metin hazîne-i rahmetten beşerin ihtiyâcına imdâd için gelmesinin hak ta‘bîri, اَنْزَلْنَا dır, اَخْرَجْنَا değildir. Hem tedrîcî ihrâcât, beşerin eliyle olduğu için ihrâc kelimesi, ihsân cihetini nazar-ı gaflete hissettirmez. Evet, demirin maddesi murad olunursa, mekân-ı maddî i‘tibâriyle ihrâcdır. Fakat demirin ni‘meti ve burada ma‘nâ-yı maksûd olan ni‘met ise, ma‘nevîdir. Bu ma‘nâ, maddî mekâna bakmıyor, belki ma‘nevî mertebeye bakar. Rahmân’ın hadsiz mertebe-i ulviyetinin bir tecellîsi olan hazîne-i rahmetten gelen ni‘met, elbette en yüksek makamdan en aşağı mertebeye gönderiliyor. Hak ta‘bîri اَنْزَلْنَا dır. Bu tâ‘bîrle nev‘-i beşere ihtâr eder ki: “Demir en büyük bir ni‘met-i İlâhiyedir.” Evet, nev‘-i beşerin bütün san‘atlarının ma‘deni ve terakkıyâtının menbaı ve kuvvetinin medârı, demirdir. İşte bu azîm ni‘meti ihtâr için, makam-ı imtinân ve in‘âmda, kemâl-i haşmetle, وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَاْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ diye ferman ediyor. Nasıl ki Hazret-i Dâvud’ (as) en mühim bir mu‘cize olarak وَاَلَنَّا لَهُ الْحَد۪يدَ ferman ediyor. Yani, büyük bir peygambere, büyük bir mu‘cize Sayfa 296 ve pek büyük bir ni‘met olarak demiri yumuşatmasını gösteriyor. Sâniyen: Yukarı aşağı nisbîdir. Küre-i arzın merkezine göre yukarı, aşağı oluyor. Hatta bize nisbeten aşağı olan bir şey, Amerika kıt‘asına nazaran yukarı oluyor. Demek, merkezden sath-ı arz tarafına gelen maddelerin, sath-ı arzda olanlara göre vaz‘iyeti değişir. Kur’ân-ı Mu‘ci-zü’l-Beyân, i‘câz lisânıyla ifade ediyor ki: “Demirin o kadar çok menâfii ve o kadar geniş fevâidi vardır ki; insanın hânesi olan küre-i arzın mahzeninden çıkarılacak âdî bir madde değildir. Ve rast gele hâcette isti‘mâl edilmiş fıtrî bir ma‘den değildir. Belki Hâlik-ı Kâinât tarafından rahmet hazinesinden ve kâinâtın büyük tezgâhında izhâr edilmiş bir ni‘met olarak Rabbü’s-Semâvât-i Ve’l-Arz ünvanı haşmetiyle, küre-i arz sekenesinin hâcâtına medâr olmak için demiri inzâl etmiş, indirmiş” diye demirdeki umûmî menfaati ifade için, güya demirin semâdan gelen rahmet, harâret, ziyâ gibi öyle şumûllü fâideleri var ki; kâinât tezgâhından gönderiliyor. Küre-i arzın dar ambarından değil, belki kâinât sarayındaki büyük hazîne-i rahmetten izhâr edilerek gönderilip, küre-i arzın ambarında yerleştirilmiş. O ambardan asırların ihtiyâcına nisbeten parça parça ihrâc ediliyor. Kur’ân-ı Azîmüşşân, bu küçük ambardaki parça parça çıkarılan demiri, yalnız sarfetmek ma‘nâsını ifade etmek istemiyor. Belki hazîne-i kübrâdan o ni‘met-i azîmeyi küre-i arz ile beraber indirdiğini ifade etmek için; yani, bu küre-i arz hânesine en lâzım olan şey demirdir ki; Hâlik-ı Zülcelâl, güya küre-i arzı güneşten ayırıp insanlar için indirdiği zaman, demiri de beraber inzâl etmiş ve ekserî ihtiyâc-ı beşer onunla te’mîn edilmiştir. Kur’ân-ı Hakîm, “Bu demirle işlerinizi görünüz ve onu çıkarmaya çalışarak istifâde ediniz” diye mu‘cizâne ferman ediyor. Bu âyette hem def‘-i a‘dâya, hem celb-i menâfia medâr iki ni‘met beyân ediyor. Nüzûl-ü Kur’ândan evvel demirle ehemmiyetli menâfi‘-i beşeriye te’mîn edildiği görülmüş. Fakat istikbâlde demirin gāyet hârika ve muhayyirü’l-ukūl bir sûrette, denizde, havada, karada gezerek küre-i arzı musahhar edip, mevt-âlûd bir hârika kuvveti gösterdiğini ifade için, ف۪يهِ بَاْسٌ شَد۪يدٌ kelimesiyle, ihbâr-ı gaybî nev‘inden bir lem‘a-i i‘câz gösteriyor. Sayfa 297 Geçen nükteden bahsederken Hüdhüd-ü Süleymânîden bahis açıldı. Israrcı ve suâlci bir kardeşimiz, (Hâşiye) Hüdhüd’ün, Cenâb-ı Hakk’ı tavsîfte يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ demesiyle, en mühim makamda, mühim evsâf-ı İlâhiye içinde, nisbeten hafif olan bu vasfın zikrine sebeb nedir? Elcevab: Belîğ bir kelâmın bir meziyeti şudur ki; söyleyenin ziyâde meşgul olduğu san‘atını ve meşgalesini ihsâs ettirsin. Hüdhüd-ü Süleymânî ise, suyu az olan sahrâ-yı Cezîretü’l-Arab’da g

Comments

Контактный email для правообладателей: u2beadvert@gmail.com © 2017 - 2026

Отказ от ответственности - Disclaimer Правообладателям - DMCA Условия использования сайта - TOS



Карта сайта 1 Карта сайта 2 Карта сайта 3 Карта сайта 4 Карта сайта 5