У нас вы можете посмотреть бесплатно KASRİK KÖYÜNDE KİM HUZURSUZLUK ÇIKARDI? или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Bitlis’te bir köy olan Kasrik, Sâdât-ı Kiram efendilerimiz için büyük bir kıymete sahiptir. Şeyh Seyyid Abdulhakim Elhüseyni kuddise sırruhû hazretlerinin Gavs-ı Kasrevi olarak anılması bu kıymeti anlatmak için tek başına yeterlidir. Gavs-ı Cihan kuddise sırruhû hazretlerinin Kasrik’te inşa ettirdiği medrese; vefalı köy halkına ve ilme atfedilen önemin bir nişanesidir. İnşa edilen medrese ile birlikte bölgesi için önemli bir ilim merkezi haline gelen Kasrik; ele geçirme hırsı yüzünden iftira ve ithamlara malzeme edilmiştir. Kasrikliler yanlış yanlışa diyebilen mert tutumlarından dolayı söz konusu zihniyetin ağır hakaretlerine maruz kalmaktadır. Bütün bunlara her zamanki gibi sabredilmiştir. Lakin son zamanlarda yalan ve iftiraların ulaştığı boyut nedeniyle kamuoyuna doğru bilgiyi ulaştırma sorumluluğu ortaya çıkmıştır. Bugün Kasrik’in kıymetini izah etmek, yapılan yanlışları dile getirmek ve “Kasrik köyünde kim huzursuzluk çıkardı?” sorusuna cevap bulmak için bu açıklamayı yapmak zaruri hale gelmiştir. Kasrik Köyünde Kim Huzursuzluk Çıkardı? Merhum Gavs hazretlerinin ahirete irtihalinin ardından medreselerde intisap ayrımı olmaksızın eğitim ortak bir şekilde devam etmişti. Bu süreçte, daha önce olduğu gibi Semerkand uhdesinde Halidi Maarif Kurumları tarafından medreselerin iaşeleri, müderris ve personel maaşları karşılandı, idari yönetim faaliyetleri de sürdürüldü. Menzil ve Kasrik medreseleri özelinde kardeşler arasında yapılan anlaşmadan sonra alınan kararlar uygulanmaya başlandı. Özellikle Kasrik medresesinde birçok sorun yaşanmasına rağmen ilim ortamının zarar görmemesi adına sukut edildi. Bu süreç büyük bir gayret ve hassasiyet ile 27 Mayıs 2024 tarihine kadar yürütüldü. 27 Mayıs’ta, S. Muhammed Saki Elhüseyni'nin talimatıyla, 4 müderris ve 20 talebe daha, medrese yönetimine bilgi verilmeksizin gizlice Kasrik'e getirildi. Baskın yapar gibi getirilen bu talebeler kursun düzenini bozdu. Talebelere yasak olan telefon ve tablet kullanarak talebeliğe yakışmayan hallere büründüler, ikilik çıkardılar, talebelere hatta hocalara karşı edepsizce tahrik edici davranışlarda bulundular. Her yerde sigara içtikleri yetmiyormuş gibi medreseyi kafeterya gibi kullanarak nargile içmeye başladılar. Bütün bunların üstüne Serhendi görevlilerinin “bundan böyle medrese yönetimini tanımıyoruz, medresenin yarısı bizimdir” şeklindeki söylemleri, amacın ilim okumak olmadığını gözler önüne seriyordu. Yaşanan olumsuzluklar medreseyle sınırlı kalmadı, köye de sirayet etti. Köydeki huzursuzluğun artması üzerine Kasrikliler konuya müdahil oldu. Kasrikliler tarafından “talebeler medresenin kurallarına riayet etmeli, ilim ortamı yeniden tesis edilmeli, talebeler köy meydanında sigara içmemeli, medresedeki huzursuzluk köye sıçramamalı, daha önce yapılan anlaşmaya kimse muhalif davranmamalı” denilerek 28 Haziran 2024 günü, Cuma namazından sonra intisap fark etmeksizin talebeler medreseye alınmadı. Bu şartlar sağlandığı takdirde talebelerin medreseye alınacağı herkese ilan edildi. Medresenin kapalı kaldığı süreçte çözüm arayışlarına girilmiştir. İlk olarak Gavs-ı Cihan kuddise sırruhû hazretlerinin halifesi Seyda Molla Abdurrahman’ın hakemliğine başvurulmuş, akabinde Gavs-ı Cihan hazretlerinin halifelerinden oluşan bir şer’i hakem heyeti kurulmuş, tüm bu girişimler maalesef Serhendi tarafından akamete uğratılmıştır. Bu nokta da S. Muhammed Saki Elhüseyni’nin “Şeriata göre olursa şeriatla; olmazsa devletin kanunlarına göre; onunla da olmazsa orman kanunlarıyla... Mutlaka hakkım olanı alacağım!” yaklaşımı vücut bulmuştur. Serhendi tarafı şer’i heyetlerden istediğini alamayınca mahkeme yoluna başvurmuştur. S. Muhammed Saki Elhüseyni savcılığa yapılan şikâyette, Kasrik ve Menzil külliyelerine ait taşınmazların babasından kendisine miras kaldığını ve bu yerlerin kullanılmaması gerektiğini belirtmiştir. Soruşturma sürecinde yapılan tüm girişimler boşa çıkmış ve Serhendi tarafından yapılan savcılık başvurusu reddedilmiştir. Kayıtlardan da görüldüğü gibi “ümmetin malı” sloganını dillerinden düşürmeyenler bir yandan da aynı yerleri “miras malı” kavramıyla dava konusu yapmaktadır. Böylece çelişkilerine yeni bir çelişki eklemişlerdir. Esasında Kasrik Medresesinin kapanmasına, kimseye haber vermeden şafak vakti medreseye baskın düzenler gibi talebe getirilmesi, Kasrik'te Kasriklilere rağmen dernek tabelası asılmaya çalışılması, medresenin işleyiş ve düzenini bozmak için girişimlerde bulunulması, Kasriklileri toplayarak hakaretler edilmesi gibi tek tek zikretmekten hicap ettiğimiz nice yanlışlar silsilesi sebep olmuştur. Bütün bunları yok sayarak sonucu işaret edip, edepsizce benzetmelerde bulunmak ancak gözleri kör eden bir hırsla açıklanabilir. Bütün bu yaşananlar 2 yıllık süreçte tarafsız duran köy halkının ve yine bu süreci takip eden resmi makamların şahitliğinde olmuştur. Hem köy halkı hem de resmi merciler bu süreçte Serhendi tarafının yanlış yaptığını ikrar etmiştir. #kasrik #menzil #tasavvuf #tarikat