У нас вы можете посмотреть бесплатно tuğba karademir, meyus или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
bana bugün bunları yazdıran duyguya derince bir mezar kazmak isterdim. kahkahalar eşliğinde ağlamaya çok yakınım. biri sorsa. her şey geçti mi diye ki sormaz çünkü geçmiş gibi görünmesi için çok çaba sarfettim. biri sorsa ama. oturup şurada deli kahkahalarla ağlamaya en fazla yarım karış uzaklıktayım. beni hasta ettiğini tam da iyileştiğimi zannederken fark ettim. kalbim ateşlenmiş, kırk bir dereceymiş. ve alnına nemli bir bez koymaya kimsenin eli gitmemiş. dökülen ne çok şeyi kendimden gizleyerek kaçırarak çok ayıp bir şey yapar gibi utançla usul usul toplayıp saklamışım. kış ortası yenen bir avuç kestaneyi, üstelik kabuğuyla,, sahilde bana verdiğin lacivert ceketin sıcaklığını, özenle seçilen hediyelerin şaşkın neşesini, çoktan taşınıp gitmiş bir gümüşçünün eski adresini, aynı ağacı seyretmenin gözlerini, evimiz olmayan evimizin yerini, bak şurada göğe çok yaklaşmıştık tam orayı, karıştırılan yolları, bazı sokak isimlerini, sildiğin yaşını gözümün, evet yedi damlanın her birini, eve vardın mı merakını, korkusunu kaybetmenin, kokusunu avucunun, elinin belimdeki boşluğunu, senin için yapılan makyajın telaşını, benim için sürdüğün arabanın süratini, bir tramvayın camında başım omzunda sağa sola titreyen yansımamızı, "buraya sensiz de gelmiştim, o zaman hiç bu kadar güzel değildi" hayretini, bir sobanın üstünde yan yana ısınan ellerimizi, ellerimi çok sevmişliğini, ya da kandırmışlığımı kendimi, bağırarak eşlik ettiğimiz şarkının şimdi hiç de güzel gelmeyen melodisini, bak sana ne yazdım'ları, uyku ortası aniden çalan telefonları, suya değil de sana anlattığım kabusları, birlikte uydurulan yemek tariflerini, ama insan nasıl balık sevmez ki, gözlerinin içinde dans eden üç rengi, bir kaşkolu bölüşmeyi,,, dökülen onca şeyi ben yerde darmadağın öylece bırakmamışım, süpürmüşüm toplamışım biraz ellerime batmış biraz gözlerim dalmış, biraz uykularım kaçmış ama kendimden bile saklamışım özenle. hepsi eşsiz bir koleksiyonun en nadide parçalarıymış gibi. ya da ekmek kırıntısıymış da sanki nimetmiş atmak çok günahmış yani. işte sakladığım heerr şey içimde ağır ağır çürümüş ve beni feci hasta etmiş. şimdi kalbim havale geçiriyor adını sayıklıyor, belki biraz hayal de görüyor ama ne enteresan, dışarıdan hiç belli olmuyor. mutsuzluk içimde küflenirken kalbim dönen salıncaklara binmiş gibi görünmekte pek mahirmişim meğer. ölürken doğar gibi görünmekte. hayatım bir müzik kutusu balerini gibi döne döne çok muhteşem giderken temiz bir camı fark etmemiş gibi şiddetle çarptım az evvel gerçeklere. çok şaşkınım, başım çatlıyor, cam da tuzla buz ve şu an parçaları süpürmekten muazzam korkuyorum. bir yangın merdiveninden bu tombul şehrin uykusunu izlerken, kahkahalarla ağlamaya tam yarım dakika, sana ise ölçüsüz bir uzaklıktayım. bana bunları yazdıran duyguya derince bir mezar, kazar mısın.