У нас вы можете посмотреть бесплатно HZ. ALİ'NİN MUAVİYE'Yİ UYARMASI VE YEZİD'İN DOĞUMU или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
LANETLİK YEZİD'İN DOĞUMU Bir cuma günü Hazreti Ali mescidin kapısına oturdu. Hazreti Bilal Habeşi ezan okudu. Hazreti Resulallah önderliğinde ashaplarla dua edildi. Daha sonra Muaviye sallana sallana geldi. Namaz kıldı ve kalkarak Resulün yanına oturmak istedi. Hazreti Ali, Muaviye'nin eteğinden tutarak onu durdurdu ve şöyle buyurdu: "Oturanları basıp geçme. Kibirlenmeyi, kinlenmeyi bırak. Muhammed'in yanında bulunanları kıskanma. Resulullah'ın yüceliğine saygılı ol. Miraca giden kimdir, göklere yükselip Arş'a ayak basan kimdir bir düşün. O Hazreti Muhammed'tir. Edepsiz olma. Ondan şefaat dile. Öyle et ki, düşkünler, kimsesizler, iman sahipleri senden yakınmasınlar. Seni ona şikayet ederler. Her cuma gecikir, halkı çiğner, incitir, zahmete sokarsın. Günah işliyorsun. Erken gel, boş bulduğun yere otur, kimseye meydan okuma. Muaviye bu sözleri kızdı ve Hazreti Ali'ye dönerek şöyle dedi: "Elini benden çek. Ben buradakilerin çoğundan üstünüm. Ünlü Ebu Süfyan'ın oğluyum. Eteğimi çekmek senin ne haddine. Halkın içinde değerimi düşürüyorsun." Muaviye bunları der demez Hazreti Ali çok kızarak heybetle kükredi ve orada oturanlar yerinde duramayarak sarsıldılar. Hazreti resulullah bile kalkıp oturdu. Lanetlik Muaviye düşüp bayıldı, aklı başından gitti. Sonunda ayıldı ve kendi kendine şöyle dedi: "Bunu senin ve soyunun yanına bırakmam. Bütün yakınlarıma, senden ve yakınlarından öç almayı öğütleyeceğim." Muaviye'nin Hazreti Ali'ye olan kininin haddi hesabı yoktu. Gece gündüz Hazreti Ali'nin aleyhinde bulundu. Bu düşmanlık sürüp gitti. Muaviye'nin gönlü kin düşmanlık ve kıskançlıkla doluydu. Bir gün Hazreti Muhammed mescitte oturmuştu. Tüm ashap ayakta durmuştu. Hazreti Cebrail gelerek selam verdi ve şöyle dedi: "Ey peygamberlerin imamı! Alemlere rızık veren yüce Allah şöyle buyurdu: "İster nebi, ister veli, ister sıradan biri olsun Hazreti Ali'ye kötülük ederse ona işkence ve ceza vardır." Bugün senin yanında bulunanlardan birinin, Hazreti Ali'ye sonsuz kini ve düşmanlığı vardır. Adı Muaviye'dir. Hazreti Ali ve soyunun kesin düşmandır. Sakın ona değer vermeyesin. Onun belinden bir oğul gelecektir ve onun dilinden hayır ses çıkmayacaktır. Senin imamlarına kastedecektir. Evlatlarını şehit edecektir. Hazreti Ali'yi sevenleri hep katledecektir. Yerler, gökler, melekler ona karşı beddua ederler. O, ashaba ve Hazreti Ali soyuna işkence ile zulmedecek ve kan dökecektir." Hazreti Cebrail bu sözü söyledikten sonra gitti. Hazreti Muhammed bu haberlere çok üzüldü. Başını elleri arasına alarak şöyle dedi: "Buyruk Allah'ındır. Kulun elinden ne gelir." Yanındakiler bu duruma hayret ettiler. Hazreti Ebuzer şöyle sordu: "Ey Resulallah! Neden böyle düşünceli ve kederlisin, bize açıkla." Hazreti Muhammed şöyle buyurdu: "Muaviye'nin, benim soyuma çok büyük kötülükler edeceğini, Hazreti Ali'nin kanlı bıçaklı düşmanı olduğunu Cebrail bana bildirdi. Bu işleri oğluyla beraber yapacakmış. Bütün soyumu şehit edecektir. Muhammed hanedanına türlü işkenceler, kötülükler, kıyımlar yapacaktır." Muaviye söylenenleri işitince Resulullah'ın önünde yüzünü yere vurdu ve şöyle dedi: "Ben Ali'ye kin tutamam. Ey resul! Oğlum olmaması için hiçbir kadınla birleşmem. Büyük ant içiyorum. Şehvete kapılmayacağım. Hiçbir kadına varmayacağım." Hazreti Muhammed şöyle buyurdu: "Kaderi değiştirmek olmaz." Muaviye'nin erkeklik organında akrep sokması sonucu bir yara çıktı. Bu yüzden çok acı çekti, düştü, bayıldı. Su serpince gözünü açtı, ayıldı. Her ne kadar ilaçla iyileştirmeye çalıştılarsa da, yara daha beter oldu. Çoluk çocuktan yoksun dinsiz bir doktor vardı. O doktorun adı Semun'du. Muaviye'nin yarasını görünce şöyle dedi: "İyileşmek için bir kadına yanaşman gerekir. Bu beladan ancak böyle kurtulabilirsin. Benim 90'lık bir cariyem vardır. Hindu bir kadındır, yüzü karadır, babamdan bana kalmıştır, oğuldan kızdan kesilmiştir." Muaviye, 90 yaşındaki cariyeyi 500 dinara Semun'dan satın aldı ve onunla yattı. O doksanlık koca karı hamile kaldı. Zamanı gelince o it doğdu. Adını Yezid koydular. O murdarın doğumunu Hazreti Muhammed'e haber verdiler. "Muaviye verdiği sözü unuttu" dediler. Melekler imamı Hazreti Muhammed, Muaviye'nin sürülmesini ve resulullah'ın sohbetinden üç menzil uzaklaştırılmasını buyurdu. O anda Muaviye'yi kovdular. Medine'den 3 günlük yola kadar o inatçı serseriyi sürdüler. Hazreti Muhammed gaybete çekildikten sonra onun yerine geçen Ebu Bekir, Ömer Resulallah vasiyetini güya tutarak muaviye'yi üçer menzil sürdüler. Halifelik tahtına Osman geçince Muaviye'ye aşırı derecede yakınlık gösterdi. Onu yanına çağırarak ağırladı ve hilat giydirdi. Şam'da vali olan Muhammed bin Ebu Bekir'in valiliğini azletti ve Muaviye'yi Şam valisi yaptı. Kaynak: Hz. Ali'nin Faziletnamesi, s.132-134, Can Yayınları, 2. Baskı #hzali #islamicvideo #iman #din #hak #allah #hzmuhammedsavv