У нас вы можете посмотреть бесплатно Zikrullah | Firâkî Efendi или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
İstanbul’da, surların gölgesinde kalan eski bir tekkenin avlusunda, sabah meltemiyle birlikte eski bir ney sesi dolaşıyordu. Taş duvarlara çarpıp yankılanan bu ses, sanki zamanın içinden geliyordu. Derviş, yıllardır orada yaşardı. Konuşmazdı pek. Konuştuğu vakitse kelimeleri değil, suskunluğu anlatırdı. Üsküdar’dan Galata’ya kadar onu bilen bilir, “Suskun Dede” derdi halk. Ne bir malı vardı ne mülkü, ama dualarda adı geçerdi. Bir sabah tekkenin kapısında toplanan kalabalık dikkat çekti. Sessiz bir telaş vardı. Avluda bir tabut, beyaz bir kefene sarılmış bir beden. Üzerine konmuş bir tespih, baş ucunda bir hurma dalı. İmam vakur bir sesle sordu: “Merhûmu nasıl bilirdiniz?” Halktan biri gözyaşlarını sildi, başını eğerek fısıldadı: —“Ben onun kapısını her çaldığımda açtı.” Bir diğeri: —“Hiç kimsenin ayıbını konuşmazdı, kendininkini anlatırdı.” Bir başkası: —“Ne zaman karanlığa düşsem, ses etmeden kandil yakan oydu.” İmam tekrar sordu: “Merhûmu nasıl bilirdiniz?” Ve bir anda kalabalığın ortasından, yürüyen yaşlı bir derviş çıktı. Siyah hırkası, başında sikkesi, gönlünde bin bir derinlik… Yaklaştı tabuta. Eğildi. Dudaklarından şu sözler döküldü: “Ben onu… hiç bilmedim. Zira kendini hiç göstermedi.” Avluya bir sessizlik indi. Derviş devam etti: —“Bir kul, kendini ne vakit silerse, işte o vakit Hakk’ın yüzü görünür. Bu yatan kişi, her sabah nefsine cenaze namazı kıldıranlardandı. Kendini yok bildi, yoklukta var oldu. O yüzden ben onu bilmedim, çünkü o ‘ben’i bilmezdi.” Gözlerini göğe kaldırdı derviş, hafifçe döndü: —“Ve şimdi siz biliniz ki… En çok görünen değil, en çok saklanan hakikattir. Rüzgâr gibi geçti aramızdan. Dokundu, serinletti, ama hiç ‘ben esiyorum’ demedi.” O gün o tekkede, bir cenaze kalkmadı yalnızca. Bir edep gömüldü, bir tevazu göğe yükseldi. Ve hikâyenin sonunda, ne adı kaldı ne sandığı. Sadece dillerde şu kaldı: “Merhûmu nasıl bilirdiniz?” —“Hiç bilmedik… Zira o kendini hiç bilmişti.” Bil ki, vakti geldiğinde omuzlarda taşınan bedenin değil,sırtında taşıdığın niyetindir.. . Ney Taksimi 00:00 Aşkınla Çak Olsa(Kaside) 01:37 Aşkınla çâk olsa bu ten Ben yine İllallah direm Yansa kül olsa bu beden Ben yine İllallah direm Eğer beni yandırsalar Külüm göğe savursalar Her âzamı ayırsalar Ben yine İllallah direm Bağrımda bitse başlarım Çeşmimde aksa yaşlarım Ah ü zâr olsa işlerim Ben yine illallah direm Seyyid Nızamoğlu eyle Ceddiyle haşrolabile Mümin müvahhidler ile Ben yine İllallah direm Ey Risalet Tahtının Hurşid'i Mah-ı Enveri 04:31 Ey risalet tahtının hurşid'i mah-ı enveri Vey nübüvvet mazharı ahir zaman peygamberi Hakk senin şanında levlak okudu ya Mustafa Yani sensin nur Muhammed kainatın rehberi Sure-i Şemsidduha geldi cemalin şanına Âlemi kıldı münevver bâ kemalin enveri Yâ Resulâllah şefaât kıl Gazâli hasteye Bir günahkâr ümmetindir hem kamunun kemteri Yâ Resûlallah Acep Kimdir Bize Senden Yakîn 05:35 Yâ Resûlallah aceb kimdir bize senden yakîn Yâ Habîballah seni bildik şefi'al müznibîn Biz sana ümmet olunca eyleriz gayri emîn Es-salâtu ve's selâm ey rahmete'l lil âlemîn Hep senin'çün halkolundu bu semâvât u zemîn Allâh Allâh hüve Rabbünâ Rahmâni 7:14 Allâh Allâh hüve Rabbünâ Rahmâni İrham bi fazlı şeyhina Geylâni(Rifai) Ya Hayy, Ya Hayy, Ya Hayyy, Ya Hayy A Sultanım Sen var iken Ya ben kime yalvarayım Ya Hu Allâh Allâh hüve Rabbünâ Rahmâni İrham bi fazlı şeyhina Bedevi(Düssuki) İsmin Gani-Settar iken Ya ben kime yalvarayım ya hu Allâh Allâh hüve Rabbünâ Rahmâni İrham bi fazlı şeyhina Halveti(Şirvani) Yunus’u bir-huş eyleyen Ya ben kime yalvarayım Ya Hu Allâh Allâh hüve Rabbünâ Rahmâni İrham bi fazlı şeyhina Halveti(Şirvani) Ney Taksimi 10:34 Severim Ben Seni 11:49 Severim seni ben candan içerû Yolum vardır bu erkândan içerû Şeriât, tarikat yoldur varana Hakikât mârifet andan içerû (Bu arada Seyyid Yahya Şirvani Hazretlerine yönelik kaside okunuyor.) Dinin terk idenin küfürdür işi Ol ne küfürdür imandan içerû Beni benden sorman, ben ben değilim Bir ben vardır bende benden içerû (Hazreti Pir Yahya Şirvani'ye ithafen bir kaside daha okunmakta) Süleyman kuş dili bilir dediler Süleyman var Süleyman'dan içerû Kesildi takatim dizde dermân yok Bu ne mezhep içiş dinden içerû Yunus'un sözleri hundur âteştir Kapında kul var sultandan içerû Aşkınla Çak Olsa Bu Ten(Kaside) 17:50 Sela 21:15 . Bizi Spotify'dan dinleyebilirsiniz : https://open.spotify.com/intl-tr/arti... Eser ve Tablolarımız : https://www.shopier.com/yegahsanat