У нас вы можете посмотреть бесплатно (403) Kırık Manalı Kasas Sûresi 78-88 | Karun'a Özenenlerin Pişmanlığı или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Kırık Meal Dersi Sayfa: 394 | Ders: 403 | Kasas Sûresi 78-88 | 20.cüz İsmail Yaşar ile Kur'ân-ı Anlıyorum, Kelime Manalı Meal ve Tefsir Dersleri Kur'ân-ı Mecîd Meali: ﴾78﴿ O (Kārûn kavminin bu nasîhatlerine cevâben:) “Bu (mal) bana ancak, (kimyâ, ticâret ve yönetim gibi konularda) yanımda bulunan büyük bir ilimden sebep verilmiştir (dolayısıyla bunu ben kazandım)” dedi. Hâlbuki o (bu sözü söylerken şu hakîkati) bilmedi mi ki; gerçekten ondan önceki asırlar (halkı arasın)dan, kendisi kuvvet bakımından ondan daha güçlü ve (mal ve ordu) toplama yönünden daha ziyâde (imkâna sâhip) olan kimseleri Allâh kesinlikle helâk etmiştir?! Zâten (Allâh-u Te‘âlâ herkesin suçunu hakkıyla bildiği için) o suçlular(a kıyâmet günü) günahların(ın neler olduğun)dan (bile) sorulmaya(rak sorgusuz sualsiz onlar cehenneme atıla)caktır. ﴾79﴿ Derken o (Kārûn), (altın eğerli beyaz bir katır üzerinde, kırmızı ipeklerle süslü dört bin atlı hizmetçiden oluşan debdebe ve) ziyneti içerisinde (büyük bir ihtişamla) kavminin karşısına çıktı. (Onun bu servetini görüp de) kendileri o en alçak hayâtı(n geniş imkânlarına kavuşmayı ve onları hayra harcayarak sonsuz saâdete ulaşmayı gayr-ı ihtiyârî olarak) arzulamakta olan (bâzı Müslüman)lar: “Ey (millet), keşke Kārûn’a verilmiş olanın bir benzeri bize âit olsaydı. Gerçekten (de) o (adam dünyâlık husûsunda) elbette çok büyük bir nasip sâhibidir” dedi(ler). ﴾80﴿ Kendilerine (dünyâ ve âhiret hâlleriyle ilgili yeterli) ilim verilmiş olan (Yûşa (Aleyhisselâm)ın da aralarında bulunduğu) o (sâlih) kimseler ise: “(Dünyâyı tercih ederseniz) helâk olasınız! (Böyle bir istekten vazgeçin!) Allâh’ın (âhirette vereceği) sevabı, îmân etmiş ve (îmânın gerektirdiği şekilde) sâlih ameller işlemiş kimseler için (Kārûn’a verilmiş olanlardan elbette) çok hayırlıdır. Ama (Allâh’ın sevâbının netîcesi olan) o (cennet yurdu)na ancak (ibâdetlere devâm edip, günahlardan ve şehvetlerden uzak durmaya) sabreden kimseler kavuşturulur” dedi(ler). ﴾81﴿ Nihâyet Biz onu da, (kapısını ve duvarlarını som altından yaptırdığı) evini de (bütün mal varlığını da) yer(in dibin)e batırdık. Artık Allâh’tan başka onun için herhangi bir topluluktan hiçbiri bulunmadı ki ona yardım edebilsinler! Böylece o (Kārûn azaptan kurtulabilmek için hiçbir şeyden) yardım görenlerden olmadı. ﴾82﴿ Daha dün onun mekânını(n bir benzerine nâil olup onun yerinde olmayı) temennî etmiş olan o kimseler sabah olunca (kendilerine gelerek birbirine) diyorlardı ki: “Görmez misin; kullarından murâd ettiği kimseler için Allâh rızkı genişletiyor ve (istediğine) daraltıyor. (Demek ki bu durum Allâh’ın takdîri gereğiymiş, yoksa bir insana zenginlik vermesi o kişinin Allâh nezdindeki değerine, bir kişiyi fakir etmesi de onun alçaklığına delâlet etmiyormuş. Meğer Kārûn gibi zengin olmayı istediğimizde) Allâh (bunu) bize (vermeyerek) iyilikte bulunmuş olmasaydı, elbette (onu yerin dibine batırdığı gibi şimdi) bizi (de) batırmış olacaktı! Görmez misin, gerçek şu ki; (Allâh’ın peygamberlerini inkâr eden ve nîmetlerine nankörlükte bulunan) o kâfirler (hiçbir zaman) felâh (ve kurtuluş)a eremez(ler)!” ﴾83﴿ (Habîbim!) İşte sana! O (dünyâya nispetle) sonraki yurt (olan âhiret ve bunca medhini işittiğin cennet var ya); Biz onu o kimseler için tahsîs edeceğiz ki, onlar yer(yüzün)de üstünlük (taslamak) istemezler, bozgunculuk (ve zulüm yapmayı arzulayanlar) da olmaz(lar). Zâten o (güzel) âkıbet, (Allâh-u Te‘âlâ’nın azâbından korunmak için O’nun emirlerini tutup yasaklarından sakınan) takvâ sâhiplerine âittir. ﴾84﴿ Her kim (îmân ve ve sâlih ameller gibi) o güzel şeyle (mahşere) gelirse, artık ondan dolayı kendisi için çok büyük bir hayır (ve sevap) vardır. Ama her kim (kâfirlik ve günahlar gibi) o kötü şeyle (âhirete) gelirse, kötü şeyleri işlemiş olan o kimseler (ise) ancak kendilerinin (dünyâdayken) sürekli yapar oldukları o (kötü) şeyler(in karşılığı) ile cezâlandırılacaklardır. ﴾85﴿ (Habîbim! Üzgün bir hâlde Mekke’den çıktığını ve ona hasret çektiğini bilmekteyiz. Ama bir gün gelecek) şüphesiz ki sana Kur’ân’ı (okumanı ve hükümleriyle amel etmeni) farz kılmış olan O Zât, elbette (senin tarafından çok sevilen ve) alışılan çok kıymetli yer (olan Mekke-i Mükerreme’y)e seni geri çeviricidir /elbette seni (ölümünün ardından, cennette kimseye nasip olmayacak) çok değerli bir dönüş yerine döndürücüdür/. (Habîbim!) De ki: “Benim Rabbim (benim gibi size) hidâyeti getirmiş olan kimseyi hakkıyla bilendir; kendisi çok açık bir sapıklık içinde bulunan (sizin gibi müşrik) kimseleri de (en iyi bilendir)!” ﴾86﴿ (Habîbim! Sakın sen Mekke’ye geri döneceğinden ümitsiz olma! Nitekim nübüvvetten önce) sen bu Kitâb’ın sana vahyedileceğini de ummakta değildin. Lâkin senin Rabbinden (kullarına) büyük bir rahmet olsun diye (böyle büyük bir Kitâb sana indirildi)! O hâlde sakın sen (Mekke’ye dönebilmek için) o kâfirler(le iyi geçinmeye çalışarak, onları idâre ederek ve bâzı isteklerine olumlu cevap vererek kendilerin)e arka çıkan biri olma! (Zîrâ Rabbin sana bu imkânı sağlayacağına söz vermiştir.)